İzmir'de uyuşturucu operasyonu: 7 gözaltı!
İzmir'de uyuşturucu operasyonu: 7 gözaltı!
İçeriği Görüntüle

Dilek ÇELİKTEN/EGEDESONSÖZ- Çeşme ve Karaburun kıyılarında yeniden görülmeye başlanan orkinos ölümleri endişe yaratırken, Emekli Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Enver Yaser Küçükgül, balık çiftliklerinin faaliyetlerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Balık çiftliklerinin kanunlara aykırı hareket ettiğini söyleyen Küçükgül, “Karaburun'un uç kısmından Çeşme Körfezi'ne doğru 50'ye yakın balık çiftliği var. 2005'ten önce kıyıya yaklaşık 5-6 kilometre mesafede çiftlik kurulurken, sonraki yönetmelikle bu mesafe 1100 metreye çektiler. Ama bu güzergahtaki çiftliklere bakarsanız bazıları kıyıya 20-30 metre uzaklıkta. Bu balık çiftlikleri kanunlara aykırı olarak yönetmeliğin belirttiği yasal sınırları ihlal ediyor” dedi.

HASTALIKLI BALIKLAR YEM YAPILIYOR
Balık çiftliklerindeki hasta balıkların yem olarak kullanıldığını dile getiren Küçükgül, “Çeşme Körfezi'ni geçince kapalı bir koy olan Gerence Koyu var. Bu koya yönetmelik gereği balık çiftliği kuramazsınız. Ama şu anda Gerence Körfezi'nde 7 tane balık çiftliği bulunmakta ve 2 tane daha kurulma aşamasında. Böyle yaparak bir kere suyun yoğunlaşarak kirlenmesini sağlıyorsunuz. Bir balık çiftliğinin 20-30 kafes bulunuyor. Bir kafeste 750 bin balık bulunuyor. Bir balık günde 1 gram dışkı bıraksa kafese, günde 3,5 ton dışkı yapıyor. Halbuki suyun bunu tolere edip akıntıyla yenilemesi lazım. Ama aşırı sıcak hava, akıntının olmaması suyun ölmesine neden oluyor. Su ölünce oradaki balıklarda ölüyor. Kafeslerdeki balıkların iştahını arttırmak için kimyasal atıklar veriliyor ve tedavisi yapılmayan balıklar denize bırakılıyor. Bunlar tamamen balık çiftliği işletmelerinin vicdani sorunu. Balıkları incelediğimiz zaman balıkların bir kısmı kendini kayaya vuruyor bir kısmı da ters yüzüyor. Bunun anlamı balıkların bir sinir sistemi ve beyin hastalığı var. Bir kafeste bulunan balıkların yüzde 10’u ölebilir bu da 75 bin balık demek ve 25 bin tona tekabül ediyor. Ölen bu balıkları yem fabrikalarına gönderiyorlar. Yani hasta balıkların etiyle yem yapılıp piyasaya sürülüyor. Bu yemle beslenen balıkları tüketicilere yediriyorlar. Kültür balıkçılığı şu andaki uygulanmış haliyle A'dan Z'ye tamamen ahlak ve vicdan sınırlarının ötesinde. Diğer ülkelere baktığımızda koskoca koylarda 1 ya da 2 kafes var. Ama bizim ülkemizde ise yüzlerce kafes var” açıklamasını yaptı.

‘KÖRFEZLER FOSEPTİĞE DÖNDÜ’
Deniz kabuklularının suyu temizlediğini ve ekolojik dengeyi koruduğunu vurgulayan Küçükgül, “Gerence Körfezi'nin tabanında suya oksijen veren su yosunları tamamı ölmüş vaziyette. Suyu filtreleyecek ve temizleyecek olan deniz patlıcanlarını 3 kuruş para kazanacağım diye toplayıp satarsanız, pinalar ile deniz çayırlarını imha ederseniz suyu öldürürsünüz. Bu da balık çiftliklerinde kullandığı kimyasalların bir sonucu. Ağlarının zarar görmesini istemeyen balık çiftlikleri kafeslerinde kabuklu deniz canlıları olmasın diye ilaç basıyor. Bu ilaç sudaki oksijeni tükettiği gibi, sudaki mikroorganizmalara zarar veriyor. Şu anda Gerence Körfezi, Ildırı Körfezi ve Çeşme Körfezi'nin büyük bir kısmı adeta foseptik gibi. Hem pis kokuyor hem bulanık hem de yeşilimsi bir su. Suyun yeşil olması planktonların olduğu anlamına gelir. Planktonlar oksijeni hızla tüketip iyice su kalitesini olumsuz yönde etkiler. Bu da denizin kirliliğini arttırır” dedi.

Balık ölümlerinin neden gerçekleştiğine dair analiz yapılması gerektiğine vurgu yapan Küçükgül, karaya vuran ve ölen balıkların tüketilmemesi gerektiğini belirterek, “Ölen balıklardaki virüsün insan vücudunda nasıl bir etki yapacağını bilmiyoruz. Virüsün türü ve yaşam döngüsünün biyokimyasal olarak ortaya konması lazım. O bakımdan kesinlikle ne insanlar yemeli ne de hayvanlara yedirilmeli” açıklamasını yaptı.

Küçükgül şu ifadeleri kullandı:

Türkiye'de kültür balıkçılığı üretimi baştan ele alınmalı. Balık çiftliklerinin kontrolü için yapılan testler hatalı. Adriyak Denizi'nin standartlarını siz gelip Akdeniz'in ya da Ege'nin sıcak sularına göre uygulamaya kalkıyorsunuz. İndeksler var çeşitli ölçüm parametreleri; azot ve fosfor açısından. Bunlar tamamen yanlış. Dolayısıyla kültür balıkçılığı ya da yapay beslenme dediğimiz teknikler yeniden baştan bilimsel, ahlak ilkelerine göre düzenlenmesi gerekiyor.