EGEDESONSÖZ – AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, TGRT Haber’de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP’ye yönelik sert eleştirilerde bulunan İnan, muhalefetin kullandığı siyasi dili “tasvip etmediklerini ve şiddetle kınadıklarını” söyledi.
CHP’nin siyasetin ve demokrasinin seviyesini düşürdüğünü savunan İnan şunları söyledi:
Biz her defasında CHP’nin siyasetin ve demokrasinin seviyesini düşürdüğünü söyledik. Bu örnek bizim tasvip etmediğimiz ve en şiddetli şekilde kınadığımız, siyasette görmek istemediğimiz tablo. Genç bir siyasetçi olarak bu terbiyesizliği kınayan bir tavır içerisindeyim. Ben 17 yaşından beri AK Parti’de yetişen bir kardeşinizim. Cumhurbaşkanımız bize 3 şeyi öğretti. Hayatın her alanında dürüst olacaksınız, aldığınız sorumluluğu taşıma noktasında asil olacaksınız ve siyaseten tek limanı ahlaktır. Bu bizim pusulamızdır. Biz CHP’de bunu göremedik. Hakaret eden ve milletin değerlerini aşağılayan ne kadar isim varsa CHP’de meclis üyesi oldu. Parti meclisi üyesi oldular. Balık baştan kokar. Siyasetçinin farklı fikirleri ve tercihleri olabilir. Siyasette günün sonunda her siyasetçi aynı fikirde olmak zorunda değildir. CHP Genel Başkanının bu dilini kınıyoruz. Özel’in siyasetini biliyoruz. CHP’nin genetiği bu. Cumhurbaşkanımıza yönelik çirkin ifadeler kullanmak, milletin değerlerini aşağılayacak her türlü eylemin içerisinde olmak ve günün sonunda bu müptezel siyaseti kendilerine merkez haline getirmek CHP’nin alışkanlığı haline geldi. Dün de başkanlar bunu savunacak argümanlar üretiyorlar. CHP hiçbir zaman bu milletin değerlerini tanımadı ve barışık olmadı. Şimdi de garip argümanlarla kendi tabanlarını kenetlediler. Biz bunu reddediyoruz. CHP hem vurgunculuk hem hırsızlık, şimdi de yanına küfürbazlık ekleyerek parti programını hazırladılar. Biz bu dili ve anlayışı reddediyoruz. Bunu milletimiz de çok iyi görüyor. Milletimiz de gerektiği noktada takdiri ortaya koyacaktır. Ortada bir seviye yok. Önce toksik siyaset yaptılar. Hırsızlıkları, rüşvetleri aklama biçimine girdiler. Ardından sinir krizi geçirircesine küfürlere başvurdular. Cumhurbaşkanımız grup toplantılarında çoğu kez, ‘CHP’nin durumu psikiyatrinin konusudur’ diye uyarılarda bulundu. Bu uyarının ne kadar doğru olduğunu Özgür Özel’in içinden çıkamadığı psikolojik travmalarda görüyoruz. Özel, gece eve kapanıp sinir krizleri geçirdiğine dair varsayımlar göz önünde. Bu küfürler onun da neticesi. Siyasi bir rehine haline dönüştü. 1 senedir tsunami içerisinden çıkamıyor. Siyasi rehine olduğu durumlarda kendi içerisinde tutarsızlıklar seyrediyor. Günün sonunda da öfke kontrolü olmayan durumları da Türk siyasetine kazandırdı. Cumhur İttifakı olduğu müddetçe siyasetçilerin anılmasının karşısında olacağız. Sözüm ona bunlar biz de gençlere akıl verirler. Genç kardeşlerimiz bu meyhane ağzı ile konuşan tipleri örnek almamasını diliyorum. Ahlaksızlığı referans alan kişilerin ne gazeteciliklerine ne de siyasi kimliğine itibar ederim. Biz milleti temsil ediyoruz. Üzerimizde hissettiğimiz sorumluluk kutsal. Bu sorumluluğu hisseden siyasetçilerin referans göstereceğine inanmıyorum” dedi.
Mesut Özaslan’ın AK Parti’ye geçiş iddialarına yanıt veren İnan, “Dün çok başarılı MYK toplantısı yaptık. Ramazan’a kavuşuyoruz. Onunla ilgili çalışmaları değerlendirdik. Türkiye iç ve dış politikada hedefleri olan bir ülke. Parti olarak bu hedeflere nasıl güç veririz derdindeyiz. Yetkili kurullarımızla böyle bir gündemimiz yok. Gelişme söz konusu olursa parti sözcümüz kamuoyunu bilgilendirir” ifadelerine yer verdi.
CHP'DEN AYRILMAK İSTEYEN VAR MI?
