Geçen hafta küüüüüüüüüüüt diye düştüm ve sol patella kemiğimi kırdım.
Görünmez kaza, benim aceleciliğim sayesinde görünür oldu!’¶
Arkadaşlarım telefon açıyorlar, ne olup bittiğini anlatıyorum. ’“İyiyim, iyiyim... Sol patella kemiğimi kırmışım’” dediğimde genellikle şu karşılığı alıyorum:
’“Paella mı... Yapma yaaaa’”!
’“Hayatım, ne paellası?Patella, patella!’”
Keşke deniz ürünlerinin başrolde olduğu İspanyolların nefis yemeği paella ile bir ilişkisi olsaydı durumumun....
Neyse, insan başına gelince, diz kapağı kemiği ’“patella’” ile ’“paella’”yı çok kalın çizgiler ile ayırıyor.
Bir haftadır sol bacağım yüksekte, köşe kadısı gibi bir koltukta oturuyorum ya...
Sürekli okuyorum, bir şeyler karalıyorum ve düşünüyorum...
Sahi, niye sol diz kapağımı kırdım?
İflah olmaz bir solcu olmam nedeniyle mi?
Sağcı olsaydım sağ patellamı mı kıracaktım?
Abuk, sabuk düşünceler.... Olabilir. Bu ülkede her şey çok mu mantıklı?
Habire darbe planları ortalığa saçılıyor, bir sürü insan çeşitli iddialar ile suçlanıyor.
27 Nisan muhtırasını bizzat kendisinin yazdığını söyleyen paşa, elini kolunu sallaya sallaya kokteyllere katılıyor.
17 yaşındaki çocuğu asan darbe lideri, Çankaya Köşkü’’nde ağırlanıyor.
Tekel işçileri haklarını korumak için, gazlanıyorlar, coplanıyorlar. Çoluk çocuk 50 gündür dondurucu soğukta yatıp kalkıyorlar...
Maliye Bakanı çıkıp, ’“Bizim hükümetimizin hatası, özelleştirme sonrasında ortaya çıkan, açıkta kalan işçilerimize karşı merhamet göstermesidir’” diyor!
Vicdanı reyting uğruna intihar etmiş bir televizyon yapımcısı, katil Ağca’’nın dans yarışmasında yarışmacı olmasını öneriyor.
Şu beyin ne acayip bir şey!
Sol patella, sağ patella derken nerelere geldim.
Fırsat bu fırsat, gelin şu sağ ’– sol meselesini biraz kurcalayalım...
Bu yılki Türkiye Takvimi’’nin 9 Ocak sayfasında, bakın bu konuda neler yazıyor...
Sağ kelimesinin kullanıldığı yerlerden bazıları:
’• Yaşayan, ölmemiş olana sağ denir, sol denmez.
’• Bir yere kazasız, belasız gidene sağ salim gitti denir, sol salim gitti denmez.
’• Bir kimsenin sadık yardımcısına sağ kolu denir, sol kolu denmez.
’• İleri görüşlü, basiretli, sağduyu sahibi denir, sol duyu sahibi denmez.
’• Sıhhatle alakalı teşkilata sağlık teşkilatı denir, solluk teşkilatı denmez.
’• Kısır olmayan, süt veren hayvanlara sağmal denir, solmal denmez.
’• Müsafeha sağ elle yapılır, sol elle yapılmaz.
’• Rahmetin, yağmurun bol şekilde yağışına sağanak denir, solanak denmez.
’• Tek tük sol elle iş yapan, yazı yazanlara, olumsuz anlamda solak denir, sağlak denmez.
’• İstisnalar hariç, bütün vidalar sıkıştırılmak için sağa döndürülür. Gevşetmek, bozmak için sola bükülür.
’• Helada taharet sol elle yapılır.
’• İngiltere hariç, trafik gidiş istikameti sağdandır.
’• Bir kimseye sıhhat ve afiyette kalması için dua olarak sağlıcakla kalın denir, sollucakla kalın denmez.
Nasıl ama?Şahane değil mi?
Bu satırları okuyunca, Tekel işçilerinin polislerin sağ ellerindeki gaz makineleri ile gazlanmalarının nedenini anladım.
Niçin nankörlükle suçlandıklarını anladım.
Bizzat darbe yapanların niçin baştacı edildiklerini anladım.
Katil Ağca’’nın niçin pop yıldızı yerine konduğunu anladım.
’“Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz’” diyenlerin niçin demokrasi havarisi ilan edildiğini anladım.
Sağdan soldan söz ederken... Bence seçim yılına girdik.
Mağrurlar unutmamalı: İşsizliğe, yoksulluğa gırtlağına kadar batmış bu milletin sağı solu belli olmaz. Sağ gösterip sol vurur!
Kim ölmüş umuttan!