İzmir için 'Karar Zamanı' geldi de geçiyor bile. Venedik gibi sokakları kanal olan ve teknelerle yolculuğun yapıldığı bir kent mi olacağız, yoksa Amsterdam gibi denize, kale duvarı gibi bentlerin inşa edildiği sular altındaki bir şehir mi?

Körfez'in hemen kıyısındaki Çin Seddi gibi binaları düşünürsek, 'Rüyalar şehri Venedik' olma hayalimiz epey pahalıya patlar gibi görünüyor.

'Para mühim değil' diyenler çıkabilir. Ancak, denize kilometrelerce uzunluğunda bentler yapmak da pek ucuz sayılmaz.

'İyi de niye Venedik ya da Amsterdam olacağız. İzmir'iz, İzmir kalalım. Üstelik bu ne acele' diyenleri duyar gibiyim. Malaasef İzmir kalabilmek için son günlerimiz. Bugünden harekete geçmezsek, istesek de İzmir kalamayız.

Çünkü, bugüne kadar doğanın verdiği alarmları hiç dikkate almadık, hala da almıyoruz. Bu uyarıların son örneğini geçtiğimiz perşembe günü yaşadık. Deniz öyle bir kabardı ki, Birinci Kordon, İkinci Kordon şimdiden Venedik kanalları gibi oldu. Yetmedi, arka sokaklar dere yatağına dönüştü. Gündoğdu Meydanı'ndaki heykel, adeta 'Kız Kulesi' edasıyla denizin içinde kaldı.

Alt yapı yetersizlikleri, eksiklikler, yapılması gerekenler tartışılabilir, ancak asıl büyük fotoğrafa bakmak lazım. Geçtiğimiz hafta yaşanan bir doğal afetti ve yapılan araştırmalara görebu tür olayların sayısı giderek artacak. NASA'nın yaptığı bir araştırmaya göre de 100 yıl içinde deniz seviyesi 1 ila 3 metre dolayında yükselecek.

NASA Yer Bilimi Bölümü Direktörü Michael Freilich, ölçümlerin doğruluğu konusunda o kadar emin ki aynen şu ifadeyi kullanıyor:

'Cihazlar o kadar duyarlı ki, 1200 metre yükseklikte uçan bir yolcu uçağına monte edilmiş cihazla, yeryüzünde duran 10 sentlik madeni paranın neden olduğu yükselti bile tespit edilebiliyor'.

Küresel ısınmanın yaşatacağı karamsar senaryolarla keyfimizi kaçırmak yerine bu konudaki 'Yol Haritası'nı belirleyip, eyleme geçmek gerekiyor. İşte Hollanda. 900 yıldır ülkesinin çevresine kilometrelerce uzunluğunda bentler yapıyor.

İzmir de bugünden harekete geçmezse maalesef 'Sular altındaki Kent' olarak tarihteki yerini alacak. O nedenledir ki, yumurta kapıya dayanmadan, İktidar-muhalefet demeden, yerel yönetim-merkezi hükümet tartışmasına girmeden siyasi irade elini taşın altına koymalı.

50 ya da 100 yıl sonra Kordon'da günbatımının aynı muhteşem keyfi vermesi isteniyorsa, Amsterdam gibi deniz altında mı kalacağız, yoksa Venedik gibi suların içinde mi olacağız ya da bir başka çözüm mü bulunacak bunun kararı acilen verilmeli.

Ve tabi ki vakit kaybetmeden harekete geçilmeli.

'Yok biz böyle iyiyiz. Ne gerek var şimdi rahatımızı bozmaya: bizden sonrakiler yapsın' diyorsanız, o zaman torunlarımıza güzelim İzmir yerine, korku filmlerindeki gibi bir kenti miras bıraktık demektir.