‘CHP’den ayrılmak isteyen var mı?’ sorusuna yanıt veren AK Partili İnan, “Ben İzmir vekiliyim. CHP’li belediye başkanlarıyla şehrimiz üzerine ve Ankara-İzmir hattında tıkanan konular üzerinden görüşüyoruz. Onların söylediği kanaati de ifade etmek istiyorum. Partiyi değiştirmekten çok CHP’nin kendi içerisinde yaşadığı büyük bir kriz var. Belediye başkanları, milletvekilleri CHP’yi içinde bulunacak ve siyaset yapacak bir parti olmaktan çıktığını yoğun bir şekilde söylüyorlar. Özel ve arkadaşları kongre kazandı. Hangi metotlarla kongre kazandılarsa aynı uygulamaları belediyeler üzerinden yapıldığı ile ilgili CHP’li belediye başkanlarında rahatsızlık var. Kongreyi nasıl elde ettilerse belediye başkanlıklarında ve parti yönetiminde aynı tarzı ortaya koyuyorlar. Bunu her ortamda dile getiriyorlar. Bize söyledikleri durumlar da fazlasıyla var. Karşımızda tek bir CHP yok. Kendi içinde 5-6 gruplaşmalar var. Hizip grupları var. Yolsuzlukların esir aldığı bir CHP var. Katma değer siyaset üreten bir anlayış görmüyoruz. Tek gündemleri Silivri’deki arkadaşın hırsızlıklarını aklamak. Siyaseten rehin alındıkları ile ilgili ciddi emareleri ortaya koyuyoruz. Ana muhalefet partisinin hırsızlıklardan ve yolsuzluklardan başka gündemi yok mu? Silivri’yi genel merkez ilan edip oraya gidip geliyorlar. Yargıyı tehdit ediyorlar. Kendi arkadaşları da kongre öncesinde söylediler. PM’ye, ‘şu arkadaşları almayın’ dediler. İBB iddianamesinde milletvekilliği sorumluluğunu istismar etmiş isimler CHP’nin PM’sinde yer alıyor. Bu CHP’nin kendi iç sorunudur. Bizi belli bir noktadan sonra ilgilendirmez. Özel’in ne kadar rehin alındığı ile ilgili tavrı da gözler önüne seriyor. Bu arkadaşlar milletvekilliğinin dokunulmazlık zırhını da işlemiş oldukları mali suçun ve iddiasının koruma kalkanı olacak gibi yanılgı içindeler. Biz milletvekilliği makamını bir döviz bürosu ile eş tutan ve yeri geldiğinde hırsızlıkları kollayan bu anlayışı Türk siyasetinde görmek istemiyoruz. Özgür Özel bu iddialar içerisinde suçlanan vekillerle ilgili kamuoyuna açıklama yapmak zorundadır. Rüşvet iddialarını açıklamadığı için oyları yüzde 25’e hapsoldu. Bu düşüşü onlar da görüyor. 2 hafta önce geçmişe sünger çekeceğiz dediler. İstanbul yolsuzlukla, Ankara susuzluk ve trafikle, İzmir ile kara körfez, susuzluk ve çöp dağları ile anılıyor. 2,5 sene zarfında bu arkadaşlar hırsızlık, yolsuzlukları aklamak ilgili ortaya koydukları enerjinin 10’da birini hizmet götürmek için vermediler. Özel de esaretine son veremediği için krizler sürüyor." dedi.
'CHP İZMİR'DE ALDIĞI OY ORANINDAN UZAKLAŞTI'
Bugün yerel seçim olsa 31 Mart’taki gibi bir tablo ortaya çıkar mı?’ sorusuna yanıt veren İnan, “İzmir dahil söylüyorum. CHP, 31 Mart 2024’te aldığı oy oranlarından çok uzaklaştı. Bugün yerel seçim olsa aynı neticeler gerçekleşmez. Bu AK Parti-CHP meselesi değil. Belediye başkanları kronik sıkıntılara boğuldu. İzmir’de yaz aylarında susuzluk, çöp dağları, körfezin kokusunu çekiyor. Siyaset yapmak ve vatandaşa hizmet üretmek sosyal medyada içerik üretmek değildir. Bunun acısını belediyelerde görüyoruz. İlk seçimlerde göreceksiniz, yiğit düştüğü yerden kalkar. Bu şehirlerde yeniden AK Parti belediyeciliği kazandırmaya kararlıyız. Biz vatandaştan gelen her şikayeti, öneriyi çok hızlıca parti politikalarına kazandırırız. Başarımızın arkasındaki temel irade budur. Cumhurbaşkanımızın oyu yüzde 52 buçuklara ulaştı. Son anketlerimizde AK Parti yüzde 35’lere ulaştık. CHP ise yüzde 25’e hapsoldu" dedi.
TUGAY SORUSUNA YANIT: DEDİKODU
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçeceği iddialarını 'dedikodu' olarak yorumlayan AK Partili İnan şunları söyledi:
Biz AK Parti hükümeti olarak tüm hizmetlerimizi İzmir’de yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Şehrin ihtiyaçlarına yönelik Cumhurbaşkanımızın çok yoğun bir desteği var. Her konu da İzmir için her türlü desteği Cumhurbaşkanımızdan ve bakanlarımızdan alıyoruz. CHP, İzmir’de belediyecilik tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşıyor. Gelmiş geçmiş belediye başkanları bir başarı sergileyemedi. Şehri 25 sene boyunca geri götürdüler. Biz İzmir’in bu kadar kötü anılmasından rahatsızız. İzmir’de şehircilik çökmüş durumda. Görevde olan belediye başkanı da beceri ve yetkinlik noktasında sınıfta kaldı. Şehir çok kronik sorunlarla boğuşuyor. Biz çok üzüntü duyuyoruz. AK Parti’ye geçeceği iddiaları da dedikodu. Öyle bir gündem olmadı. Şehrimizi ilgilendiren konularda Cumhurbaşkanımızdan aldığımız destekle fazlasını yapıyoruz. İzmir’de 8 milletvekiliyiz. Her milletvekilimiz bir yerel yöneticiymiş gibi çalışıyor. Bunlar İzmirli olmayan kişileri milletvekili yaptı. Biz onlara aktarmalı milletvekili diyoruz. İzmir’i bir durak olarak görüyorlar. Biz İzmir’de aktarmasız vekiller olarak görevimizin son noktasına kadar İzmir’in hakkını savunmaya devam edeceğiz.




