EGEDESONSÖZ- Buca Cezaevi’nin yıkılmasının ardından alanın planlanması süreci mahkemelik olmuş ve planlar iptal edilmişti. İller Bankası’na devredilen arazinin bir bölümünde lojman tipi evlerin yapılması planlanırken İzmir Büyükşehir Belediyesi, maliyet gerekçesiyle kamulaştırma bedelinin ödenemeyeceğini açıklamış ve arazinin bir bölümünde yapıların yapılabileceği ile ilgili görüş bildirmişti.

HALKIN GÖRÜŞÜ ALINMADI
Bugün İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, Buca Cezaevi alanına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Doğan açıklamasında, “İzmir’de kişi başına düşen yeşil alan en fazla 5 m², Buca’da ise bazı mahallelerde bu oran 1–3 m² seviyesindedir. Karşılaştırma için; Stockholm’de 87 m², Amsterdam’da 45,5 m²’dir. Buca Cezaevi alanına yürüme mesafesindeki Barış, Menderes ve Ali Rahmi Bey mahallelerinde kişi başına düşen yeşil alan yaklaşık 1 m²’dir. Alan, İzmir Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün de yer aldığı resmi komisyon kararıyla “Geçici Barınma Alanı” olarak belirlenmiştir. İzmir’in deprem gerçeği dikkate alındığında, bu tür büyük ve merkezi alanların açık ve yapılaşmasız kalması yaşamsal önemdedir. Daha önce aynı alan için getirilen yüksek yoğunluklu yapılaşma kararları yargı tarafından iptal edilmiş, mahkemeler; yeşil alan ihtiyacının göz ardı edilmesini ve yapılaşmayı şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı bulmuştur. Buna rağmen alanın rezerv alan ilan edilerek planlama yetkisinin belediyeden alınması, yerel planlama yetkisinin devre dışı bırakılması anlamına gelmiştir. Bu süreçte kent halkının görüşü alınmamıştır” dedi.

SİYASİ BİR OYALAMA
Buca Eski Cezaevi alanın tamamen yeşil alan olması gerektiğine dikkat çeken Doğan, “Buca Cezaevi Alanı nüfus ve yapı yoğunluğunu artıracak ticaret ve konut kullanımlarıyla değil, tamamı kamusal yeşil alan, afet toplanma ve geçici barınma alanı olarak planlanmalıdır. Bu büyüklükte bir alanın yapılaşmaya açılması; mevcut yargı kararlarına, planlama mevzuatına, afet yönetimi ilkelerine ve Buca’nın açık alan ihtiyacına açıkça aykırıdır. Yaklaşık dört yıl önce yıkılan Buca Cezaevi alanı, aradan geçen bunca zamana rağmen hâlâ çözülememiş, sahipsiz bırakılmış bir sorun olarak İzmir’in ortasında durmaktadır. Bu süreçte İktidar kanadı, Büyükşehir Belediye Başkanı ve İzmir’in genel ile yerel iktidar milletvekilleri birbirinden farklı, birbiriyle çelişen açıklamalar yapmış; kamuoyu net bir yol haritası yerine belirsizlikle baş başa bırakılmıştır. Bir yandan “burası yeşil alan olmalı” denilmekte, diğer yandan “yeterli kaynak yok” gerekçesi öne sürülerek sorumluluk ertelenmektedir. Sonuçta ise yıllardır değişen hiçbir şey yoktur. Yıkım yapılmış, alan boş kalmış, çözüm üretilememiştir. Bu tablo, sorunun teknik değil, siyasi bir oyalamaya dönüştürüldüğünün açık göstergesidir. İYİ Parti olarak açıkça ifade ediyoruz: Yetkisi olanların birbirine gerekçe üretmesini, mazeret sıralamasını ve konuyu polemik başlığına çevirmesini kabul etmiyoruz. İzmir’in kaybedecek zamanı yoktur. Bu alan, kurumlar arası çekişmelerin değil, kamu yararının konusu olmalıdır.

