Metehan UD / EGEDESONSÖZ – İzmir’in Karaburun ilçesinde, Lodos Karaburun Elektrik Üretim Şirketi’nin kapasite artırımı için başvurduğu Karaburun Rüzgar Enerji Santrali (RES) projesi mahkeme tarafından iptal edildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın daha önce verdiği “ÇED Olumlu” kararı, bilirkişi raporu doğrultusunda hukuka aykırı bulunarak iptal edildi.

Çin malı otomobillere talep azaldı
Çin malı otomobillere talep azaldı
İçeriği Görüntüle


MAHKEME KARARI VE BİLİRKİŞİ RAPORU
Mahkeme heyeti tarafından atanan yedi kişilik bilirkişi heyeti, proje sahasında keşif ve inceleme yaptı. Raporda, Tarımsal Yapı ve Arazi Kullanımı, Elektrik-Elektronik, Orman Mühendisliği, Biyoloji (flora), Fauna Yapısı ve Ornitoloji alanlarında ÇED raporunun yetersiz olduğu tespit edildi. Kararda, ÇED raporunun eksik inceleme ve araştırmaya dayandığı, proje alanındaki olumsuz çevresel etkilerin tam olarak değerlendirilmediği belirtildi. Mahkeme, “Anılan disiplinler bakımından ÇED raporunun önemli eksiklikler ve projenin olumsuzluklar içerdiği ve çevresel etki değerlendirmesinin eksik inceleme ve araştırmaya dayandığı değerlendirilmiş olup, dava konusu işlemde bu bakımlardan hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin temyiz yolu açık olmak üzere iptaline, oybirliğiyle karar verilmiştir” ifadelerine yer verdi.

KİMLER DAVA AÇTI?
ÇED kararına karşı açılan dava, Karaburun Sivil İnisiyatifi temsilcileri, Yaylaköy, Küçükbahçe ve Parlak mahalle muhtarlıkları ile İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Karaburun Belediyesi tarafından başlatıldı. Davaya ayrıca Tepeboz, Haseki, Merkez ve Anbarseki muhtarlıkları da müdahil oldu. Mahkeme sürecinde bilirkişi raporu, projenin çevresel etkilerinin eksik ve yetersiz olduğunu ortaya koydu.



PROJE VE KAPASİTE ARTIŞI
Alto Holding bünyesindeki Lodos Karaburun Elektrik Üretim Şirketi, 2013 yılında Bakanlıktan aldığı izinle faaliyete başlayan Karaburun RES’in kapasitesini artırmak için başvuruda bulunmuştu. İlçenin Yaylaköy, Küçükbahçe, Bozköy, Parlak, Tepeboz ve Saip bölgelerinde türbin sayısını 87’den 128’e, kapasiteyi ise 268 MWm/268 MWe’den 455,16 MWm/455,16 MWe’ye çıkarılması planlanıyordu. Proje ile yıllık elektrik üretimi 940 milyon kWh’den 1 milyar 596 milyon kWh’ye yükseltilecekti ve yatırım bütçesi 4,3 milyar TL olarak belirlenmişti. Şirket daha önce de iki kez kapasite artışı yapmıştı.

ÇEVRESEL VE TARIMSAL ETKİLER
RES sahası, yüz bin ölçekli çevre düzeni planında tarım, orman ve mera alanları içerisinde yer alıyor. Proje alanında 15 endemik, 4 nadir ve CITES kapsamında 5 bitki türü bulunuyor. Yarımada florasında 76 tıbbi, 38 arıcılık, 30 gıda, 39 ticari, 34 peyzaj ve 19 yem değerine sahip bitki türleri yer alıyor. Türbinlerin kurulacağı noktalar, tarım ve mera kullanımının yoğun olduğu alanlardan geçiyor. Bilirkişi raporu, projedeki eksiklikler ve çevresel olumsuzluklar nedeniyle ÇED kararının uygun olmadığını vurguladı.

