EGEDESONSÖZ – Gaziemir Belediye Meclisi Temmuz ayı olağan meclis toplantı Başkan Ünal Işık yönetiminde gerçekleşti.

AK Parti Grup Başkan Vekili Hüseyin Arslan, vergi ve SGK borçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, belediyenin mali durumuna dair net tabloyu meclisle paylaşılmasını istedi. Arslan, 2023 yılında Sayıştay denetimlerinde Gaziemir Belediyesi ve şirketlerinin toplam yaklaşık 440 milyon lira SGK borcu bulunduğunun tespit edildiğini hatırlattı.

Mevcut borç yüküne ilişkin sorularının daha önce de yanıtsız kaldığını ifade eden Arslan, güncel rakamın açıklanmasını talep ederek, “Şu anda SGK’ya ya da vergi dairelerine toplam borcumuz ne kadar? Meclisin bunu bilmesi gerekiyor. Biz Gaziemir Belediye Meclisi üyeleriyiz. Yarın birisi sorduğunda elimizde net veri olsun isteriz. Burada bir iddia ortaya atmıyorum; belki bu borç 600 milyon liraya, 650 milyon liraya çıkmıştır, onu bilemem. Bunu ancak sizden öğreneceğiz” dedi.

SGK’ya devredilmesi gündeme gelen taşınmazlara da değinen Arslan, sosyal güvenlik borçları nedeniyle bazı mülklerin hacizli olduğunu ve satış sürecinin sürdüğünü belirterek, “Toplam borcumuzun ne kadar olduğu, SGK ve vergi borçlarıyla birlikte meclise açık şekilde sunulmalı” ifadelerini kullandı.

Gaziemir Meclisi'nde 'Erdoğan' tartışması! - İzmir Haber - İzmir Son Dakika  Haberleri

AK PARTİ’DEN IŞIK’A TEHDİT İDDİASI
Başkan Işık'ın, meclis üyelerinin mecliste kullandıkları ifadeler nedeniyle ifadeye çağrılmaları ve sözlerini geri almalarına yönelik iddialara tepki gösteren AK Parti Grup Başkan Vekili Hüseyin Aslan, şunları söyledi:

“Sayın Başkan, gerek denetim sonuçlarında, gerekse meclis konuşmalarımızda, açıklamalarımızda, meclis üyelerimizin çağrılarak ifadelerinin geri alınması konusunda veya savcılığa ifade verilsin gibi ifadeler kullanmanız bu hiç hoş değil. Bizler bu mecliste her zaman konuştuklarımızın arkasındayız. Hiç kimseden de çekincemiz yok. Ve bu mecliste de siyasetimizi doğru yapmaya çalışıyoruz. Bugüne kadar da hep doğru olmaya çalıştık. Bizim amacımız Gaziemir'in sorunları, ilçede Gaziemir'in sorunlarının çözülmesi. Dolayısıyla bizim konuştuklarımızın farklı yerlere çekilmemesi lazım. Arkadaşlarımız konuştu olabilir, denetim sonuçlarından biz ilerledik, denetim sonuçlarıyla ilgili başka cevap verdik, maskeyle ilgili konuştuk, karton bardak, tahta kaşıklarla ilgili konuştuk. Hadsiz bu konuşmalardan rahatsız oluyorsanız, kusura bakmayın. İzmir'de bu İzmir ilinin savcıları ve yargı makamı Bayraklı’da şikayetinizi yapabilirsiniz. Bizim hiçbir şeyden çekincemiz yok”

ŞAHİN: DÜZELTMEZSENİZ ADLİYEDE İFADE VERİRSİNİZ DEDİNİZ
Aynı iddiaya ilişkin söz alan MHP Grup Başkan Vekili Salahattin Şahin ise Başkan Işık'ın kendisini makamına davet ettiğini öne sürerek şu ifadeleri kullandı:

“Geçtiğimiz meclis birleşiminin ertesi günü öğleden önce beni arayarak makamınıza davet ettiniz. ‘Kahve içelim, sohbet edelim’ dediniz. Ben de size, ‘Siz buyurun gelin, burada çay içelim’ dedim. Doğru mu Sayın Başkan? Görüşmede benden, meclis birleşiminde yaptığım konuşmaları bir sonraki toplantıda düzeltmemi istediniz. ‘Düzeltmezseniz adliyede ifade vermek durumunda kalabilirsiniz’ dediniz. Ben de size, ‘İfade vermem gerekiyorsa veririm. Çünkü benim veremeyeceğim hiçbir hesabım yok’ cevabını verdim.”

‘GAZİEMİR’İN 2 MİLYARI NEREDE?’
‘Gaziemir Belediyemizin 2 milyarı nerede?’ sorusunu da soran Şahin ayrıca “Eski Tansaş’ın yerine yapılması planlanan sizin de canhıraş savunduğunuz Sanat Merkezi madem yapılmıyor İZBB Gaziemir halkının 2 milyar lirasına çöküyor ve sizde bunu sadece seyrediyorsunuz. Gaziemir halkının hakkını neden savunmuyorsunuz?” dedi.

