Hiç hayatta başkaları adına utandınız mı?
Ben bu sabah, güzel yurdumun bir bakanı yüzünden feci utandım…
Kanserli bir genç kızın 'ilaca ihtiyacım var' lafının üzerine cebine para sıkıştırıp yollamaya çalışan bir zihniyet tarafından yönetilmekten utanç duydum…
* * * *
Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Edirne gezisi sırasında, Cuma namazı öncesi kendisine yaklaşan kanser hastası bir genç kızın, hasta olduğunu ve yardıma ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine cebinden bir miktar para çıkarıp kıza uzatıyor, yetmezmiş gibi 'parayı sakın düşürme çok var orada' diyerek üzerine tüy dikiyor…
Hasta genç kız ise, gururuna yediremediği bu olayı sindirmeyip, namazın bitimini bekleyip parayı bakana iade ediyor…
Ve, ''Görüyorum ki, çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda…'' diyor…
Dünyanın en onurlu en çaresiz cevabı…
Birkaç kelime ancak bu kadar bıçak gibi saplanabilir yüreklere… Birkaç kelime ancak bu kadar sorgulatabilir insana insanlığı…
Şuan bile boğazım düğüm düğüm, yazmak istiyorum ama o genç kızın gözyaşlarıyla dudaklarından dökülen o birkaç kelimeden sonra ne yazsam boş, sadece harf kalabalığı işte…
Hani kafasını ellerinin arasına almış, bir yandan da ağlayan yüzünü kollarıyla kapatan, koşarak oradan uzaklaştığını gösteren fotoğraf var ya, bütün yaşananların özeti bu fotoğraf…
Ah etmek hoş değil ama, bu kızımıza bu hareketi reva görenlerin bu yaptıkları yanlarına kalmayacak…
* * * *
Sabah haberlerde izleyince içim parçalandı…
Gencecik bir kızın, üstelik de hasta bir genç kızın, hasta haliyle ayağına gittiği ve insanlık beklediği birinden bu karşılığı aldığını görmek kanıma fazlasıyla dokundu…
Allah kahretsin böyle düzeni de, adaleti de…
Daha neler neler söylemek istiyorum da…
Bu yanlış anlama, patavatsızlık falan değil, bu bildiğin insan olup olmama meselesi…
Gencecik bir kız geliyor yanına, yardım istiyor…
Bakan bey ne yapıyor?
Cumaya yetişeceğim diye çaresiz bir insanın hastalığını büyük bir cömertlikle 'bağışladığı' parayla savuşturmaya çalışıp, onunla bir de güya cömertliğini vurgulama çabasıyla alay ediyor, sonra alnını secdeye vuruyor…
Yazık ya, gerçekten yazık…
Ne kadar onur kırıcı davrandığını hiç mi fark etmez insan?
Hiç mi anlamaz karşısındakini biraz da olsa?
Müslümanlık, namaz kılmaktan ibaret olsaydı, ne kadar da kolay olurdu değil mi her şey… Temelinde insanlık olmadan, yüreğinde o saf duyguyu taşımadan…
Oysa bu değil be Bakanım, bu değil Müslümanlık…
Farkında mısınız bilmiyorum ama, çaresizliğin kıyısında gezinen güzeller güzeli, yaşamayı hak eden, ölmesi için çok erken kızcağızın içindeki bir iki hücreyi daha öldürdünüz, biraz daha ölüme sürüklediniz…
Kentsel dönüşüm deyip sayısız koca koca binalar yapın… Bir gönlü yıktıktan sonra neye yarar ki?
Yaradan'dan ötürü ite kaka insan sevince, iyilik de bu kadar içten oluyormuş demek….
Güzel kızım, bunu okuyor musun bilmiyorum ama senin için dua ediyorum, bir an önce en insani şekilde iyileşirsin diye.
* * * *
Sağlık temel haktır… Sağlık eşit ve parasız olmalıdır…
Ve bu yurdun insanı eşit ve parasız sağlık hizmetini fazlasıyla hak ediyor… Politikacıların sadakalarını değil… Kalkıp da benim vergimi sadaka olarak dağıtmayın lütfen…
Kimse yaşasın istemem, ama bırakın kanser olmayı, kanser şüphesiyle bir sürü tetkiklere maruz kalındığında bile insan yaşamı sorguluyor, tutunacak dal arıyor…
Tedavi masraflarını geçtim, teşhis için bile çuvallarla para saçılıyor…
Kimse bana sosyal devlet demesin… O sosyal dediğiniz devlet sana aylar sonrasına gün verebiliyor… O sosyal dediğiniz devlet, vatandaşını ölümün kollarına terk edebiliyor…
Bu ülkede herkese Rabbi Cleveland demiyor ne yazık ki…
Herkes hastane kapatıp ameliyat olamıyor bu ülkede…
İnsanlar hastalıklarına teşhis konulamadan sıra beklerken ölüyor, ilaç beklerken ölüyor…
'Kanser gibi bir hastalık için devlet ilaç temin etmiyorsa, edemiyorsa Sağlık Bakanlığı ne iş yapar?' diye sorasım var ama cevabı da belli zaten: Bugünlerde T.C'leri kaldırmak gibi önemli işleri var…
DİPNOT: Yazıyı yazdığım sürece, Atatürk'ün vatandaşını dikkatle dinlediği fotoğrafı gözümün önünden gitmedi…