Birkaç yıl önce üniversitemizde İzmir'de tanınmış ve değer verilen iki kişiyi üniversitemize konuşma yapmak için çağırmıştım. Bu kişiler; Ali Nail Kubalı ve Uğur Yüce'ydi. Her ikisiyle de ilk defa tanışıyordum, beni kırmamışlar ve üniversiteme öğrencilerimi ziyarete gelerek 'liderlik' konusunda çok güzel konuşmalar yapmışlardı. Aradan kısa bir zaman geçmiş, Ali Nail Bey bir gün beni arayarak:'Hocam, gelin sizi çok özel bir yere götüreceğim' demişti. Gittiğim yer, pek çok kişi tarafından bilinen Bademler Köyü'ne çok yakın olan 'Konvoy At Çiftliği'ydi. Bu yeri görünce hayran olmuştum, hayatımda bu kadar güzel atlar görmemiştim. Buraya neden geldiğimi sorduğumda ise, Ali Nail Bey: 'ata binmek aslında bir liderlik özelliğidir' demişti. Nasıl yani dediğimde, hemen başlamıştı anlatmaya. Gerçekten insan ata binerken hangi kişilik özelliklerini kullandığının pek farkında olamıyor. Bir at ile insanın birlikte uyum içinde düşmeden, düz bir şekilde durabilmesinden tutunda; at ile kurulan sessiz diyaloga kadar çeşitli becerilerin aslında bir liderlik özelliği olduğunun hiç farkına varamamıştım bu olayları yaşayıncaya kadar. Ali Nail Bey ile bu çiftlikten ayrıldıktan sonra, Sığacık Koyu'na gitmiştik. 'Şimdi neden buraya geldik? 'diye soruduğumda ise: 'sırada takım çalışmasını başarmaya yönelik çalışmalar var' demişti.
Kısa yapılan bu tur sonunda, 'işte liderlik böyle olur' demiştim. Hatta daha iddialı konuşmuş, bir 'liderlik eğitimi' ancak bu şekilde farklı argümanlar kullanılarak gerçekleştirilebilir diye düşünmüştüm. O günden bugüne, içimde hep bir 'Liderlik Okulu', 'Liderlik Kampı' ateşi yandı durdu. Bunun en büyük nedeni belki hep gençlerle birlikte olmam olmasına rağmen, pek çok vesileler ile iş dünyasına vermiş olduğum eğitimler de beni 'liderlik' konusu ile ilgili düşünceler geliştirmeme yardımcı oldu.
Aradan geçen bu zaman içinde, derslerimde hep liderlik konusunu öncelikli konu başlıklarım arasına koydum, bir kitap yazmaya karar verdiğim de 'kadın liderler' olarak gördüğüm kadınları araştırdım, gittiğim eğitimler de ise bir 'liderlik okulu' olsaydı da çalışanlar bu okulda gerçek yeteneklerini keşfetseler ve işletmelerini bu şekilde yönetseler ve ben de onların gelişimlerine katkıda bulunsam dedim.
Aklına bir şey düşünce, hiç durmadan fırsatlar seni bulur ya, benim hayatım da bu pamuk ipliğinin hep etrafında döndü durdu son yıllarda ve birden şekillendi ve yerini buldu, amacına ulaştı. Bir düşünce ile başlayan 'liderlik kampı' İnciVak ile Sipil İnşaat'ın sponsorluğu ile canlandı ve ilk deneyimine ulaştı.
Bizim okulumuzda koordinatörlüğünü yaptığım 'Genç Liderler Kulübü' öğrencilerine 'haydi bu sene Liderlik Kampı yapmaya ne dersiniz?' dedim. Muhteşem bir ekibim olduğunu bildiğim için bu işi rahatlıkla yapacağımıza emindim. Önemli olan bu kampa kimlerin geleceğiydi, yada ne amaca hizmet edeceğiydi. Hedef 'liderlik' olunca, seçeceğin alan da doğal olarak üniversite ortamındaki ' gençler' olacaktı.
