Değerli okurlarım, aslında yoldaşlarım demeliyim. 18 Mayıs’’ta yazmayı düşündüğüm İbrahim Kaypakkaya ile ilgili yazımı bugün sizlerle paylaşmamın sebebi 30 Mart’’ta yayınlanan ’‘Sanma Faşist Olandan Bir Gün Hesap Sorulmaz’’ adlı yazımdan sonra elektronik postama gelen mesajlardan birinde dikkatimi çeken bir nokta.’¶ İbrahim Kaypakkaya algılanması ve tutumları dikkatli izlenmesi gereken kişilerden bir tanesi, ilk önce onu tanıyarak başlamak gerekli diye düşünüyorum.
Türkiye Komünist Partisi-Marksist Leninist (TKP-ML) ve Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu'nun (TİKKO) kurucusu, işkencede ölen İbrahim Kaypakkaya, Çorum'da doğdu.
Yoksul bir ailenin çocuğuydu. İlkokul çağına kadar doğduğu köyde kalan Kaypakkaya, ilkokulun birinci ve ikinci sınıflarını Karamahmut Köyü'nde okudu. Daha sonra Ortakışla ve Alacaköy'de ilköğrenimini tamamladı. 1961'de Hasanoğlan Öğretmen Okulu'nun sınavını kazanarak, öğrenimine burada devam etti. Çok başarılı bir öğrenci olan Kaypakkaya, arkadaşları arasında seviliyor, yazları köyüne giderek ailesine destek oluyordu.
Devrimci düşünceyle ilk kez Hasanoğlan Öğretmen Okulu'nda tanışan Kaypakkaya, bu okulu "pekiyi" dereceyle bitirdikten sonra Yüksek Öğretmen Okulu'na gitti. Bir yıl burada hazırlık sınıfında okuduktan sonra İstanbul'da Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'na başladı. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü öğrencisiydi.
Bu yıllarda özellikle devrimci gençliğin anti-emperyaltst mücadelesine yakın ilgi duydu. Sosyalist düşünceyi benimseyip, okuldaki arkadaşlarıyla birlikte Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) İstanbul Sekreterliği ile ilişki kurarak, kendi okullarında da örgütlenmek için çalışmalara başladı.
Fikir Kulübü'nün başkanı olan İbrahim Kaypakkaya, 6. Filo'ya karşı bildiri yayınladığı gerekçesiyle Kasım 1968'de okuldan atıldı. Buna karşı Danıştay'dan yürütmeyi durdurma kararı almasına rağmen, bozulan karar okul yönetimi tarafından uygulanmadı ve Kaypakkaya'nın Çapa Yüksek Öğretmen Okulu ile olan ilişkisi kesildi. Bu dönemde 6. Filo'ya karşı eylemlere, öğrenci örgütlerinin düzenlemiş olduğu gösterilere katılan Kaypakkaya, FKF ve TİP içinde baş gösteren ayrılıklarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüşünü benimsedi.
1969'da Fikir Kulüpleri Federasyonu'nun genel kurulundan sonra MDD görüşünü benimsemiş olanlar arasında baş gösteren ayrılıkta, Doğu Perinçek ve arkadaşlarının başını çektiği Proleter Devrimci Aydınlık (PDA) çevresiyle birlikte davrandı. 1969 ve 1970'de yoğunlaşan kitlesel eylemlerin büyük bir bölümünde yer aldı. Silivri'de Değirmenköy'deki toprak işgalini destekledi. Bu nedenle bir süre gözaltına atındı. O yıllarda meydana gelen Demir Döküm, Pertrix, Sungurlar, Gıslaved vb. gibi işçi eylemlerini de destekleyen Kaypakkaya, 1971 'de Çorum ve yöresini gezerek, buradaki izlenimlerini "Çorum İlinde Sınıfların Tahlili" adı altında kaleme aldı.
Bundan sonra bir süre Malatya, Tunceli ve Gaziantep yörelerinde örgütsel etkinlikte bulundu. Bu arada sıkıyönetimin ilanıyla birlikte aranmaya başladı. 1972'de o güne kadar birlikte olduğu PDA çevresiyle ideolojik anlaşmazlığa düştü. Aynı yıl Türkiye İhtilalci İsçi Köylü Partisi'nden koparak, birlikte olduğu arkadaşlarıyla Türkiye Komünist Partisi-Marksist Leninist (TKP-ML) adlı örgütle ona bağlı olan Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu'nu (TİKKO) kurdu.