İZMİR’İN SORUNLARI AK PARTİ VE CHP ÇEKİŞMENİN GÖLGESİNDE KALDI
Bucalıların ve İzmirlilerin talebine dikkat çeken Doğan, “Bu alan rantın, belirsizliğin ya da siyasi hesapların değil; yeşil alan olarak İzmir’e kazandırılmalıdır. Bugün görevde olan herkesin sorumluluğu, “neden olmuyor”u anlatmak değil, nasıl yapılacağını ortaya koymak ve gereğini yerine getirmektir. İYİ Parti İzmir İl Başkanlığı olarak durduğumuz yer açıktır: Çözümsüzlüğü değil çözümü, polemiği değil iş birliğini savunuyoruz. Bu alan daha fazla bekletilmemeli; İzmir’in nefesi, Buca’nın yeşili olmalıdır. İzmir’de artık şehri ilgilendiren her sorun, her proje, her yatırım, AK Parti ile CHP arasındaki çekişmenin gölgesinde kalmaktadır. Metrodan çöp toplama sorununa, körfez kirliliğinden Çankaya otoparkına, Basmane Çukuru’ndan giderek büyüyen susuzluk tehdidine kadar kentin hayati meseleleri; çözüm iradesiyle değil, karşılıklı polemiklerle gündeme gelmektedir. Kamuoyu önünde yaşanan bu tartışmalardan İzmirliler yorulmuştur; çünkü konuşulan çok, sonuç yoktur” ifadelerine yer verdi.

İZMİR TEHDİTLE DEĞİL HİZMETLE YÖNETİLMEK iSTER
Merkezi iktidara yatırım üzerinden eleştirilerde bulunan Doğan, “Genel iktidarın İzmir milletvekilleri çoğu zaman sadece eleştiren bir pozisyonda durmakta, çözümün doğal bir ortağı olduklarını görmezden gelmektedir. Aynı şekilde Büyükşehir Belediyesi’nin de her başlıkta “kaynak yok” gerekçesine sığınan, sürekli mazeret üreten yaklaşımı İzmir’i ileriye taşımamaktadır. Bir yanda eleştiriyle yetinen bir genel iktidar, diğer yanda sorumluluğu erteleyen bir yerel yönetim vardır; kaybeden yine İzmir’dir. Yerel seçimler öncesinde İzmirlilere vaat edilen projelerin bugün gelinen noktada hayata geçirilmemiş olması bu tablonun en somut göstergesidir. Seçim dönemlerinde projeler konuşulmuş, çözümler anlatılmış; ancak seçim sonrası bu başlıklar İzmir’in menfaati adına sahiplenilmemiştir. Oysa İzmir, Türkiye’nin üçüncü büyük kentidir; ekonomisiyle, limanlarıyla, sanayisiyle, tarımıyla, turizmiyle ve insan kaynağıyla bu ülkeye çok yönlü ve büyük bir değer katmaktadır. Böyle bir kentin yatırımlardan geri bırakılması, görmezden gelinmesi kabul edilemez. İzmir’e adeta “oy vermezsen hizmet gelmez” anlayışıyla sallanan bu sopaya, İzmirli gereken cevabı sandıkta vermesini bilir. Çünkü bu şehir, tehditle değil, hak ettiği hizmetle yönetilmek ister” dedi.

İYİ Parti’den Soyer ve Aslanoğlu’na ziyaret: Vicdan krizi
İYİ Parti’den Soyer ve Aslanoğlu’na ziyaret: Vicdan krizi
İçeriği Görüntüle

SİYASİ HESAPLARIN KARŞISINDAYIZ
Doğan açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;
“İYİ Parti olarak durduğumuz yer nettir. Bizim siyasetimiz sadece eleştirmek ya da hesap sormak değildir; çözümün ortağı olmaktır. İzmir’in kazanması için atılacak her doğru adımı destekleriz. Ama İzmir’e zarar veren, oyalayan, siyasi hesaplara kurban eden her yaklaşımın da sonuna kadar karşısında dururuz. İYİ Parti İzmir İl Başkanlığı olarak; polemikle değil, sorumlulukla, mazeretle değil, iradeyle İzmir için çalışmaya devam edeceğiz.”