LODOS ENERJİ KİME AİT?
1970'li yıllarda kurulan Alto Holding, 1990'lı yılların başında Köhler Elektrik Sayaçları'nı kurdu ve üretimine başladı. 1996'da yılında faaliyet alanını genişleten şirket, Alman ortaklarıyla Tekirdağ Çorlu'da 30 bin metrekarelik alana kurulu Altoteks Tekstil Giyim Boya Apre Sanayi adlı firmayı hayata geçirdi. Ardından Altoteks Kumaş Pazarlama, Altoel Elektrik Elektronik Sanayi gibi şirketleri devreye alan firma, 2004'te ise elektrik üretiminde önemli bir adım attı ve Lodos Elektrik Üretim firmasını satın aldı. Şirketin sahipleri arasında Mehmet Uçar, Tahsin Uçar ve Şükrü Uçar yer alıyor. Alman şirketler ve Alman finans kuruluşlarıyla da bağı bulunan Lodos Şirketi'nin birçok alanda yatırımı bulunuyor.

KARABURUN SİVİL İNİSİYATİF'TEN AÇIKLAMA
Konuyla ilgili Karaburun Sivil İnisiyatif’ten yapılan açıklamada; “İzmir 4. İdare Mahkemesi 2025/29 Esasta görülen davanın davacıları olarak, davalı Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yanında davaya müdahil olan Lodos A.Ş’nin bilirkişilere yönelik ithamlarını doğru bulmadığımız gibi Bakanlık, Ek Bilirkişi raporuna yapmış olduğu itiraz ile TVK tarafından hazırlatılan ve dava Bilirkişi Raporu’nda kaynak olarak gösterilen Karaburun – Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi Karasal Biyolojik Çeşitlilik Araştırma Raporunu eksiz ve hatalı gördüğünü beyan edip yeniden bilirkişi raporu düzenlemesini talep ederek çelişkiye düşmüştür. Yarımada da Lodos A.Ş, mevcut RES Projeleri kapasaite artışları ve GES projesi ile talanın boyutlarını büyütmüştür. İzmir 4. İdare Mahkemesi 2025/29 Esasta açılan ve davacısı olduğumuz Lodos Enerji’nin RES Kapasite Artışı projesi “ÇED Olumlu” kararının iptali talepli dava kararı doğadan ve yaşamdan yana çıkmıştır. Karaburun-IldırKörfezi Özel Çevre Koruma Bölgesine ilişkin yönetim planı yapılmadan yatırım girişimlerine yönelik kısıtlayıcı kararlar alınmadığı takdirde Yarımada’nın doğal, sosyal ve kültürel değerlerine geri dönüşü olmayan zararlar verileceği açıktır..” denildi.

AV. ALTIPARMAK: KAMU DOĞAYLA İNATLAŞMAKTAN VAZGEÇMELİ
Davacıların avukatlarından Av. Cem Altıparmak yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin iklim krizi ile mücadeleye yönelik yenilenebilir enerji politikaları, krizin çözümüne odaklı politikalar değildir. Yenilenebilir enerji yatırımları (RES, GES, JES vb.) bütüncül bir iklim mücadelesi perspektifi üzerinden değil, sermaye için yeni istisna, teşvik ve kredilerle güçlendirilmiş bir “yeşil el koyma (Greengrabbing)” imkânı üzerinden yürümektedir. En basit tanımıyla “yeşil el koyma”, iklim değişikliği ile mücadele etme gibi bahanelerle doğal varlıklara el konulmasıdır. Yeşil el koymanın en ağır örneklerinin yaşandığı Karaburun Yarımadası, yerel ekonomik ve ekolojik döngü dikkate alınmaksızın, çok sayıda ve plansız bir şekilde yapılan RES ve GES projeleri ile karşı karşıya kalmaktadır. Yarımadada yenilenebilir enerji yatırımlarının kurulacağı arazilerin tarım arazisi ya da zeytinlik, orman, çayır, mera alanı vb. olması da ne yazık ki yatırımın önünde bir engel teşkil etmemektedir. İlgili idareler tarafından çok kolay bir şekilde tarım, mera dışı kullanım ve orman kesin izinleri verilebilmektedir. Özel mülkiyete tabi araziler de kamulaştırma kararlarıyla mülk sahiplerinin ellerinden alınmaktadır. Geçen 15 yıllık süreçte ÇED Olumlu kararlarını defalarca iptal ettirdiğimiz birçok yenilenebilir enerji projeleri Karaburun’da yeşil el koymanın sembolü haline gelmişlerdir. Bu davada verilen iptal kararının artık hukuken bir son nokta olmasını, kamu idarelerinin sermayenin çıkarları uğruna doğa ile inatlaşmalarından, doğayı istismar etmekten vazgeçmelerini bekliyoruz“ dedi.