İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 13. maddesi şöyle der:
'Herkesin bir devletin toprakları üzerinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır.'
12.Eylül.2010 tarihinde yapılan referandumla değiştirilen Anayasa'nın Yerleşme ve seyahat hürriyeti başlığı altındaki 23. maddesi de bu hakkı şöyle tanımlamaktadır:
...
Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir...
Yani 'seyahat özgürlüğü' sadece suç soruşturması ve kovuşturması nedeniyle hakim tarafından sınırlandırılabilir. Bunun dışında sınırlandırılamaz...
Gelin görün ki, 2013 Türkiyesi'nde kendini hakim ya da savcı yerine koyabilenler, 'Bu Altay taraftarı olay çıkarabilir' diyerek sırf bir varsayıma, olasılığa dayanarak, vatandaşın seyahat hakkını engelleyebilmekte, yağmur çamur demeden İzmir'den gelen üç otobüs dolusu taraftarı, İl Güvenlik Kurulu kararı olmadan, ortada bizim bildiğimiz bir suç unsuru yokken, 'Olay çıkabilir. Biz de üstesinden gelemeyiz. Yassah hemşerim yasah!' diyerek Eyüp Stadı'na almayabiliyor. İşin garip tarafı sayıları 15-20'yi bulan İstanbul'daki Altaylılar dışarıdan gelen ev sahibi (!) fanatiklerin stat dışından yolladıkları 'hoşgeldin' taşları eşliğinde stada giriyor. Onlar tehlike arzetmiyor. Kimse stat dışından gelen taşlara müdahele etme gereği duymuyor. Ama üç otobüslük Altay kafilesi 'azılı katil' muamelesi görüp stada alınmadığı gibi, biber gazıyla, copla püskürtülüyor.
Tıpkı bir gün önce Gaziosmanpaşa taraftarlarının kendi kulüp sitelerinden maça davet ettikleri, yöneticilerinin 2 bin kişilik yer ayırdığı İstanbul'dan, İzmir'den Antalya'dan hatta yurtdışından gelip, onlarca dolarlık maç bileti alıp, işini gücünü bırakıp, takımı izlemek, desteklemekten başka art niyeti (!) olmayan Göztepe taraftarı gibi.
Ya da arada hiçbir sorun olmamasına karşın gelen yasağa örnek bir tepki vererek, Balıkesirspor taraftarlarıyla yan yana maç izleyip yasağı delen Karşıyaka taraftarları gibi...
İşin için de bir iş var ama, ne?
Göztepe ilk maçta sezonun en büyük şokunu yaşadı. Antrenörü ilk maçta görevden ayrıldı. Ancak kimse Gaziosmanpaşalı taraftarların kılına dokunmadı. Geçmişte de iki kulüp arasında en ufak bir sürtüşme yaşanmadı. Sarıyer olayı gerekçeyse, ev sahibi fanatikler kendilerine bir eskort dahi verilmeden gözü dönmüş fanatiklerin içine salıverilen Göztepeliler'e çarşının içinde linç girişiminde bulundular. Saldırıya uğrayan Göztepeliler suçlu ilan edildi.
Tıpkı bir sezon önce gencecik Altaylı çocukları linç etmek isteyen, Eyüplü fanatikler gibi. Üstelik nereden icad edildiği belli olmayan bir sosyal medya tezgahıyla 'Çekiçle saldırdı' diyerek olayı Serhat ve Serkan Akın kardeşlerin üzerine atmak isteyen Eyüplü fanatikler, her şeye karşın rövanşta elini kolunu sallayarak İzmir'e geldi. Üstelik ağza alınmayacak küfürlerle Alsancak'ın balkonuna yerleşti. Alsancak Garı'nın ordaki birkaç küçük sürtüşme dışında İzmir Emniyeti'nin aldığı önlemlerle rahatça maçını da seyretti, özgürce küfürünü de etti(!)
Önce Karşıyaka, sonra Göztepe, son olarak da Altay...
Birileri tarafından, yurtsever, demokrat kimlikleriyle, kimsenin dolduruşuna gelmeden, ya da provoke edilmeden kendi öz benlikleriyle, içlerinden gelen duygularla Türkiye'deki demokrat savaşıma omuz veren İzmirli futbolsevere bir fatura mı kesilmek isteniyor?
Yoksa, 8 bin yıldan bu yana, çağdaşlığın, demokrasinin, hoşgörünün simgesi İzmir'e futbolseverler üzerlerinden hak etmediği yeni bir yafta mı yapıştırılmak isteniyor?
Aklıma bin türlü şey geliyor.
Neyin faturası bu? Neyin nesi?