Gaziemir Belediyesi'nin faaliyet raporu onaylandı

IŞIK’TAN TEHDİT İDDİALARINA YANIT
Tehdit iddialarına dair eleştirilere yanıt veren Başkan Ünal Işık ise şunları söyledi:

“Selahattin Bey ama konuşmayı tam aktarmadı. Bir kısmını aktardı. Ben konuşmayı aktarayım.

2 Haziran günü, yani meclisin ertesi günü, Selahattin Bey’e dedim ki; ‘Ya dün mecliste bir cümle kurdunuz. Bir gelin, bu konu nedir? Bir çantadan bahsediyorsunuz. Benim böyle bir şeyden haberim yok. Varsa bildiğiniz bir şey, bir gelin bana anlatın’ dedim.

O da sağ olsun dedi ki, ‘Başkan, çayı kahveyi her zaman içeriz. Bizim restorana gelin’ dedi. ‘Burada oturalım.’ Tamam dedim, ben gittim. Yemek yemedik, çay kahve içtik.

Dedim ki, ‘Bu konu ne?’ ‘Vallahi öyle söylüyorlar’ dedi. Selahattin Bey, böyle değil mi konuşma? Yani itiraz edeceğiniz bir şey olursa söyleyin. ‘Vallahi böyle söylüyorlar’ dedi.

Dedim ki, ‘Ya siz koskoca bir partinin Grup Başkanvekilisiniz. Siz burada genel başkanınızı temsil ediyorsunuz. Bu tür cümleler uluorta kurulmaz. Kimsenin üstüne bu tür iftiralar atılmaz. Bu yanlıştır.’

‘Başkan’ dedim, ‘Bu bilgiyi size kim getirdi? Bana getirmeniz lazım. Bilmem lazım. İkincisi, yanlış bilgiyse, elinizde bir belge yoksa, bir dahaki mecliste sizden rica edeyim, özür dilemeseniz bile “bir yanlış anlaşılma olmuştur” türü bir cümle kurun. Ben buna da razıyım’ dedim.

‘Üçüncü yol da bunları yapmazsanız, bu iftiranın karşılığında ben şikâyette bulunacağım’ dedim.

Şimdi bunun adına ‘tehdit’ demiş Selahattin Bey. Arkadaşlar, bu niye tehdit olsun? O konuşmada oturduk, gerçekten kendisine bunları söyledim.

Biraz önce bir sürü şey söyledi Selahattin Bey. Yok özel kalemden giriyor, oradan giriyor, buradan giriyor… Ben orada kendisine şunu da söyledim: ‘Bak, ben böyle çok özel yaşamı şunu bunu irdelemeyi sevmem. Terbiyem her şeye müsaade etmez. Büyükşehir Meclis üyesi olduğunuz dönemde niye bir ülkücü genci belediyeye sokmadınız da eşinizi işe soktunuz?’ Bu soruyu da ben ona sordum. Cevap vermedi.

Dedim ki, ‘Dün de size mecliste havaalanına çöktüğünüz söylendi. Ben de size “çöktünüz mü” diyeyim mi? Ben duyduğum bir şeyi, elimde belge yoksa size de sorarım’ dedim.

‘Ya bunları duyum yerine lütfen… Bak aramızda bir diyalog var. İstediğimiz zaman birbirimizle konuşabiliyoruz. Buyurun gelin, biz birlikte konuşalım.’

Görüştük ya. ‘Vallahi elimizde bir şey yok. Ama işte bazen eksik bilgilendirmeler oluyor, bize de vatandaşlardan bilgi geliyor.’

‘Başkan, bak ben bunu çok önemsiyorum. Bu doğru değil. Bu üç yolu lütfen bir dahaki meclise kadar düşünün. Bir iki cümle ederseniz ya da bir belge, bilgi varsa söyleyin bana, ben gereğini yapayım. Ya da siz gereğini yapın’ dedim.

Yani ben Selahattin Bey’e yargıya gitmeyi tehdit olarak algılamasını da anlamış değilim.

Arkasından ilçe başkanlarımız aynı türde açıklama yaptı, meclis üyelerimiz yaptı. Ya arkadaşlar, sizin iktidarda olduğunuz, bizim zaman zaman ve çoğunlukla da haklı olarak muzdarip olduğumuz, ‘yanlı bakılıyor’ dediğimiz yargıya ben gene de gitmeyi istiyorum. Çünkü ben bunu hazmedemiyorum.

Şimdi tekrar söylüyorum. Elinde, yani söylediğiniz bir sürü şeyi, eleştirilerinizin haklı olanı da var haksız olanı da var, bunları geçeriz. Ama şu söylediğiniz çanta konusu…

Elinde bir belgesi varsa, benimle bir bağı varsa, bildiği bir konuyu ispatlama olanağı varsa, savcıya gitmeyen namussuzdur, şerefsizdir. Gitsin. Bunu herkese söylüyorum.

