İzmir, 6 bin öğretmen açığıyla 2010-2011 eğitim öğretim yılına başladı.
Okulların ihtiyaçları, her geçen yıl artıyor ama Milli Eğitim'den gelen ödenek, ters orantılı biçimde azalıyor.
HT Egeli'nin manşetten verdiği habere göre, İzmir Büyükşehir ve 10 ilçe belediyesi, 281 okula 13 milyon 478 bin liralık katkı sağlamış.
İyi ki eğitime önem veren belediye başkanlarımız var. Büyükşehir Belediyesi, 164 okula yardım göndermiş. Konak, Bayraklı, Karşıyaka, Gaziemir, Bornova, Buca, Narlıdare, Balçova, Çiğli ve Güzelbahçe belediyeleri, kısıtlı bütçelerine rağmen okulların binalarını boyamışlar, tuvaletlerini yenilemişler, bahçeleri düzenlemiş.
Tüm belediye başkanlarına, veliler adına teşekkür ediyorum.
Çünkü belediyeler okullara yardım eli uzatarak, aslında Milli Eğitim'e değil, velilere iyilik etti. Belediye başkanlarımız bu işe el atmasaydı, o sorunları halletmek de velilere düşecekti.
Milli Eğitim adına yapılanlara şöyle bir göz atalım.
İzmir'in okulunu hayırseverler yapar. Son dönemde devletin inşa ettiği okul yok gibi.
Çocuklar ısınsın diye kalorifer yakıtı, velilerden toplanan paralarla alınır.
Okula kırtasiye malzemesi alınacaktır, okul aile birliği ne güne duruyor?Okul müdürleri, okul aile birliği başkanının eline uzun bir liste verir, ’“Bunları istiyorum’” der.
Okul binalarının boyanması, sıraların tamir edilmesi gerekir, Milli Eğitim'den ses çıkmayınca, belediyeler imdada yetişir.
Peki bu duruma Milli Eğitim Bakanlığı ne iş yapar?
Geçtiğimiz aylarda ’“Kız ve erkek öğrenciler ayrı okullarda okursa, başarı yükselir’” gibisinden saçma sapan laf eden İzmir İl Milli Eğitim Müdürü ne iş yapar?
Sevgili bakanım, sevgili müdürüm! Siz o yumuşacık koltuklarınızda oturun; yazları serin, kışları sıcak makam odalarınızda keyif sürün.
Madem çözüm adına attığınız bir adım yok, bırakın o zaman Milli Eğitimi veliler ve belediyeler idare etsin.
Bunlar hiç sıkılmadan, her kayıt döneminde velilere çağrı yapar, ben de gülerim.
Derler ki:
’“Kayıt parası diye bir şey yok. Sakın kayıt parası vermeyin. Zorla bağış almak isteyenleri bildirin, biz de onların cezalarını verelim!’”
Kocaman bir yalandır bu. İstemem, yan cebime koy, derler aslında.
Bugüne kadar kayıt parası aldığı için cezalandırılan tek okul müdürü yoktur.
Milli Eğitim kayıt sırasında gözünü kapatır, okul idareleri veliden çatır çatır parayı alır.
Bunu bizzat ben kendim yaşadım. Ben de okul aile birliklerinde görev yaptım.
Çünkü koca yıl boyunca okulu ısıtmak gerekir. Okulun ihtiyaçlarını, geciktirmeden karşılamak zorundadır okul idareleri... Milli Eğitim'den para gelmeyince, veliye avuç açacaklar elbette.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütçesi 5 yılda 5 kat artarken, açıktan 5 bin din görevlisi kadrosu yapılırken, Milli Eğitim Bakanlığı geçen yıla göre küçük bir artışla 28 milyar 237 milyon liralık bütçeye razı oldu. Üstelik öğretmen açıkları azalacağına artıyor.
İzmir gibi medeniyetin göbeğinde 6 bin öğretmen açığı varsa, doğudaki, güneydoğudaki açığı siz hayal edin.
İzmir, ’“Hayır’” demiş olmanın, AKP'ye yüz vermemenin bedelini mi ödüyor dersiniz?