Kemal Kılıçdaroğlu'nun ilk kurultayını hatırlıyorum da Kemal Anadol divan başkanıydı. Anadol ne mutlu, ne mutlu! Hatta Kılıçdaroğlu'nu bir öpüşü vardı ki sormayın. Delegenin yüzü gülüyordu. Salonda ise büyük bir umut hakimdi. Bir başka anlamda eski ve aksi kral öldü yaşasın yeni ve şirin kral şöleniydi. Bana göre kurultay değil 'umuttay' oldu.
Peki ya sonra?
Günler günleri, aylar ayları kovaladı. Umutla birlikte Kemal Anadol'da kayboldu. Yeni bir kurultay ve yeni bir divan başkanı… Bu kez sahnede Aziz Kocaoğlu var. Kocaoğlu divan başkanı yapıldı. Bir harala bir gürele ne Önder kaldı ne de Sav! Hepsi birden yalan oldu.
Kurultay biter mi? Hayır!
Kurultay biter mi? Hayır!
Devlet kuran parti CHP yine kurultaya gidiyor. Daha doğrusu bu kez kurultaylarına gidiyor. Dolayısıyla gündem CHP kurultaylarına kilitlenmiş durumda… Farkında mısınız bilmem ama Ak Parti bile meclis iç tüzük görüşmelerini CHP kurultayları sonrasına bırakma kararı aldı. Tertibine günler kalan kurultayın biri için isim bile kondu. Bana göre diğerinin ismi yok! Analı babalı yetim gibi… İşte sırf bu yüzden Kılıçdaroğlu'nun 'Büyük Demokrasi Şöleni' adı verdiği bu kurultay için tarihe not düşmek adına bir şeyler yazmak farz oldu. Fakat bu bir 'Yine mi kurultay?' veya 'Bu kaçıncı kurultay?' yazısı olmayacak! Ben bugüne kadar icra edilen gelmiş geçmiş tüm kurultayları önemsiyor ve gerekli buluyorum. Ancak iki gün üst üste ve üstelik aynı amaçla iki kurultay yapılacaksa bana göre bunun adı kurultay olmaz. Ne mi olur? Bu olsa olsa 'rezalettay' olur.
Niçin mi?
Halen yürürlükte olan tüzük gereği Tüzük Kurultayı yapılması için yeter sayıda delegeden imza toplanması üzerine Tüzük Kurultayı yapılması kararlaştırılmıştır. Fakat ne ilginçtir ki bu kararı alan CHP MYK'sına rağmen CHP MYK'sına başkanlık da eden genel başkan bu kez tüzükten doğan hakkını kullanıp bir anlamda 'Bende isterem!' diyerek diğerinden bağımsız bir Tüzük Kurultayı çağrısı yapmıştır. Delegenin istediği Tüzük Kurultayı için 27 Şubat 2012 Pazartesi günü kararlaştırılmış olup bu kurultaya basının ve seyircinin alınmaması uygun görülmüştür. Genel başkanın çağrısı üzerine yapılacak olan Tüzük Kurultayı ise 26 Şubat 2012 Pazar günü davulla, zurnayla yapılacaktır. Bol basınlı ve çok seyircili bu kurultayın genel merkez tarafından önemsendiği çok açık ve çok nettir. Bu açıdan CHP, tarihinde ilk kez kendi öz evlatlarına üvey evlat muamelesi yapmıştır.
Kurultayın sözlük anlamının bir kurumun temel işleri konuşmak için belli sürelerle ya da gerektikçe yaptığı genel toplantı, kongre olduğundan yola çıkarsak tüzük kurultayının birbirini takip eden iki ayrı günde yapılmasının izah edilir yanı yoktur. Ayrıca delege tarafından talep edilen Tüzük Kurultayı yapılırken istediği maddeleri gündeme geçirmesi hiç de zor olmayacak genel başkanın ikinci kurultay inadı bana göre partinin parasına ve partilinin zamanına olduğu gibi bizzat genel başkanlığa duyulan güvenin de kaybına neden olmaktadır.
Bir işin adında demokrasi olması o işin özünde demokrasi olduğunu göstermez. Şimdi 'Hangi kurultaya kaç kişi katılır?' veya 'Hangi delegeler hangi kurultaya katılmaz?' ben bunu bilemem. Bildiğim bir şey varsa o da; mevcut kurultay delegelerinin %90'ı için bu kurultayın son kurultay olduğudur. Uzun lafın kısası bu her ne kadar bir 'Demokrasi Şöleni' gibi görünse de düpedüz bir tasfiye hareketidir. Tasfiye edilen ise sen, ben değil ilkelerimiz ve ideolojimizdir. Her kim ve ne olursanız olun bunu aklınızdan çıkarmayın.
Değerli Kurultay delegeleri; 'Cumhuriyet'i, Cumhuriyet Halk Partisi'ni, en çok da Türkiye'yi ilgilendiren çok önemli '1' oyunuz var.' 'Boş atıp dolu mu tutarsınız?' yoksa 'Dolu sanıp boş mu atarsınız?' İşte orası size kalmış!
Gazanız şimdiden mübarek olsun! .
Gazanız şimdiden mübarek olsun! .