Özellikle Malatya, Elazığ ve Tunceli civarında örgütlenen TKP-ML'nin aynı zamanda ideolojik önderliğini de yapan Kaypakkaya, 24 Ocak 1973'te Tunceli'de Vartinik-Mirik mezralarında güvenlik güçleri tarafından sarıldı. Çıkan çatışmada yakın arkadaşı Ali Haydar Yıldız öldürüldü, kendisi yaralandı. Birlikte olduğu diğer arkadaşları kaçmayı başardılar.
Yaralı olarak kaçan ve beş gün köylerde saklanan İbrahim Kaypakkaya, 29 Ocak 1973'te kaldığı köyde bir öğretmenin ihbarı üzerine ele geçirildi. Yaralı olmasına rağmen yürütüldü. Buradan ayakları donmuş olduğu halde Diyarbakır'a getirildi. Daha sonra hastaneye yatırıldı, bu arada ayaklarının kesilmesine izin vermemesine karşın yemeğine ilaç konularak donmuş olan ayakları kesildi.
İyileştikten sonra günlerce işkenceye maruz kalan Kaypakkaya, sorgusunda hiçbir biçimde kendisini ve örgütünü bağlayacak ifade vermedi. 16 Mayıs 1973'te yeniden sorguya götürüldükten iki gün sonra Diyarbakır'a gelen babasına intihar ettiği söylendi ve parçalanmış cesedi teslim edildi.
Kaypakkaya’’nın hayatı kısaca böyle, aslında hayatının bir günü bir kitap olacak insanlardan bir tanesi Kaypakkaya davasına inanmış bilinçli bir lider, Türkiyede SOL düşünceye sahip lider olan insanların hazin sonu onun da başına geldi. Aslında dikkatli irdelenmesi gereken bir konu bu, Ülkemiz’’de katledilen sorgusuz sualsiz infaz edilen her önder, aydınlanmacı ve ilerici. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ne demişti; "Düşünceler; zorla, şiddetle, top ve tüfekle değiştirelemez." Onun bu sözlerine karşı neler yapılıyor; sadece kendilerine göre gereğini yapıyorlar. Bugüne kadar hep böyle oldu bundan sonrası için de aynı infazları beklemeyelim diyeceğim ama yakın tarihte yaşananlar hala aynı mantığın devam ettiğini gösteriyor. Neden böyle oluyor anlam veremiyorum. Ülkemizin bölgesinde egemen güç olmasını istemeyen Emperyalist Kuvvetler hep maşalarını kullandılar ve de kullanmaya devam ediyorlar. Halkımız da anlamsız bir şekilde bunları göremiyor veya görmek istemiyor.
Beni yakınen tanıyanlar bilirler nasıl bir karaktere sahip olduğumu ve hangi ideoloji ye sahip olduğumu. Ben Ülkesinin Bağımsızlık mücadelesine gönül vermiş, devrimci karaktere sahip, Kemalizm’’e inanmış cesur ve sadakatli bir Cumhuriyet Halk Partiliyim. Geçmişte yaşanmış olan sıkıntıları unutmadan onlardan ders alarak önümüze bakmamız ve geleceğimize sahip çıkmamız gerekmektedir. Bunun için yapılması gereken en önemli işlerden bir tanesi siyasallaşmaktır, siyasal deneyimleri hayata aktarabilmektir. Bugün şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim değerli yoldaşlar geçmişte hangi sol örgütlenme içinde olursa olsun emek harcamış bilinçli, ilerici, aydınlanmacı her yoldaş CHP saflarına gelmeli ve mücadele etmeli. Eğer mücadelenin içerisinde yer alırsak o zaman doğru bildiklerimizi daha iyi savunabilir ve kitlelere bunları aktarabiliriz. Paylaşımların sonucu olarak bugün eleştirilen bazı noktaları değiştirebilir veya iyileştirebiliriz. Şu an bazılarınızın yaptıkları yorumları duyar gibiyim ama kısır döngüden çıkıp acilen ülkemizin geleceğini teminat altına alacak bir siyasi partiyi yani CHP’’yi iktidara taşımak zorundayız o zaman ne demek istediklerim daha iyi algılanır.
Ve UNUTMAYALIM
YAŞAMIŞ SAYILMAZ ZATEN YURDU İÇİN ÖLMESİNİ BİLMEYEN
NOT: Uzun zamandır yazmayı çok düşündüğüm bir konu var en kısa zamanda bunu sizinle paylaşacağım kısa bir bilgi vereyim. CHP İzmir ve çok değerli, onurlu, kendisini geçmişte olduğu gibi bugün de ülkesine hizmet etmeye adamış İzmir Milletvekilleri’…