Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin CHP 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin verdiği "mutlak butlan" kararı, siyaset gündemini sarstı. Kararı DW Türkçe ekibiyle yaptığı söyleşi sırasında öğrenen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, değerlendirmelerde bulundu.

"İKTİDARI HEDEFLEDİĞİMİZ İÇİN İKTİDARIN HEDEFİNDEYİZ"
Yaşananları Türkiye’deki otoriterleşmenin ulaştığı "son nokta" olarak tanımlayan Özel, "Sandıkta yarışacağı rakibini belirlemek, rakip siyasi partinin yönetimini değiştirmek... Bunlar, otoriter rejimlerin yöntemleridir" ifadelerini kullandı. Hedefin kendisi ve belediye başkanları olduğunu söyleyen Özel, "Özgür Özel’in direncini kırmadan, itibarsızlaştırmadan CHP’den kurtulamayacaklarını biliyorlar. İktidarı hedeflediğimiz için iktidarın hedefindeyiz" dedi.

Operasyonların belediyelerle başladığını belirten Özel, şunları kaydetti:

"Yolsuzluk denildi, adayımız alındı. Sonra yayıldı, yayıldı. Geldiğimiz noktada artık özel hayata varan iddialarla muhatap oluyorsunuz ve çocukluk arkadaşınız alınıyor. Hedef sizin çevreniz, hedef direkt sizsiniz aslında.

Partinin önünde iki seçenek vardı. Bu seçeneklerden bir tanesi Ekrem İmamoğlu'na ve partiye yapılan saldırıların birer hukuki süreç değil, siyasi bir süreç olduğunu kabul ettik. Bunun üzerinden arkadaşlarımızı yalnız bırakmadık, onlara inandık. İddianame yokken, iddianameyi yargılanmak değil, yargılamak için beklediğimizi söyledik. Atılan iftiraların işte bir dizi dünya kadar iftira hiçbir iddianamede yer almayan ama günlerce konuşan işte içi para dolu bavullar, yapılan toplantılar, parke altından çıkan paralar, Ekrem İmamoğlu'nun arabaları, kurultayda dağıtılan cep telefonları gibi yalanların hiçbirine itibar etmedik ve iddianamede hiçbiri olmadı.

Boğaziçi Yönetim A.Ş. soruşturmasında 25 tutuklama
Boğaziçi Yönetim A.Ş. soruşturmasında 25 tutuklama
İçeriği Görüntüle

Muhalif seçmeni ayağa kaldırdık ve bu şartlar altında İmamoğlu'nu hedef alanlar gördüler ki onu itibarsızlaştıramıyorlar. Aksine itibarı yükseliyor ve döndüler dediler ki CHP'yi hedef almalıyız, dolayısıyla CHP'nin belini kırmalıyız. Özgür Özel'in belini kırmadan, Özgür Özel'in direncini kırmadan, Özgür Özel'i itibarsızlaştırmadan, Özgür Özel'i uzaklaştırmadan CHP'den kurtulamayız. O yüzden de hedefteyiz.

Temel hedef benim. Beni yıldırmak, beni durdurmak. Bana defalarca çağrı yapmadılar mı? Ankara'ya gel otur partinin başında dur diye. Bana konforlu bir muhalefet alanı teklif ettiler. Ama biz ne olursa olsun iktidar hedefledik. İktidarı hedeflediğimiz için de iktidarın hedefindeyiz."

"BASKIN SEÇİM BEKLİYORUZ"
Mahkeme kararının ardından kulislerde konuşulan "baskın seçim" ihtimaline de değinen Özel, iktidara meydan okudu:

"Yapsınlar baskın seçimi, bekliyoruz. En kısa sürede yapsınlar Cumhurbaşkanlığı seçimini. Getirsinler sandığı biz bu ülkede iktidarı değiştiririz. Bizim adayımız Cumhurbaşkanı seçilir. Getirsinler baskın seçimi yapsınlar, adayımızı gösterir, biz bu seçimi kazanırız."

"İMAMOĞLU SEÇENEĞİ MASADA"
"Kılıçdaroğlu kayyum olarak gelirse aday nasıl belirlenecek?" sorusuna yanıt veren Özel, "Partinin adayı belli. İmamoğlu'nu aday gösterebileceğimiz güne kadar adayımız odur. Yoksa bu parti seçimi kazanacak adayı gösterir. O kadar net. Onun dışında Cumhurbaşkanı adayı olmak için ayrıca yüz bin imza seçeneği de var. Biz 15,5 milyon imzayla İmamoğlu’nu aday göstermişiz. 25,5 milyon imzayla arkasında durmuşuz. Yüz bin imzanın iki yüz elli katını toplamışız. Bir aday gösterir, bu seçimi kazanırız" ifadelerini kullandı.

"YEDEK PARTİ, KAPATMA DAVASINA KARŞI TEDBİR"
Parti kulislerinde konuşulan "yedek parti" hazırlığına dair iddialara da açıklık getiren Özel, hazırlığın bir ayrılma değil, bir "tedbir" olduğunu vurguladı:

"Parasını ayırma ve bunların hepsi fasarya ama şöyle bir şey var; yedekte bir parti olduğu doğru ama bunu mutlak butlan kararından önce de söylüyordum. Şimdi mutlak butlan kararı çıktı yine söylüyorum, bu parti hazırlığı partiden ayrılmak ve bir başka parti kurmak üzere değil. Olası bir kapatma davası ya da Cumhuriyet Halk Partisi'nin milletvekili listelerini veremeyecek hale getirilmesi durumuna karşı bir tedbir.

