1856 yılında; Avustralya'nın Melbourne kentinden, inşaat işçilerinin 8 saatlik iş günü isteğiyle yola çıkan 1 Mayıs, 1886'da Amerikan İşçi Sendikaları'nın günde 12 saat haftada 6 gün talebini de yanına alarak, 1889 Temmuz sıcağında toplanan İkinci Enternasyonal'de işçi sınıfının 'Birlik, Mücadele ve Dayanışma' günü olarak kutlanması unvanına kavuştu.
Bu topraklardaki yürüyüşünün serüveni ise hayli ilginç! Tıpkı İstanbul'da yaşanan/yaşatılan görüntüler gibi…
1912 yılında ilk kez İstanbul'da kutlanıyor. 1923'de yasallaşıyor ve 'İşçi Bayramı' olarak ilan ediliyor. 1924'de ise kitlesel kutlamaları yasaklanıyor… 1935'de 'Bahar Bayramı' adını alıyor… Tüm dünya emekçileri 1 Mayıs'ı; sıkıntılarının ve taleplerinin dile geldiği 'Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü' olarak kutlarken bizlere kırlarda papatya toplamak, kelebek kovalamak düşüyor…
1976'da kimlik arayışları cevap buluyor ve kırlardan alanlara iniyor. DİSK önderliğinde geniş bir katılımla Taksim meydanında kutlanıyor. 1977'de ise 500 bin emekçiyi Taksim'de gören hakim sınıf telaşa düşüyor ve temsilcilerini provokasyon için alana yolluyor. Çatılardan kitleye ateş açılarak panik yaratılıyor ve resmi rakamlara göre 34 emekçi çeşitli nedenlerden dolayı hayatını kaybediyor.
Yaşanan katliama rağmen 1978'de 1 Mayıs yine Taksim'de oluyor. 79'da ise İstanbul'da sokağa çıkma yasağı ilan edilerek Taksim yasaklanıyor. 2013'de yasağın adı; 'yayalaştırma projesi' olarak değiştiriliyor ve Taksim'e çıkan yollarda 'kuş uçurtulmuyor'. Ortaya çıkan manzara ise hepinizin malumu…
2014 ve 2015'de ise önlemler daha da arttırılarak sertliğin dozu zirveye doğru taşınıyor ve 1 Mayıs'a Taksim yine kapatılıyor… Yasakları ve sertliği Gezi sürecine bağlayarak; 'diktatörün Tahrir korkusu' diye tanımlayanlar da mevcut... Neyse; bunlar konumuz dışında… İlgilendiğimiz alan 1Mayıs'ın ülkemizdeki inanılmaz yolculuğu ve vardığı nokta…
2015 yılının 1 Mayıs'ının Türkiye'deki duyguları çok başka olsa gerek… Lakin 'utanç tablosu' olmaktan çıkıp saraya, saraylardaki salonlara taşınıyor… Farklı kesimlerden 434 temsilci ile birlikte üstelik!
1856 yılında Avustralya'nın Melbourne kentinden başlayan yolculuğun Türkiye'de vardığı noktaya bakar mısınız? Harçlı çimentolu eller, tozlu çamurlu sokaklardan başlattıkları yürüyüşün saraylara ulaştığını görselerdi ne kadar mutlu olurlardı kim bilir?