CHP'deki 15 milletvekilinin İYİ Parti'ye geçmesinin ardından, bu köşeden Kemal Kılıçdaroğlu'na seslenerek 'Bayır gereğini yaptı, sıra Kılıçdaroğlu'nda' demiştim.

CHP İzmir milletvekili Tacettin Bayır ve 14 arkadaşının verilen görevi tereddütsüz kabul ettiklerini ve Kılıçdaroğlu'nun aynı özveriyi göstermesi gerektiğini ifade etmiştim.

Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce'yi aday göstererek sadece gereğini değil, gereğinden de fazlasını yaptı. Şahsi beklentilerini bir kenara atıp, parti içinde kendisine 2 kez rakip olmuş bir ismi 'Cumhurbaşkanı Adayı' ilan etti.

Nasıl ki demokrasinin işleyebilmesi için 15 milletvekilini başka bir partiye gönderdiyse, şimdi de İnce'nin adaylığı ile Kılıçdaroğlu, Türk siyasetine adeta 'Demokrasi Dersi' vermiştir.

Peki neden Muharrem İnce?

Sadece sol seçmeni değil, merkez sağ seçmeni de kucaklayacak bir yapıda, ulusalcı çizgide bulunmasının onu adaylık konumuna getiren en büyük özellik olduğunu düşünüyorum.

Yaklaşık 6 yıl önce, bir Eylül sabahı CHP Grup Başkanvekili iken İzmir Kordon'unda kendisiyle uzun bir söyleşi yapmıştım.

İzmir'deki CHP ile Anadolu'daki CHP seçmeninin farklılığını konuşmuş, özel yaşamı hakkında bir çok detay öğrenme fırsatı bulmuştum.

İzmir'deki AKParti'ye karşı olan direnci sormuş ve 'İzmir'deki direniş solcu değil, Cumhuriyetçi' yanıtını almıştım. İlk kez CHP'li birinden böyle bir tespit duymuş, gazeteci olarak da bunu manşete taşımıştım.

Aynen şu kelimeleri kullanmıştı:

'Kurtuluş Savaşı'nda ilk kurşunu sıkan İzmir'in AK Parti'ye direnişi solcu değil, Cumhuriyetçi'dir. Sadece solcu bir direniş olduğunu söylemek İzmirlilere haksızlık olur. Çünkü direnişin içinde yalnızca CHP'liler yok. Merkez sağdan da kişiler var'.

Klasik siyasetçilerin yaptığı gibi, 'Nasılsa bunlar CHP'ye oy verdi, hepsi bizim oyumuz' diye sahiplenmek yerine, Cumhuriyeti korumak adına CHP'ye oy veren merkez sağ seçmenini göz ardı etmemişti. Sezar'ın hakkını Sezar'a vermişti.

Güzel bir İzmir sabahında, Kordon'da sabah kahvemizi yudumlarken sohbet biraz özel hayata da gelmiş, kendisini epeyce anlatmıştı.

Özel yaşamla ilgili kısımları yazmamı istememişti. O dönem yazmadım da. Ancak, şimdi affına sığınarak bazı küçük detayları anlatmak istiyorum.

Mesela cuma namazlarını hemen hemen hiç kaçırmadığını, Ramazanda oruç tutmaya çalıştığını, iş temposu izin verdiği sürece dinin gereklerini yerine getirmeye çalıştığını anlatmıştı.

Neden bu yönünü hiç görmediğimizi sorunca da 'Din benim kendi inancım, başkalarını ilgilendirmez' demişti. Solculukla dinin karşı karşıya olmadığını, aksine sol düşüncenin daha çok din özgürlüğü anlamı taşıdığını ifade etmişti

Açıkçası CHP'li Muharrem İnce, o gün beni oldukça çok şaşırttı. CHP içinde dinine bu kadar bağlı, ama bir o kadar da solcu birini görmek pek alışıldık bir tablo değildi.

Sohbetin ardından 'CHP'de sizin gibilere daha çok ihtiyaç var' demiştim.

Geldiğimiz noktada Muharrem İnce, bugün itibariyle CHP'nin Cumhurbaşkanı adayıdır.

Seçimi kazanır mı kaybeder mi orasını bilemem. Ancak CHP bu konuda en doğru adımı atmıştır.

Sadece sağ seçmene şirin görünmek adına, ağzını 5 dakika bile tutamayan İlhan Kesici'yi aday göstermeyerek de ne kadar doğru bir karar verdiği ortaya çıkmıştır.