Yani bunu butlan kararından önce de söylüyordum belki inanmıyorlardı. Şimdi karardan sonra da söylüyorum. Yani butlan kararına karşı bir tedbir değildir bu yaptığımız iş. Bu iş parti kapatma ya da partinin seçimlere sokulmamasına ya da partinin seçimlere doğru listelerle seçimlere sokulmaması yönünde bir hamle yapılırsa ona karşı yapılmış bir hazırlık."

KILIÇDAROĞLU'NA MESAJ
Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile süregelen gerilime ilişkin de konuşan Özel, parti kültürüne vurgu yaptı. "Önceki genel başkanların hukukunu korumak mevcut genel başkanın görevidir" diyen Özel, Kılıçdaroğlu’ndan halen "butlan kararı durumunda partiyi huzura kavuşturacak adımları atmasını" beklediğini belirtti. Kendi döneminde her türlü uzlaşı kapısını açık tuttuklarını savunan Özel, "AK Parti yargısını kabullenen ve partinin o yargıyla şekillendirilmesine yol açacak tutumları kabul etmeyeceğimizi de söyledik" ifadelerini kullandı.

Özel, şunları kaydetti:

"Ben bu partide saatin vidasından geliyorum. Bu partinin kültüründe önceki genel başkanlara saygı var. Önceki genel başkanlar bizi eleştirse de biz onları eleştirmemeye dikkat ederiz ve onların hukukunu korumak mevcut genel başkanın görevidir diye düşündüm. Bugüne kadar bunu korudum. Dünkü videodan sonra da korumaya çalıştım, halen de koruyorum.

Hatta genel başkanın ‘ben bir butlan kararı durumunda ya bu kararın verdiği görevi kabul etmem veya işte partimi kanunun izin verdiği en kısa sürede huzura kavuşturacak adımları atarım' diye bir açıklama yapmasını bugüne kadar hep bekledik. Halen daha da o beklentimiz mevcut.

Onun dışında zaten benim söylemediğim şeyleri, her birisi seçimlerde Sayın Kılıçdaroğlu'na oy vermiş insanlar, onunla yıllarca siyaset yapmış olanlar çeşitli eleştirilerde bulunuyor. Ben bırakın kendim eleştirmek ya da o eleştirileri körüklemeyi, Sayın Genel Başkan'a saygısızlık yapılmamasını hep bugüne kadar telkin ettim. Bu benim parti kültürümün ve partinin genel başkanı olmanın verdiği yükümlülük.

Biz şimdiye kadar parti grubunda bir ikilik çıkmamasına hep özen gösterdik. Partinin birliği ve bütünlüğü konusunda uzlaşmak lazım. Bunun için de çok kez fırsat oldu ve soru soruldu arkadaşlara. Biz kimseyi dışlamadık. Ben her seferinde olumlu mesaj verdim. Üç kez kapalı toplantıda ‘Bu salonda haklı olanlar, haksız olanlar vardır geçmiş tartışmalarda. Bütün haklı olanlardan, bütün haksızlar adına ben özür diliyorum genel başkanınız olarak' dedim. Bu vakitten sonra kırgınlık, küskünlük olmasın, hep birlikte olun diye teklif ettik, hep söyledik.

Ama bir türlü böyle hani bizim kapsayamadığımız ve bize sürekli mesafe koyan bir grup arkadaşımız var. Onların o dünkü açıklamayı RT etmelerini de yine biz en geniş anlamda düşünce fikir özgürlüğü falan olarak değerlendirdik, yine bir şey yapmadık. Ama AK Parti yargısını artık kabullenen ve partinin o yargıyla şekillendirilmesine yol açacak tutumları da kabul etmeyeceğimizi de söyledik."

"BİRBİRİNDEN ÖĞRENEN DİKTATÖRLER"
Özel, son olarak Macaristan’da Orban yönetiminin devrilmesi üzerinden yapılan Türkiye karşılaştırmaları ve dünyadaki otoriterleşme üzerine şunları kaydetti:

"Yüzyılın ikinci çeyreğine girerken bütün dünyada şöyle şeylerden endişe ediliyordu; deniyordu ki işte ışıksız fabrikalar var, Endüstri 5.0 var, birbiriyle konuşan makineler var, yapay zeka tehlikesi var ve acaba birbirinden öğrenen yapay zeka, birbirinden öğrenen makineler tehdit olur mu?

Ama önümüze başka bir şey çıktı; birbirinden öğrenen diktatörler, birbirinden öğrenen otoriter yönetimler var. Bunun benzerliklerini sosyal medya yasalarında, dezenformasyon kanunlarında, basını kısıtlarken görüyoruz. Dünyada otoriter rejimlerde ne yaşanıyorsa Türkiye'de de yaşanıyor ama fazlası da yaşanıyor. Basın üzerindeki baskılar, siyaset üzerindeki baskılar.

Şimdi Türkiye'de bir şey görülüyor. Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduğundan beri ilk kez yenilgiye uğradı. Ve yenemediği birisi var Ekrem İmamoğlu. Onu adaylaştırma iradesi gösteren Cumhuriyet Halk Partisi var. Cumhurbaşkanı adayı göstermiş. Hatta bunu 15,5 milyon kişinin oyuyla birlikte yapmış.

Burada otoriter rejimlerin sandığı ortadan kaldırmak yerine, sandığı kendi dizayn etme gibi, rakibini belirleme gibi, adı demokrasi olan ama güçlü otoriter liderlerin olduğu yerlerde kendi rakiplerini belirlemeleri gibi durumlar var. Türkiye'de de maalesef Erdoğan rakibinden korkan ve rakiplerini kendi belirlemek isteyen bir süreçte. Ekrem İmamoğlu'nun başına ne geldiyse buna dair."