Olimpiyatlar başlayalı yaklaşık on gün oldu, daha tek bir madalyamız yok…
Dökülüyoruz…
114 sporcu gönderdik bu yıl…
Bu rakamlar, basında ''Londra'ya çıkarma yaptık'' şeklinde yansıdı…
Tam on gündür yazılıp çiziliyor, 114 sporcuyla gitmişiz de… Yahu Afrika'da ki avuç içi kadar ülkeler 2-3 sporcuyla katılıp, bir de madalya alıp dönüyorlar, biz 200 taneyle gitsek ne olacak, aralarında bir Halil Mutlu bir Naim Süleymanoğlu olmadıktan sonra…
An itibarıyla sonuç kocaman bir hüsran… Yerlerde sürünüyoruz…
Rekor katılım ile gitmişiz olimpiyatlara, ama bu rekor tabi ki bizim için bir rekor… Bu sayıya nasıl ulaştık bilmiyorum ama belli olan bir şey varsa, o da 2008'den bu yana bu ülkede şampiyon sporcu yetişmemiş işte…. 2008 olimpiyatlarını hatırlıyorum da, bayağı iyiydi… Türkiye, 1 altın 4 gümüş, 3 bronzla Pekin Olimpiyatları'nı 37. sırada bitirmişti…
Ofiste izliyorum, TV karşımda sürekli açık…
Yetkililer sürekli bık bık bık yorum yapıyorlar ''Sonuçlar önemli değil, elimizden geleni yapıyoruz, geleceğe daha da umutla bakıyoruz'' diyorlar…
Bakın tabii, iyi bakın hem de, diğer sporcular madalyaları çifter çifter ülkelerine götürürken siz geleceğe umutla bakın…
Sporcular ise ayrı alem, elimizden geleni yaptık diyorlar… Hayır yani, elinizden gelen buysa, gelmeyeni ne, merak ediyorum…
80'li yılların Eurovision yarışmalarını hatırlattı bana 2012 Londra Olimpiyatları…
En fazla umut bağladıklarımız kadınlarda basket ve volaybol takımlarımızdı… Filenin Sultanları elendi, şimdi umut Potanın Perileri'nde… Haydi bakalım…
* * * *
Her zaman diyorum Türkiye'de spor = futbol… İyi de futbol futbol nereye kadar?
Haa aslına bakarsanız onda da şimdiye kadar bir iki tesadüfi başarımız oldu, sonrası fıssssss…
Halbuki, bu ülkede futbola ve futbolcuya verilen ilginin onda biri atletizme masa tenisine ya da ne bileyim disk atmaya falan verilseydi, bugün en azından dereceye giren bir iki ismi alkışlıyor olurduk
Ofiste konuşurken, sevgili Fırat hemen bana karşı muhalefetini yaptı ve ''Hah sen şimdi bu konuyu da Ak Parti'ye bağlarsın bir şekilde'' dedi…
Evet bağlarım, neden bağlamayayım…
Azerbaycan, Kazakistan, Moğolistan, adını sanını duymadığım ülkeler öyle ya da böyle madalyalar alırken, yurdum sporcuları daha madalya yüzü görmemiş durumda…
Bu durum siyasetin konusu değil dememek lazım, aksine siyasetin tam da ortasında bir konu, spordaki başarılarımız… Onuncu yılında ülkeyi yöneten bir iktidarın ülke sporunu getirebildiği nokta ancak bu işte… Gururla izliyoruz…
Zaten AKP'nin genel politikası, son yıllarda kadınların vajinası üstüne…
Kürtaj ise AKP'nin güncel sorunu olmuş çıkmış… Başbakan kanal kanal gezip 3 çocuk doğurun, eve kapanın çocuklarınıza bakın diye demeçler veriyor…
Arada sırada da sporculara ve spor tesislerine yatırımımız çok büyük bık bıkları yapıyor…
Gördük yatırımları…
2012 Olimpiyat Oyunları'nın düzenlendiği Londra'da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç da, 'İstanbul'un 2020 Olimpiyat adaylığına ilişkin kuvvetli sinyaller alıyor musunuz?' şeklindeki soruya şu yanıtı vermiş:
'Kartlarımız çok kuvvetli. Şansımızın yüksek olduğunu söylüyorlar ama neticede oylama. İki kıtada aynı anda olimpiyat fikrimiz çok tuttu. Antalya'daki Olimpos, olimpiyatlara adını veren dağ. Mitolojiden geliyor. Çıralı'da yanan ateşin, tanrısal bir ateş olduğuna inanılıyor. Artık 'Olimpiyat meşalesini doğduğu topraklara, Anadolu'ya götürmek gerekir.'
Gülelim mi ağlayalım mı, ne yapalım… Olimpiyatlara adını veren Yunanistan'daki koskoca tarihi dağı, TOKİ'nin de desteği ile Antalya'ya getirmeyi planlıyor galiba…
İşte bir ülkenin Spor Bakanı, olimpiyatlar konusunda böylesi donanımlıysa; sporcusu da on günden bu yana bir bronz madalya alacak diye koca ülkeye film izler gibi olimpiyatları izlettiriyor işte…
Halterde elenen bayan sporcumuz Sibel Şimşek basına açıklama yapmış ''Herkes madalya bekliyor, çok fazla stres yaptık'' demiş… Yok canımmmm ne madalyası, bu ülke seni ''Git bir Londra havası al'' diye gönderdi…
Sibel Şimşek Hanımefendi, an itibarıyla 61 madalyası olan Çinliler keyfe mi katıldılar acaba bu olimpiyatlara, bu nasıl bir şımarıklıktır…
Gördüğünüz gibi, ne siyasi yapımız ne de kafa yapımız henüz spor disiplinini kaldıracak duruma gelmemiş, halteri nasıl kaldıralım…
* * * *
Bu arada ben bu yazıyı yazarken 100 metre engellide Avrupa şampiyonumuz Nevin Yanıt serisini 12.70 ile ilk sırada tamamlayıp yarı finale kaldı. İzlediğim kadarıyla çok rahat koştu… Aynı şekilde hemen ardından bayanlar 1500 metrede koşan Aslı Çakır ve Gamze Bulut da serilerini başarıyla tamamladılar ve final için umut vaat ettiler…
Umarım yarın ve daha sonraki günler, bu yazıya güzel haberleri not şeklinde ekleyebilirim…
Evet, ben hala umutluyum… Ben en azından 1 altın 2-3 gümüş bronz falan bekliyorum… Çünkü biz Londra Olimpiyatları'na 114 sporcuyla giden bir ülkeyiz…
DİPNOT: Kendi tarihinde olimpiyatlara en kalabalık kafileyle katılma rekoru: Türkiye
Olimpiyatları izleme rekoru kıran millet: Türkiye
6 kez olimpiyatlarda yarışma rekoru: Derya Büyükuncu
Rekor üstüne rekor kırıyoruz vesselam, gururluyum onurluyum