Sevdiğim bir hocamın tavsiyesi üzerinde 'Kemalpaşa'da Su Perisi' isimli yerin bizim kamp yerimiz için özenle seçilmiş yer olduğuna karar verdik. Bu arada liderlik konusunu spesifik hale getirmek gerekiyordu. Kapsamı daraltmak gerekiyordu ve biz de 'Kalkınmada Liderlik' başlığını koyarak, her senenin bir sloganı ile liderlik konusunu işleyebileceğimize karar verdik. Gelen konuşmacıları bu doğrultuda seçersek, öğrencilerimizin bakış açısını da etkilemekte başarılı olabilirdik.
Peki kimdi bu üniversite öğrencileri nerelerden geleceklerdi? İnsanların kendi çevrelerindeki kişiler ile fikir geliştirmelerinden ziyade hiç tanımadıkları kişiler ile çok daha farklı düşünceler geliştireceklerine inandığım için de iddialı konuştum, 10 üniversite ve 40 öğrenci. Ama gelecek seneden itibaren 10 yurt dışı üniversitesinden öğrenciler gelecek dedim. Öğrenciler başladılar gülmeye; onlar da alışmışlardı benim uçuk kaçık fikirlerime… Ama biliyorduk ki, hep birlikte dağları bile devirecek gücümüz vardı.
Başlangıçta sponsor desteği olmadan bu işin altından kalkamayacağımızı biliyordum, çok sevdiğim dört iş dünyası insanlarından belli bir miktar alabilirsem bu organizasyonu gerçekleştireceğimize emindim. 'Mercek Altındaki Liderleri Arıyorduk' ya da 'Yetenek Avına' çıkmıştık. Bu gelen öğrenciler geleceğin liderleri olacaklardı. Bundan daha önemli bir başka konu yoktu. Ülkemizin bu kişilere ihtiyacı vardı. Düşünen, sorgulayan gençlere ve bunları takip edecek yeni gençlere. Bu nedenle seçilen konuşmacılar örnek olacak kişiler olmalıydı. Farklı alanlarda farklı konularda? Nasıl bir heyecandı biliyor musunuz anlatamam… Ama olmuştu işe, liste kendiliğinden oluşuvermişti bir sihirli değnek aracılığı ile…
'Bireysel liderlik ve yetenek keşfi', 'Kalkınmada takımların Liderliği', 'Kalkınmada ruh dinginliği yolculuğunda liderlik', 'Kalkınmada kentine sorumlu liderlik', 'Kalkınmada takım performansı ve liderlik', 'Kalkınmada kurumsal liderlik', 'Kalkınmada girişimci liderlik', 'Kalkınmada liderlik atölyesi', 'Kalkınmada stratejik liderlik', 'Kalkınmada sahne sizin', 'Liderliğin gücü ve siz liderler' derken Cuma saat 18.00'de giriş yapan 40 öğrenci Pazar günü saat 17.00'de bu kamptan çıkarlarken, 'bilgi', 'deneyim', 'inanç' ile çıkacaklardı.
Yarın bu kampa giriyoruz, Türkiye'nin gelecekte rol alacağına inandığım 40 öğrencisine liderlik edecek 'örnek modeller' ile bambaşka bir dünyanın kapılarını aralıyoruz. Mercek Altındaki Liderleri yetiştirerek, ülkemizin iş dünyasına, sanat alemine, siyasi hayatına, akademiye farklı bakış açılarına sahip genç kızlar ve genç erkekler yetiştiriyoruz. Onlar ülkemizin 'laik, demokratik, ilerici gençleri' olacaklar.

Teşekkürler İNCİVAK ve Sipil Group; gençlerimize yol açıp, bu organizasyonun yapımında 'kurumsal sorumluluğunuzu' yerinize getirdiğiniz için… Kemalpaşa Su Perisi Oteli'nin sahipleri Hayri Bey Ve İdil Hanım'a çok teşekkürler, ekonomik olarak bizi destekledikleri ve yardımcı oldukları için. Ama asıl alkış; sevgili 'Genç Liderler Kulübü' üyesi gençlerime, emeğinize sağlık, ve sizden sonra gelecek 'takım olmaya' kararlı olanlara örnek olduğunuz için…