Köşe yazılarıma kısa bir ara vermek zorunda kaldım. Birkaç arkadaşlarımla birlikte, İzmir'de 15 Ağustos'ta yayın hayatına başlayan bölgesel bir gazetenin dümenine geçtik. ’¶
Orada çalışırken Ege'de Sonsöz'e yazmak etik olmazdı elbette. Bu yüzden sizlerden ayrı kaldım. Özlemişim siz sevgili okurlarımızı...
Biz etik denen o kavrama uyalım, herkes uysun derken, bir de baktık ki çevremizde etik metik dinleyen yok. Gazetenin çıkması için mevcut kadrosu yeterli gelmeyince bizlerden profesyonel destek aldılar. İşler rayına oturmaya başlayınca, sadece gazetenin ekonomik gücünün bizleri taşımayacağını gerekçe gösterdiler ve yollarımız ayrıldı. Gazetecilik kültürlerimiz arasındaki fark açıktı.
Arkadaşlarımla birlikte çok kısa zamanda bir gazete nasıl yaratılır, bunu dosta düşmana gösterdik. Bizim için farklı bir deneyim oldu. Oradan ayrıldık ama hepimiz dimdik ayaktayız, eskisinden daha güçlüyüz. Fakat dümeninden ayrıldığımız gazetenin piyasada ne kadar saygın olacağının yorumunu okuyuculara bırakalım.
Her neyse... Nerede kalmıştık?Bıraktığım yerden, aynı heyecan ve coşkuyla yazılarıma devam edeceğim. İki haftalık aradan sonra ’“Ağabey, başımızın üstünde yerin var. O köşe senin’” diyen Ümit Yaldız dostuma buradan teşekkür etmek istiyorum.
Sahiden nerede kalmıştık?Evet mi, hayır mı konusunda kalmıştık değil mi?
Köşemden uzakta olduğum günlerde çok ilgin diyaloglara tanık oldum.
Mesela beş vakit namazında olan, yönünü hem kıbleye hem de AKP'ye çevirmiş insanların birbirlerine ’“Hayırlı cumalar’”, ’“Hayırlı işler’” demediğini gördüm.
'Hayırlı işler' dese, aynı kafadan olduğu karşısındaki kişi, sanki bu sözden sonra sandığa ’“Hayır’” oyu atacak.
Acaba nikah masasındaki damatla gelin, nikah memurunun ’“Birbirinizi eş olarak kabul ediyor musunuz?’” sorunusa ’“evet’” cevabını verirken, ne kadar ikircikli davrandıklarını tahmin edebiliyorum.
Otobüs şoförüne soruyorum, ’“Bu otobüs Yenişehir'den geçiyor mu?’” diye...
Şoförün rengi belli:
’“Beyefendi 'evet’” demeyeceğim. Bu otobüs Yenişehir'den geçer!’”
Ya 25 yıllık eşim?
Bileğini kıran sevgili kayınvalideme bakmak için 320 kilometre öteye gitmişti. Üç hafta sonra eve döndüğünde, ’“Beni seviyor musun?’” diye sordum, ’“Hayıııııır’” diye haykırdı.
O bile şartlanmış ’“hayır’”a.. Önümüzde referandum olduğunu bilmesen, aile saadetimize bir şeyler olacak.
Canım annem, Ramazan ayını özellikle seçti ’“hayır’” yapmak için. Ramazan'dan sonra referandumda da ’“hayır’” yapacakmış!
Allah kabul etsin!
Gazeteye veda ederken, ’“Hayır’”lı olsun diye uğurlandık.
’“Hayır’”lı olur inşallah diyerek birbirimizi teselli etmeye çalıştık.
12 Eylül, ülkemiz, milletimiz için ’“hayır’”lı olur inşallah.