Türkiye son zamanların en zor bir dönemecinden geçiyor. Bir taraftan düşürülen uçak yüzünden yüz yüze kalınan Rusya ekonomik yaptırımları, diğer taraftan Musul'a asker gönderme yüzünden maruz kalınan tepkiler ve Suriyeli sığınmacı krizi.
Rus uçağının düşürülmesi konusu sıcaklığını halen koruyor. Her gün Türk ve Rus devlet adamlarının karşılıklı tehdite varan söylemlerini dinliyoruz. Karşılıklı yaptırımlar konuşuluyor. Bunlardan bazıları başladı, bazıları da 1 Ocak itibariyle başlayacak.
Krizin Türkiye'ye faturasının kısa vadede 7, uzun vadede de 20 milyar doları bulacağı konuşuluyor. Turizm ve tarım sektörü en çok etkilenecek kesimler arasında buluyor. Özellikle Rus turistlerin yoğun olarak gittikleri Antalya'daki otel rezervasyonun iptalleri başladı bile. Zararın yaklaşık 3,5 milyar doları bulacağı ifade ediliyor. Bu da cari açığın artmasına neden olacak. Turizm sektörü cari kontrol edilmesinde önemli bir role sahip. Parasal zararın yanı sıra sektörde işten çıkarmalar da yaşanacak.
Bu kriz tarım kesimini de vuracak. Türkiye'nin tarım ve tarıma dayalı sanayi ürünlerinin en iyi müşterisi Rusya. Geçen yıl ile bu yıl kıyaslandığında bu anlamda sadece Rusya pazarının genişlediği görülüyor. Rusya her ne kadar yaptırımı Ocak ayından itibaren uygulayacaksa da, şu anda tırlar içerisinde Rus gümrüklerinde bekletilen yaş meyve-sebzeler bozulacak ve bozulduğu gerekçesiyle iade edilecekler.
Kriz daha önce, örneğin Rusya ile bağlantılar yapılmadan önce baş gösterseydi, Türkiye yeni pazarlara yönelebilirdi. Ancak bu aşamadan sonra yeni pazarlar bulmak oldukça zor görünüyor. Bu durum üreticiyi fena vuracak. Şimdiden pazarlarda bunun yansımaları başladı.
Yaş meyve ve sebzenin yanı sıra, Rusya'ya önemli oranda piliç eti satan kanatlı sektörü de bu darbeden nasibini alacak. Şu anda yasaklar listesine girmeyen süt ürünleri de ileride bu listedeki yerini alabilecek.
Mülteciler konusuna gelirsek. Türkiye geçen haftalarda, başta Suriyeli sığınmacılar olmak üzere Türkiye'den AB'ye giden mülteciler konusunda, 3,2 milyar avro para, müzakerelerde bazı fasılların açılması ve Türkiye vatandaşlarına serbest dolaşım hakkı tanınması gibi koşullar karşılığında, AB ile bir 'geri kabul anlaşması' yaptı. Buna göre Türkiye kaçak yollarla AB ülkelerine giden mültecileri geri kabul edecek, burada toplama kaplarında tutacak ve ülkelerine geri gönderecek.
Ancak AB bu koşulları yerine getirecek mi? Gelen para mültecilerin kamplarda tutulmaları ve geri gönderilmeleri için harcanacak.
Fasılların açılması nispeten kolay da, kapanması zor. Kıbrıs Rum Kesimi (KRK) fasılların kapanmasına ambargo koyuyor. Birçok fasıl KRK yüzünden kapanmıyor. Çünkü kapama için oy birliği geriyor. Bu da Rumlar'ın işine geliyor ve AB'nin de desteklediği birçok koşulu dayatıyorlar.
Bu yılsonuna doğru gerçekleşecek olan serbest dolaşıma hakkına gelince. Başta dolaşım işleri iyi gider, bir iki yıl sonra 'Türkler Avrupa'yı işgal ediyor' diye bu kararlarından vazgeçerler. Zaten o zamana kadar da sığınmacı konusu halledilmiş olur.
İnsan haklarının beşiği AB, terörün ucu kendine dokununca nasıl da tornistan ediverdi. Yaptığı anlaşma ile Türkiye'deki aydınlar arasındaki güvenini yitirdi.
Zaten mültecilerin geri gönderilmesi konusunda itirazlar da yükselmeye başladı. Burada esas sorun Suriyeli sığınmacılar. Çünkü Suriye'de savaş var ve kaçanlar genellikle ya IŞİD gibi silahlı grupların ya da rejimin muhalifleri. Geri gönderilmesi durumunda akıbetlerinin ne olacağı bilinmiyor. Bu nedenle de Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği bunun insani olmadığını söylüyor.
AB ile yapılan anlaşmaya göre Türkiye, Suriyeli sığınmacılara çalışma izni de verecek. Buna göre Suriyeli çalıştırmak isteyenler İş kur'a başvuracaklar. Türkiye'de en az 300 bin Suriyeli işçi çalıştırılıyor. Bunlardan sadece 6 binine yasal çalışma izni verilmiş. Yani yaklaşık 295 bin Suriyeli işçi asgari ücretin yarı fiyatına ve üstelik de sigortasız olarak çalıştırılıyor.
Suriyelilerin niyeti kalıcı olmak ve bunların hemen hemen tamamının istihdama dahil olmaya çalışacağı göz önüne alındığında, bu durumun çalışma barışını bozacağından endişe ediliyor. Çünkü Türkiye'de de işsizlik, özellikle de genç işsizlik, önemli boyutlarda. Türkiye'deki genç, işsiz kaldığında, bunun nedeninin Suriyeliler olduğunu düşünecek.
Suriyeliler de ülkelerinde yaşarken dış müdahaleler sonucunda çıkarılan iç savaş nedeniyle Türkiye'ye geldiler. Ev yok, iş yok, para yok ve bu durumda şayet çalışmazlarsa özellikle gençler çeteleşip şehirlerde huzur bırakmazlar.
Bakalım ne olacak?