İzmir'de merakla beklenen CHP PM toplantısı nihayet yapıldı. İzmir Enternasyonal Fuarı'nın açılışı, ilçe başkanları ve belediye başkanları toplantısı ile Parti Meclisi toplantısı gibi çok yoğun bir gündeme rağmen İzmir'de çok kısa bir süre kalan Kılıçdaroğlu İzmir'den memnun ayrıldı. 'Büyükşehir belediye başkanı ve bazı metropol ilçe belediye başkanları arasında yaşanan tartışmalar bir daha olmayacak' yönündeki cümlesi bana göre Kılıçdaroğlu'nun İzmir programındaki en önemli açıklamasıdır. Kılıçdaroğlu'nun bu söylemi gayet yerinde ve bir o kadar da iddialıydı. Çünkü Kılıçdaroğlu bu yönde bir tartışma içerisine girmesi muhtemel kişilere çok net bir mesaj verdi: 'Ya sus ya istifa et!'

Kılıçdaroğlu; 'Ya istiklal ya ölüm!' diyen Mustafa Kemal gibi tarihi bir söze imza atmasa da bu sözleriyle liderliğini ortaya koymuştur.Bu tavrı doğrudur ya da yanlış. İşte bu tartışılır. Tartışılmayacak tek şey ise onun liderliğidir. Ancak tam da bu noktada 'lider olmak' ve 'liderliğin hakkını vermek' gibi hususların tamamen birbirinden ayrı şeyler olduğunu da altını çizerek vurgulamak isterim.

Disiplin mekanizmalarının işletilerek partideki iç çekişmelere bir son verilmesi yönünde oldukça kararlı olduğu gözlenen Kılıçdaroğlu'nun bu yöndeki açıklamaları da Tacettin Bayır'ın elini güçlendiren cinstendi. Buradan anlaşılıyor ki Sn. Bayır'ın 'yakarım, çakarım' anlayışı da hız kesmeden devam edecektir.
Bana göre bu ziyaretin tek kazananı Büyükşehir belediye başkanı Aziz Kocaoğlu'dur. Son dönemde siyasete bulanan ve büyük bir prestij kaybına uğrayan Kocaoğlu bu ziyarette genel başkanının övgülerine mazhar olmuştur. Aslına bakılırsa genel başkan övgülerinde haksız da değildir. Ama pekte yerinde yapıldığını söyleyemem. Zira bu bir yerel yönetimler toplantısı değil örgüt toplantısıdır. Kılıçdaroğlu 'Örgüt belediye başkanlarına sahip çıkacak, Kocaoğlu ayda bir ilçe belediye başkanlarıyla toplantı yapacak' diyerek 'Örgüt, belediye başkanlarını dinlesin. Aziz Kocaoğlu da ağabey olarak ayda bir ilçe başkanlarını toplasın' tavsiyesinde bulunmuştur
Örgüt şartsız koşulsuz belediye başkanlarını dinlesin derseniz bu işin içinden çıkamazsınız. O halde sorarım size 'ilçe başkanlığı' gibi bir kurum neden var? Bu sözünüzün ışığında hazır tüzük kurultayı yapmak gibi bir niyetiniz varken yeni CHP'nin yeni tüzüğü'ne şöyle de bir madde eklenebilir mi? 'Belediye başkanı örgütün aynı zamanda ilçe başkanıdır. Belediye başkanının olmadığı yerlerde ilçe başkanı tam yetkilidir' Nasıl? Fevkaladenin fevkinde değil mi? Örgüt ve belediye başkanları arasındaki tartışmalar yok denecek kadar azken ve hadisenin bazı metropol ilçe belediye başkanları ile Büyükşehir arasında cereyan ettiği gün gibi ortadayken böyle bir açıklamaya neden gerek duyulduğunu da anlamış değilim. Kılıçdaroğlu'nun bu sözünden anlaşılan o ki örgüt ve belediye başkanları arasında yeni bir yetki tartışmasının doğması yakındır. En azından ben böyle düşünüyorum.
Benim açımdan sıkıntılı ilçe belediye başkanları ziyaretin şokunu henüz atlatmış değiller. Suskun olmaları ve değerlendirmeye yönelik ürkek ifadeleri de bu yüzden olsa gerek. Başka bir deyişle Kılıçdaroğlu sıkıntılı başkanların gazını aldı. Fakat kim ne derse desin; şişkinlik devam ediyor. Genel başkan karşısında bir kaçının konuşabildiği başkanlar meramlarını yeteri derecede serbest bir kürsüde dile getiremedi. Bu durumda gaz aldığını düşünen Kılıçdaroğlu dilerim bir gaz sıkışmasına neden olmamıştır!
Zira bu gaz patlarsa CHP İzmir'de 'havagazı' alır!

Not :
Dün yazdığım fıkrayı tekrar okursanız bu yazının üstüne iyi gidecektir. Hafta sonu Afyon'dayım. Sucuk isteyenler sucuk, kaymak isteyenler kaymak yazıp 05326465670 'e göndersin. Belki gelir belli mi olur?