Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı 30 kez ağırlamışız. Ne mutlu bize. Kapı komşusu yaptı İzmir'i. Allah razı olsun.
Her gelişinde yatırımla, sevgiyle, şefkatle gelmese, ağzından ’“Gavur İzmir’” diye kaçırsa da, yine bekleriz. Kapımız herkese açık.
Misafirperver İzmir, bir türlü yıldızının barışmadığı Recep Tayyip Erdoğan'a misafirperverliğini en iyi şekilde sergiliyor.
Deniz Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu gibi yumurtalı, domatesli saldırılara hedef olmuyor. Çünkü İzmir, devlet yöneticilerine saygılıdır. Yurdun her yanında böyle olması gerekir ama İzmir'i örnek alan yok maalesef.
Başbakan Erdoğan, bu kez referandum öncesi miting için geldi İzmir'e.
AKP'li kurmaylara göre, Gündoğdu Meydanı'nda mahşeri bir kalabalık vardı. 15 bin kişiden söz ediyorlar.
Polis yetkilileri ise '8 bin' diyor.
Görünen köy kılavuz istemez. Bizim matematik dersimize beden eğitimi öğretmeni girmiyordu. Sayı saymasını, sayısal tahmin yapmayı çok şükür biliyoruz. Ne de olsa gazetenin spor servisinde yetiştik. Bir maçı kaç kişinin izlediğini tahmin ederdik, rakamlar açıklanmadan.
Abartmaya gerek yok, Gündoğdu tribünlerinde 8 bin kişiye yakın AKP'li vardı.
Basın her şeyi büyütüyor, derler.
Hatta bir yerlerinin büyümesini isteyenler, hamama peştemalle değil, gazete kağıdını peştamal gibi bel altına sarıp girermiş!
Basın ile AKP bütünleştiği için, AKP'nin de rakamları şişirmesi normal.
Ne demişler, üzüm üzüme baka baka kararır.
100 bin şapka hazırlandı ama çoğu elde kaldı.
Üzerinde 'evet' yazan 4 bin balon uçuruldu.
Dondurmalar ikram edildi. Bayılanların, Başbakan'ı çok sevdiklerinden mi yoksa sıcaktan mı bayıldıklarını pek anlayamadık!
Bir TIR dolusu kumanya, sahiplerine ulaştırıldı. Bu sıcakta kömür dağıtacak halleri yok ya!
Balonlar, belki çocuklar için hazırlanmıştı, ama onları büyükler uçurdu. Pek sevdiler balonları!
İki kişi, bir balonu tutup havalandırdı!
Başbakan Erdoğan, büyüklere balon dağıtırken, küçüklere de masallar anlattı.
Konuşmasında referanduma götürülen anaya değişiklikleriyle ilgili açıklamalar yapıp insanları bilgilendireceğine, her zamanki gibi ona buna sataştı.
Muhalefete çatıyor, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun memuriyetine dil uzatıyor.
Belden aşağı vurmalar, konuyu kişiselleştirmeler.
Yahu konumuz referandum, değişen anayasa maddeleri değil mi?Neden onları, insanların kafasına girecek şekilde tane tane anlatmıyorsunuz?
Başbakan diyor ki:
’“İzmir, Aliağa-Menderes hızlı tren hattını bitiremedi. Ulaştırma Bakanlığı bu işe el attı.’”
Ne biçim söz o sevgili Başbakanım!
İzmir, Türkiye'nin bir ili değil mi?Siz Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı değil misiniz?
Tabii ki İzmir'e yatırım yapacaksınız. Elbette bu işe omuz vereceksiniz. Tıpkı Ankara ve İstanbul'a yaptığınız gibi.
İzmir olarak, Ankara ve İstanbul'un aldığı hizmetlerin, gördüğü devlet desteğinin çeyreğini görmeye bile razıyız ama ağzımıza sürülen bir parmak balla idare ediyoruz.
AKP, yargı bağımsızlığı için savaşıyormuş!
Bazıları, yargıyı arka bahçesi gibi göremeyecekmiş, o nedenle iftira atıyormuş!
Yargı, kimin arka bahçesi oldu, bunu 73 milyon insandan sadece hükümet yetkilileri göremiyor maalesef.
Yüksek yargı kurmayları, bugünkü kadar televizyon ekranlarına çıkmadı hiçbir zaman.
Kendilerine yapılan müdahaleden hiç bu kadar rahatsız olmadılar.
Sözü daha fazla uzatmak istemiyorum.
İsteyen Başbakan'dan masalları dinlemeye devam etsin, isteyen balonlarını şişirip uçursun!
Ben şunu öğrenmek istiyorum.
İzmir, referandumda ’“evet’” mi diyecek?
İçimde küçük de olsa bir kaygı vardı ama Gündoğdu Meydanı'ndaki 8 bin kişilik koroyu görünce böyle bir hayalin gerçekleşmeyeceğine inancım tam oldu.
Hepinize ’“hayır’”lı günler.