ABD’nin bölgedeki onlarca askeri üssü ilk kez sistematik biçimde İran’ın balistik füze ve kamikaze İHA saldırılarının hedefi oldu. Amerikan düşünce kuruluşu Council on Foreign Relations (CFR) tarafından yayımlanan son analizde dikkat çekici bir tespit yapıldı:
“Ortadoğu’daki ABD üsleri artık caydırıcılığın değil, İran için kolay hedeflerin sembolüne dönüşüyor.”
Bu tartışma yalnızca askeri değil; milyarlarca dolarlık ekonomik ve jeopolitik sonuçlar doğurabilecek yeni bir dönemin habercisi olarak görülüyor.
İRAN HANGİ ABD ÜSLERİNİ VURDU?
İran, savaş boyunca doğrudan veya vekil güçleri aracılığıyla Körfez’deki birçok Amerikan tesisini hedef aldı. Öne çıkan hedefler şunlar oldu:
* Katar’daki Al Udeid Hava Üssü
* Bahreyn’deki ABD 5. Filo Karargâhı
* Kuveyt’teki Ali Al Salem ve Camp Arifjan
* Suudi Arabistan’daki Prince Sultan Air Base
* Irak’taki Ayn el-Esed ve Erbil çevresindeki ABD tesisleri
* BAE’deki çeşitli Amerikan askeri tesisleri
Uydu görüntülerine dayanan analizler, resmi açıklamalardan çok daha fazla tesisin zarar gördüğünü ortaya koyuyor.
ABD NE KADAR KAYIP VERDİ?
Resmî rakamlar zaman içinde revize edilse de savaşın bilançosu ağır oldu. Son verilere göre İran saldırılarında; 18 Amerikan askeri öldü, 600’ün üzerinde asker yaralandı, yüzlerce askeri araç, radar ve mühimmat deposu hasar gördü, üslerin altyapısında yüz milyonlarca doları aşan yıkım oluştu.
CFR analizine göre, Amerikan kayıplarının büyük kısmı cephede değil, üslerde meydana geldi. Bu durum, “ileri konuşlanma” doktrininin kırılganlığını ortaya çıkardı.
BU ÜSLER NİÇİN ÖNEMLİ?
ABD’nin Ortadoğu’daki üsleri; İran’ı çevrelemek, İsrail’i desteklemek, Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmek, enerji yollarını korumak, CENTCOM operasyonlarını yürütmek, Irak ve Suriye’deki birliklere lojistik sağlamak, hava yakıt ikmali yapmak, füze savunmasını koordine etmek amacıyla kullanılıyor. Yani Washington’un Ortadoğu’daki askeri varlığı bu üslerin üzerine kurulmuş durumda.
İRAN ÜSLERE ULAŞABİLİYOR
İran’ın elindeki; Şahab, Emad, Sejjil, Hayber Şekan, Fettah hipersonik, füzeleri, binlerce kamikaze İHA neredeyse Körfez’deki bütün Amerikan üslerine ulaşabiliyor. Bugün Katar’dan Kuveyt’e, Bahreyn’den BAE’ye kadar uzanan Amerikan üslerinin tamamı İran’ın füze menzilinde bulunuyor. Askeri uzmanlar buna, “coğrafi tuzak” adını veriyor.
ÜSLER NEREYE TAŞINABİLİR?
Washington’da tartışılan seçenekler arasında şunlar bulunuyor:
1. Diego Garcia (Hint Okyanusu): En güvenli seçenek. Avantajları; İran füzelerinin dışında, büyük bombardıman uçakları konuşlandırılabiliyor. Dezavantajı; İran’a yaklaşık 3 bin 800 kilometre uzaklıkta; bu da operasyon sürelerini uzatıyor.
2. Doğu Akdeniz (Girit, GKRY, İtalya’nın güneyi): Buradaki üslerden Ortadoğu’ya erişim mümkün ancak Körfez’e göre daha uzun reaksiyon süresi gerekiyor.
3. Afrika Boynuzu (Cibuti): Kızıldeniz operasyonları için uygun ancak İran’a karşı yetersiz.
4. Hint Okyanusu ağı: ABD’nin deniz gücüne dayalı yeni bir üs sistemi kurması da tartışılıyor.
TÜRKİYE SEÇENEK OLABİLİR Mİ?
Teorik olarak; İncirlik, Malatya Kürecik ABD açısından önemli tesisler. Ancak Türkiye’nin son yıllardaki bağımsız dış politikası nedeniyle Washington’un bütün Körfez yapılanmasını Türkiye’ye kaydırması gerçekçi görülmüyor. Uzmanlara göre Ankara, böyle bir genişlemeye sıcak bakmayacaktır.
ÜSLER NASIL TAŞINIR?
Askeri açıdan mümkün olsa bile siyasi açıdan son derece zor görülüyor. Çünkü; ev sahibi ülkelerle anlaşmalar gerekiyor. Bunun yanı sıra; yeni havaalanları inşa edilmeli, yakıt depoları kurulmalı, mühimmat stokları taşınmalı, radar ağları yeniden oluşturulmalı ve binlerce asker ile aileleri taşınmalı. Bu süreç 10 yılı bulabilir.
EKONOMİK MALİYETİ
Savunma uzmanlarının hesaplarına göre; tek büyük hava üssünün yeniden kurulması 10-20 milyar dolar. Körfez’deki tüm Amerikan altyapısının yeniden konuşlandırılması ise 100 milyar doların üzerine çıkabilir. Buna; limanlar, mühimmat depoları, enerji altyapısı, hava savunma sistemleri, personel lojmanları dâhil değil. Gerçek maliyetin çok daha yüksek olabileceği belirtiliyor.
ABD’NİN YENİ STRATEJİSİ NEDİR?
Pentagon’da tartışılan yeni model; “Dağıtık üs sistemi (Distributed Basing)”
Bu modele göre; dev üsler yerine çok sayıda küçük üs, sürekli yer değiştiren birlikler, mobil hava savunması, insansız sistemler ve deniz üsleri öne çıkacak. Amaç, İran’ın tek salvo ile büyük kayıp verdirmesini önlemek.
Uzmanların vardığı sonuç; İran savaşı yalnızca iki ülke arasındaki bir çatışma olmadı. Asıl değişen; ABD’nin 1991 Körfez Savaşı’ndan beri uyguladığı Ortadoğu askeri mimarisi oldu.
CFR’nin değerlendirmesine göre, İran’ın füze ve İHA kapasitesi karşısında Körfez’deki büyük ve sabit Amerikan üsleri artık eskisi kadar güvenli değil; Washington’un ya üslerini daha güvenli bölgelere kaydırması ya da daha küçük, dağınık ve hareketli bir kuvvet yapısına yönelmesi gerekecek.
Ancak böyle bir dönüşüm, hem müttefik ülkelerle yapılacak yeni siyasi anlaşmaları hem de on milyarlarca dolarlık yatırım gerektirecek.
YENİDEN YAPILANMA GEREKİYOR
Sonuçta; İran’ın artan füze ve İHA kapasitesi, ABD’nin Ortadoğu’daki “ileri konuşlanma” stratejisini ilk kez ciddi biçimde sorgulatıyor. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda Washington’un askeri varlığında, üslerin konumundan kuvvet yapısına kadar uzanan kapsamlı bir yeniden yapılanma süreci gündeme gelebilir.





