Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- İzmir’de depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle kapatılan Çankaya Katlı Otoparkı’nın bulunduğu alanla ilgili dikkat çeken bir karar alındı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Koruma Kurulu, Agora Antik Kenti sınırında yer alan otoparkın bulunduğu alanın “1. derece arkeolojik SİT” statüsünü “3. derece arkeolojik SİT”e düşürdü. Kararda, bölgede yeni bir kültür varlığına rastlanmadığı ve otoparkın kamu yararı taşıdığı ifade edildi.

Konuya ilişkin Egedesonsöz’e açıklamalarda bulunan TMMOB Mimar Odası İzmir Şubesi, Smyrna Antik Kenti Agorası’nın hemen yanında yer alan bölgede koruma statüsünün düşürülmesinin “koruma ilke ve esasları açısından tartışmalı” olduğunu belirtti. Mimarlar Odası, alınan kararın mevcut otopark yapısının güçlendirilerek kullanımının sürdürülmesinin önünü açabileceğine dikkat çekerek, tarihi çevre üzerindeki baskının devam edeceği uyarısında bulundu.

KÜLTÜREL KATMANLAR TAHRİP EDİLDİ
Konuya ilişkin Egedesonsöz’e açıklamalarda bulunan TMMOB Mimar Odası İzmir Şubesi, “Arkeolojik buluntuların yoğun olduğu ve izlerinin hâlen okunabildiği bir alanda SİT derecesinin düşürülmesi, koruma ilke ve esasları açısından tartışmalı bir durumdur. Bu kararın, riskli yapı olarak tespit edilen mevcut otopark yapısının güçlendirilmesi ve kullanımının devam ettirilmesine yönelik bir sürecin önünü açtığı görülmektedir. Bu durum ise, aslında uzun yıllardır tarihi çevre üzerinde baskı oluşturan mevcut yapının kullanım ömrünü uzatmaktadır. Konuya yalnızca yapı ölçeğinde değil; tarihi çevrenin korunması, arkeolojik alanın bütünlüğü ve ulaşım politikaları çerçevesinde bütüncül biçimde yaklaşılması gerekir. Çankaya Katlı Otoparkı’nın inşa sürecinde gerçekleştirilen kazılar sırasında, alandaki kültür katmanlarının büyük ölçüde tahrip edildiği uzun yıllardır dile getirilmektedir. Dönemin bazı raporları ve görselleri üzerinden yapılan değerlendirmelerde, çıkan arkeolojik buluntuların önemli ölçüde zarar gördüğü ve alanın özgün arkeolojik niteliğinin kayba uğradığı ifade edilmektedir” dedi.

Adıyaman'da iki otomobil çarpıştı: 3 ölü
Adıyaman'da iki otomobil çarpıştı: 3 ölü
İçeriği Görüntüle

TARİHİ MERKEZE ARAÇ BASKISI ARTIYOR
Tarihi yapıların yıkılarak otopark alanına dönüştürülmesinin ‘normalleştirildiğine’ dikkat çeken Mimarlar Odası Şube Yönetimi, “Günümüzde iklim krizi, sürdürülebilirlik ve yapı stokunun değerlendirilmesi gibi konular nedeniyle mevcut yapıların güçlendirilmesi yaklaşımı da önem taşımaktadır. Ancak burada temel mesele, bu yapının bulunduğu alanın sıradan bir kentsel parsel değil; İzmir’in en önemli arkeolojik ve tarihi odaklarından birinin tam merkezinde yer almasıdır. Bölgedeki otopark ihtiyacı tamamen göz ardı edilemez. Ancak bugün Basmane ve Kemeraltı çevresinde, tarihî yapıların yıkılarak otopark alanına dönüştürülmesinin giderek normalleştiği bir durumla karşı karşıyayız. Bu durum tarihi çevre dokusuna zarar vermektedir. Oysa bu bölge; metro, tramvay, vapur ve otobüs gibi çok sayıda toplu ulaşım alternatifiyle güçlü bir erişim imkanına sahiptir. Bu nedenle mesele yalnızca “otopark kaldırılsın” tartışması değildir. Asıl ihtiyaç; tarihi çevreyi koruyan, toplu ulaşımı güçlendiren ve araç baskısını kademeli olarak azaltan bütüncül bir ulaşım stratejisinin oluşturulmasıdır. Dünyadaki pek çok tarihî kent merkezinde olduğu gibi, temel yaklaşım araçları tarihî çekirdeğin içine kadar taşımak değil, erişimi toplu ulaşım üzerinden güçlendirmektir. Bu çerçevede, yüksek kapasiteli otopark çözümlerinin tarihî merkezin içinde değil, çeperlerinde kurgulanması daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Böylece hem tarihî çevre üzerindeki araç baskısı azaltılabilir hem de Kemeraltı, Agora ve çevresindeki kamusal alanlar daha nitelikli bir yaya deneyimiyle yeniden ele alınabilir. Yeni ulaşım ve otopark çözümleri etaplar halinde geliştirilirken mevcut otopark yapısının da kademeli biçimde işlevsizleştirilmesi; sonrasında alanın arkeolojik, kamusal ve ziyaretçi odaklı kullanımlara dönüştürülmesi gerekmektedir. Aksi halde, hem mevcut yapının varlığı hem de plansız bir yıkım sonrası oluşacak belirsizlik, tarihî çevre ve arkeolojik alan bütünlüğü açısından yeni sorunlar üretmeye devam edecektir” ifadelerine yer verdi.

