Günün ilk ekonomi haberlerini izliyorum. Borsanın üst üste kırdığı tarihi rekorlar ballandıra ballandıra anlatılırken endeksin 95-100 bine tırmanmasının hesapları yapılıyor. Buna katkı sağlayacak faktörler arasında İmralı'da Öcalan'la yapılan görüşmeler de var. Bu yorum tarafları samimi bulmayan ve görüşmelerin bir yere varmayacağını düşünen benim gibiler için kuşkusuz sürpriz olmuştur.
'Ya ben bir şeyleri kaçırdım ya da birilerinin havanda su dövme saati geldi' diye düşündüm… Oslo süreci sonlandırıldıktan ve Öcalan'la yapılan görüşmeler askıya alındıktan bu yana ne değişti de tekrar 'barış' umutları gökyüzünde belirdi?
Erdoğan hükümeti PKK'dan beklentilerini revize etti de bizlerin mi haberi olmadı? Başbakan Erdoğan her fırsatta 'PKK silah bıraksın, Türkiye'yi terk etsin. Operasyonlar sürecek vs.' dediğine göre hükümetin PKK'ya karşı yürüttüğü politikada her hangi bir değişiklik görülmüyor.
Hükümetin bu çağrıları karşısında Kandil'in değerlendirmeleri de farklı değil. Duran Kalkan; 'Kendilerine göre kurnazlık yapıyorlar. Bizi kandırmaya çalışıyorlar. Şu soruyu sorarım ben; PKK silahsızlanırsa PKK'ya ve Kürtlere ne yapmayı düşünüyorlar. Her halde 'Hele siz silahı bırakın ne yapacağımızı biliriz biz' diyorlar. Biz ahmak mıyız?' Başka bir PKK yöneticisi Mustafa Karasu; 'AKP Hükümetinin başından beri bu görüşmelere yaklaşımı ciddiyetsizdir. Doğru bir yaklaşım gösterilmemektedir. Öyle ki, daha sorunun ismi bile tanımlanmamaktadır. Çözeceği sorununun ne olacağını söylememektedir. Yıllardır tekrarlanan terör tekerlemesi bırakılmıyor. Sorun da silahların bırakılması olarak ortaya konuyor. Neyi çözeceğini ortaya koyamaması, en sonda konuşulacak olan silahlı güçlerin konumunu bir dayatma gibi ilk başta gündemleştirmesi, süreci güvensiz hale getirdiği gibi, işi daha başında çıkmaza sokma anlamına gelmektedir.'
Görüldüğü üzere hükümet de bulunduğu yerde duruyor PKK da… Herkes bulunduğu yerde duruyorsa 'barış' için kim yürüyor? Süreç demek, bazı şeylerin gelişmesi ve değişmesi demekse şayet bu doğrultuda adım atılmadan her hangi bir süreçten bahsedilebilir mi?
PKK her ne kadar Öcalan'ın sorunun çözümünde aktif rol oynayacak hareket serbest iyesine kavuşması gibi söylemler içinde olsa da Silvan saldırısında görüldüğü üzere önderliği ve kararları sadece lafta kalıyor. Muhtemelen PKK içinde hakim olan; Öcalan'ın bulunduğu yerden olayları süzme ve tahlil etme yeteneğinin sınırlı olduğu düşüncesi.
Aksi halde Öcalan'ın Devrimci halk savaşına gerek kalmadığı ve Barış Konseyi'nin kurulacağı sözlerini takiben Silvan saldırısıyla aynı güne denk gelen demokratik özerklik ilanı falan olmazdı.
Öcalan sadece İmralı kosterindeki arızadan dolayı mı görüşme yapamadı? Baktı ki elleriyle kurduğu örgüt kontrolden çıkmış laf dinlemiyor, küsüverdi… Örgütünce adam yerine koyulmamak çok dokunmuş olacak ki 'Artık ben yoruldum, yokum' plağı çalmaya başladı.
'Önderimizi oyalıyorlar. Önderimizi kandırılıyorlar' bahaneleriyle açıklamaya çalıştılar kanlı Silvan saldırısını. Kandırılabilen ve oyalanabilen birinden önder olur mu hiç? Veya kandırılabilen ve oyalanabilen önderin sözü dinlenir mi? Peki bu görüntünün hükümet tarafından görülmeme olasılığı var mı? Öyleyse tarafların bulunduğu yerde çakılı durduğu, beklentilerin karşılanmadığı bir 'barış süreci'ne inanmamızı nasıl bekliyorlar?
Bunun cevabını da Haluk Levent güzel şarkısıyla versin… 'Geç bunları anam babam geç bunları' Hedefte tribünler varsa şayet bence; pamuk ipliğine dahi bağlı olmayan uyduruk 'barış' süreci yerine 'halk idam geri gelsin istiyor' söylemi daha çok prim yapardı…