Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar ve Bayındırlık Komisyonu, Buca’daki eski cezaevi arazisine ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planına yapılan itirazların büyük bölümünü “kamu yararı” gerekçesiyle kabul ederek, tartışmalı plan değişikliğinin iptal edilmesini ve önceki plan kararlarının yeniden geçerli olmasını önerdi.
TMMOB Şehir Plancıları Odası ve TMMOB Peyzaj Mimarları Odası olmak üzere meslek odaları ile vatandaşlar tarafından yapılan çok sayıdaki itirazı “kamuoyu hassasiyetleri ve kamu yararı” gerekçesiyle büyük ölçüde haklı buldu. Bu kapsamda, 12 Ocak 2026 tarihli ve 04.32 sayılı meclis kararıyla onaylanan plan değişikliğinin iptal edilmesi yönünde görüş bildirdi.
YAPILAŞMA YOLU AÇILIRSA HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATACAĞIZ
Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı Uğur Yıldırım konuya ilişkin Egedesonsöz’e açıklamalarda bulundu. Uğur Yıldırım açıklamasında, “İzmir İl Koordinasyon Kurulu gündeminde de görüştük. Buca Cezaevi alanın ekonomik sebeplerle yapılaşmaya açılmasını doğru bulmuyoruz. Şehircilik anlamında da doğru değil. Buca hali hazırda yoğun yapılaşmanın olduğu bir bölgede kamuya ait alanın yarısı da olsa özel mülkiyete aktarılması ve yapılaşmaya açılması kent adına kabul ettiğimiz bir durum değil. Biz bu alanın tamamının yeşil alan olarak kamu kullanımında kalmasını istiyoruz. İtirazlar görüşülecektir. Konuyu takip ediyoruz. İtirazlar sonucunda talep ettiğimiz gibi bir irade konulursa destek olacağız. Ancak yine yapılaşma yolu açılmaya çalışılırsa yeniden itiraz ederek hukuki süreç başlatılması gerekirse başlatacağız” dedi.

ÇÖZÜM FERAGAT ETMEK DEĞİL
İzmir yerelinde kentlinin ve meslek odalarının dinlemesini gerektiğine dikkat çeken Yıldırım, “Kısıtlı kamu kaynaklarımız kaldı. Yoğun bir kentleşmemiz var. Bu anlamda kamunun olanın kamuda kalması için yerle yönetimlerin, odaları ve halkın kenetlenmesi gerekiyor. Belediyelere yapılan ekonomik baskıların farkındayız. Günün siyasi konjoktürünün meseleyi nasıl ele aldığının farkındayız. Ancak bunun çözümü bir şeyleri satmak ya da kazanacağız haklardan feragat etmek olmamalı. Yarınlar için elimizdeki her durumu değerlendirmeliyiz. Kent gündemi çok kalabalık ama özünde aynı noktaya çıkıyor. Elektrik Fabrikası gibi kamuda olan alan özel sermayeye aktarılıyor. Buca Cezaevi alanın yarısının kişi mülkiyetine geçmesi söz konusu. Aynı durum Basmane Çukuru’nda da var. Belediyenin yürüttüğü hukuki süreç beklenmeli. Burada tamamının kamuda kalması için formül önerilebilir. Aynı durum İnciraltı planlarında da var. Belediye hizmet alanının turizm ve ticarete dönüştürülmesi konusunda da yaşanıyor. Buna da itiraz ediyoruz” ifadelerine yer verdi.
GÜNÜN SİYASET MALZEMESİ OLMAMALI
Yıldırım açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;
“Özünde ekonomik durum, siyasi iradeler sebebiyle çözüm olarak kamu kaynaklarının el değiştirilmesi, kamu kaynaklarının satılması görülür. Bu kentin geleceği için doğru irade bu değil. Yarın yine aynı baskıyla yüz yüze geldiğinde elinde hiçbir şey kalmayacak. Bu da bizim yarına bırakmak isteyeceğimiz bir miras değil. Kamuda olanın kamuda kalması için herkesin idare göstermesi gerekir. Bugün Meslek Fabrikası için de aynı mücadeleyi veriyoruz. Kamuya ait olan, belediyenin yoğun emekleriyle yapılan yerin yerel idarenin, kentlinin görüşü dışında hukukun etrafında dolanarak el değiştirmesine de karşı çıkıyoruz. Yereldeki dinamiklerin üst ölçekli kararlarla günün siyaset malzemesi olması için bu alanların üzerinde karar verilmesini doğru buluyoruz. Yaşadığımız kent kötüye gitmekte. Biz bu kentin ileriye daha sağlıklı iletilmesi için ne yapmamız gerektiğini düşünmemiz gerekiyor. Bu sıkışık ekonomide kentlerin metalaşması, yapılaşmanın büyük bir yer tutması ve bu sebeple her alana yapılaşma arzusu bu ülkenin geleceği için çok büyük bir tehlike barındırıyor. İzmir’in zaten yoğun yapılaşması var. Bunun devam ettirilmesi, çeperde orman alanlarının yapılaştırılması gibi olayların tamamına baktığımız zaman mücadele ettiğimiz şey Buca Cezaevi arazisiyle hemen hemen aynı.”




