Bu Almanlar artık çok olmaya başladılar. Deniz Feneri ile ilgili birinci davayı anladık, ikincisi ne oluyor...’¶

der bruder? (Kardeşim demek!)
İkinci dava kimleri kapsıyor biliyor musunuz?İlk olarak, Başbakanımız civanımızın yıllar önceden çantacısı, şimdi en zengin ve en sevgili bürokratı Zahid Akman. Başbakanımız yiğidimizin, oğlunun bacanağının babası Zekeriya Karaman (sadece soyadı Maraman’’dır, Karaman’’lılar üzülmesin).
Türkiye Deniz Feneri’’nin kurucusu, ’“Her Şeyi Bilen Adam’” diye tanınan, Başbakanımız delikanlımızın yakın dostu ve sırdaşı Harun Kapıyoldaş.
Peki bu, dini bütün-imanı tam-haram nedir bilmeyen cemaat er’’leri ne ile suçlanıyorlar?
Almanya’’nın Gavur Savcısı diyor ki; Ey Türklerin Başbakanı, bak bu adamlar senin Almanya’’daki gariban vatandaşlarının verdiği sadaka paralarını çalmışlar, yani bunlar hırsızlığın en adisi olan işi yapmışlar, bunlar ’“SADAKA DOLANDIRICISI’”dır. Gelin, adli yardımlaşmada bulunalım.
Almanların Gavur Savcısının bu talebine, bizim Müslüman Sado (Sadullah Ergin) şu yanıtı verdi; ’“Sana ne benim din kardeşimin parasından, o almış bu çalmış, sana ne yahu?’”
Baktı ki davalar ardı ardına gelecek, Almanların bu garip tutumu devam edecek, bizim Müslüman Sado, Almanlar için bir YARGI REFORMU hazırlamaya başladı. Reform taslağının ilk maddesi şöyle: Başbakanımız Sultanımızın yakınları ile uğraşan Alman Hakim ve Savcıların derhal yakalanıp, ’“ERGENEKON’” kapsamında yargılanmak üzere Silivri’’ye kapatılmalarına’…(K. Ferahlı’’ya teşekkürler)
BÜYÜK İFTİRA (!)
AKP’’NİN, parti ve belediyeler olarak dağıttığı tüm gıda maddelerini satın aldığı Torunlar Gıda, TMSF’’den aldığı araziye tam tamına 45.9 Milyon Dolar ödedi. Planlamanın karşı çıkmasına rağmen, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, arsa sahibi Aziz Torun’’a bile haber vermeden 20 bin metrekare olan inşaat alanını, 90 bin metrekare’’ye yükseltti. Bu uygulamaya ’“BÜYÜK VURGUN’” diyenlere Aziz Torun şöyle cevap verdi: ’“Bu mu büyük vurgun?Bu işten kazandığımız para alt tarafı Bir Milyar Dolarcık. Siz vurgun görmemişsiniz, gidin de Deniz Feneri’’ne bakın. Bu bize yapılmış BÜYÜK İFTİRADIR.’”
İSTEYENİN BİR YÜZÜ(!)
Başbakanımızla ne kadar övünsek azdır. Yere düşse bir avuç toprakla kalkıyor, hakkını kimseye kaptırmıyor, helal olsun. Yaptığı her açılıştan Başbakanlığa mutlaka bir şeyler istiyor ve kopararak alıyor. Eee Başbakanlık kimin?Tabii ki bizim, o zaman ne oluyor?Bizim için çalışıyor! Bakın şimdiye kadar neler topladı;
*Sikorsky VİP Helikopter; İ.Melih Gökçek-Zafer Çağlayan-Sinan Aygün’’ün Gayrimenkul ortağı TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu tarafından hediye edildi. Başbakan ve eşi gençlik yıllarından alıştıkları için kısa mesafeli aile gezilerinde bunu kullanıyorlar.
* MAN Fabrikalarından bir adet otobüs,
*Temsa’’dan 300 bin dolar değerinde Safari model otobüs,
*MAN Fabrikalarından Fortuna model kırmızı otobüs,
*ISUZU Kamyon (5 Tonluk)
*Güney Kore’’den hediye edilen 2 LİMUZİN. Birini Emine Hanım kullanıyor.
*BMC VİP Minibüs, Başbakan kar yağınca bu aracı kullanıyor.
*TOYOTO’’DAN Verso otomobil.
Gördünüz mü?Neler toplamış bizler için. Verin Başbakanıma, gitmesin yabana!
İZMİR’’DE RESMİ NEVRUZ’’DA, BAŞKANIMIZ YANMA TEHLİKESİ GEÇİRDİ:
Yeni moda açılım kapsamında, devlet tarafından yapılan zoraki Nevruz kutlamasında, ateşin üstünden atlandı. Hayli kilolu olan ve sigara içen Vali Bey, zorlanarak da olsa ateşin üstünden atladı. Garnizon Komutanı ve Emniyet Müdürü, sporculara taş çıkaracak şekilde ateşin üstünden uçarak geçtiler, olayı seyretmekle görevli asker ve polisler, ’“Alkışlanacaak, Alkışla’” komutuyla güçlü bir şekilde alkışladılar.
Ateşten atlama sırası Başkan Aziz Kocaoğlu’’na gelince, Başkan iyice gerildi ve koşmaya başladı. Günde iki paket sigara içtiğinden daha yolun başında nefesi tıkandı, o sırada aklına metro inşaatı ve Kamu İhale Kurulu gelince iyice yavaşladı ve ateşin ucuna düştü.. Ceketi tutuştu, yetişen zabıtalar ceketi çıkarıp Başkan’’ı kurtardılar. Sonra da kıdem sırasına göre ilimizin değerli bürokratları ateşten atladılar. Yanımıza yanaşan ve ismini vermeyen şişman bir bürokrat, devletin demokratik açılım bahanesiyle bu işlere karışmasına karşı olduklarını söylediler. ’“Demokrasi ayağına şişte piliç gibi kızaracağız’” diyen bürokrat, ayrıca üç arkadaşının ceketinin, iki arkadaşının da pantolonun yandığını ve kimsenin bu masrafı karşılamaya yanaşmadığını ağlayarak söyledi.
Not: Sayın Uğur Yüce, Türkiye’’nin yetiştirdiği ender kıymetlerindendir. Yurt içinde ve dışında gururla ülkesine hizmet etmektedir. Bununla da yetinmeyen Sayın Yüce, çok önemli eserleri Türkçeye çevirerek, özet haline getirip sizlerin hizmetine sunmuştur. Özellikle, dünyayı ve yeni eserleri takip etmek isteyen gençlerin (www.ozetkitap.com) adlı siteden yararlanmaları ve duyurmaları, Sayın Uğur Yüce’’ye verilebilecek en büyük armağandır. Teşekkürler.