OTOPARK İÇİN ÇEPER ÖNERİSİ
Kemeraltı ve çevresindeki çarşı bölgesinin ciddi bir otopark ihtiyacı bulunduğunu dile getiren Şube Yöneticileri, “Bu nedenle, mevcut yapının kullanım dışı kalmasının ardından otopark işlevinin yeniden gündeme gelmesi anlaşılabilir bir durumdur. Çözümü ise tarihi kent merkezinin çeperinde ve toplu ulaşım çözümleri ile olmalıdır. Ancak burada temel mesele yalnızca otopark ihtiyacına indirgenmemelidir. Çünkü söz konusu alan, İzmir’in tarihî ve arkeolojik açıdan en hassas bölgelerinden birinde yer almaktadır. Mevcut imar planlarında alanın “arkeoloji ve tarih parkı” kapsamında değerlendirilmesi öngörülmektedir. Bu nedenle yapının yıkılması durumunda aynı yoğunlukta yeni bir otopark yapısının yeniden inşa edilmesi mevcut plan kararlarıyla doğrudan uyumlu değildir. Ancak güçlendirme seçeneğinin uygulanması halinde, yapının kullanımının yeniden gündeme gelmesi mümkündür. Bu noktada sürecin yalnızca tek bir yapı üzerinden değil; İzmir Ulaşım Ana Planı, koruma amaçlı imar planları ve İzmir Tarihi Liman Kenti alan yönetim planı çerçevesinde birlikte değerlendirilmesi gerekir. Tarihi kent merkezlerinde temel yaklaşım, araç yoğunluğunu doğrudan tarihî çekirdeğe taşımak yerine, otopark ihtiyacını tarihi kent merkezi çeperinde konumlandırılarak toplu ulaşımı ve çevresel erişim çözümlerini güçlendirmektir. Dolayısıyla burada asıl ihtiyaç hem bölgenin ulaşım gereksinimlerini karşılayan hem de arkeolojik ve tarihî çevrenin korunmasını önceleyen etaplı ve bütüncül bir planlama yaklaşımının ortaya konulmasıdır” diye konuştu.

YENİDEN İNŞA EDİLMESİNİ UYGUN BULMUYORUZ!
Oda tarafından yapılan açıklamanın devamı şu şekilde;

“Koruma statüsün düşürülmesi, teknik olarak alanda yeni yapılaşma kararlarının önünü açabilecek bir durum yaratmaktadır. Ancak bu durumun, geçmişte yapılmış hataların tekrar edilmesi anlamına gelmemesi gerekir. Özellikle Smyrna Antik Kenti Agorası’nın hemen yanında, tarihi çevreyle ölçek, yoğunluk ve siluet açısından uyumsuz, yüksek kütleli bir yapının yeniden inşa edilmesini doğru bulmuyoruz. Buradaki temel çekincemiz, hazırlanacak yeni koruma amaçlı imar planının yalnızca parsel ölçeğinde bir müdahale aracı olarak ele alınmasıdır. Oysa bu alan; arkeolojik SİT alanı, tarihi kent merkezi, ulaşım sistemi, kamusal kullanım kararları ve ziyaretçi yönetimiyle birlikte değerlendirilmesi gereken çok katmanlı bir odaktır. Bu nedenle planlama sürecinin; Smyrna Antik Kenti Agorası arkeolojik alanını, çevresindeki kamusal alanları ve ziyaretçi dolaşımını birlikte ele alan bütüncül bir çevre düzenleme ve ziyaretçi yönetim modeliyle hazırlanması gerekmektedir. Özellikle yayalaştırma kararları, toplu ulaşım bağlantıları, ziyaretçi sirkülasyonu ve kamusal kullanım senaryoları eş zamanlı düşünülmelidir. Ayrıca söz konusu alanın İzmir Tarihi Liman Kenti kapsamında yürütülen UNESCO Dünya Mirası adaylık süreci içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle hazırlanacak planın; üst ölçekli planlarla uyumlu, alan yönetimi yaklaşımını dikkate alan, güncel koruma ilkelerini içeren ve uluslararası koruma standartlarını gözeten bir anlayışla hazırlanması büyük önem taşımaktadır. En önemli beklentimiz ise sürecin şeffaf yürütülmesi; meslek odalarının, uzmanların ve kamuoyunun planlama sürecine dahil edilmesidir.”