Ya arkadaş, bu bir iftira. Bayraklı’da neden bir çanta gitti? Nereye gitti Bayraklı’da? Ne var Bayraklı’da? Benim boşalttığım, görevden ayrıldığım bir ofisim var. AK Parti İlçe Başkanlığı da orada. Bir sürü arkadaşın ofisi de olabilir. Bir duyum almış olabilirsiniz. Ama bu duyumla birine bir şey söylerken lütfen dikkat edin.

Gaziemir'de çocuklara çevre aşısı!
Gaziemir'de çocuklara çevre aşısı!
İçeriği Görüntüle

Ya bu niye tehdit olsun? Bu tehdit değil. Gittiğimizde haklı bulunurum, haksız bulunurum, ayrı mesele. Ben bunu göze alıyorum. Ama diyorum ki, bunu söylediyseniz ispatlayın.

Ya Aktepe’den Bayraklı’ya, Konak’a, Bornova’ya ya da başka bir yere giden bir çantayı benim bilme şansım yok. Olur mu? Yok benim haberim.

Orada da söyledim, bak. Size de söyledim. Ama kalktınız, 2 Haziran’da konuştuğumuz konuyu dün ya da evvelsi gün ‘tehdit’ diye açıkladınız. Bu tehdit değil. Bu, ikimizin de rahatsız olduğu, açıklığa kavuşması gereken bir konu. Varsa bunu açıklayacaksınız.
Kimseyi tehdit etmedim, etmem. Yargıya gitmeyi de tehdit olarak alıyorsanız, vallahi bu çok kötü bir durum. Sizi Türk yargısıyla korkuttuğum için kusuruma bakmayın. Sadece yargıya gideceğimi söyledim.

AK PARTİLİ KAYA: BELEDİYENİN GÖREVİ TEHDİT DEĞİL
Tehdit edildiğini öne süren AK Partili Meclis üyesi İbrahim Kaya da “Geçtiğimiz mecliste yaptığımız konuşma kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Geçtiğimiz hafta ise Gaziemir Belediyesi Ünal Işık, sekreteri aracılığıyla beni makamına davet etti. Görüşmede aynı firmadan yeniden teklif aldığını söyleyerek, yaptığım açıklamaları yalanlamamı, aksi takdirde hakkımda savcılığa suç duyurusunda bulunacağını ifade etti. Ben de kendisine çok net bir şekilde şunu söyledim. Yaptığım açıklamaların arkasındayım. Eğer suç işlendiğini düşünüyorsanız elbette savcılığa gidebilirsiniz ve bir suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Hem böylece olay da aydınlanmış olur. Değerli meclis üyeleri, biz görevimizi yaptık. Denetim komisyonu olarak tespit ettiğimiz eksiklikleri ve kamu adına soru işareti oluşturan hususları raporladık. Bugün isteyen herkes ilgili firmanın internet sitesine girip bakabilir. Firmanın faaliyet alanında karton, mukavva ve ambalaj ürünleri yer alıyor. Ancak ürün listesinde maske satışı veya üretimi söz konusu değil. Biz de şunu savunuyoruz. Böyle bir firma sadece karton, mukavva satıyor. Maske satışı için biz bu firmayı nereden, nasıl bulduk? Nasıl bir bağ var? Önceden biliyor muyduk, bilmiyor muyduk? Firma İstanbul Tuzla'da. Biz de kapalı kapılar ardında tehdit edilmek için burada değiliz. Gaziemirli hemşehrilerimizin bize verdiği yetkiyle muhalefet görevimizi yerine getiriyor, belediyemizin menfaatlerini ilgilendiren her konuyu takip ediyoruz. Bizim görevimiz kamu kaynaklarının etkin, verimli ve şeffaf kullanılmasını sağlamak, belediyenin çıkarlarını korumak ve vatandaş adına denetim yapmaktır. Belediye yönetiminin yaptığı görevi denetim yapan meclis üyelerini tehdit etmek değil, kamuoyuna hesap verebilmektir. Bu konuyla alakalı kamuoyuna herhangi bir bilgilendirme yapılmadı Sayın Başkan. Bununla ilgili de açıklamanızı tekrardan bekliyoruz.” dedi.

IŞIK: SATIM İÇİN ÜRETİM GEREKMİYOR
Yeniden yanıt veren Başkan Ünal Işık şunları söyledi:

Bir ürünün alım satımını yapmak için üreticisi olmanız gerekmiyor. Bunu daha önce de konuştuk; siz ihracatçı olduğunuzu ve tekstil satışı yaptığınızı ifade ettiniz. Keçi boynuzu örneğini de verdim. Firmanın teklifleri, faturası ve alış faturası dahil tüm belgeler elimizde.
Bu konuda şüphesi olan varsa ister iftira diyerek savcılığa gidebilir, ister başka bir yere başvurabilir; hiçbir sorun yok. Ben de savcılığa gideceğim.

Ben size her belgeyi gösteriyorum; teklifini de, faturasını da, alış faturasını da, malın depoya girişine kadar her şeyi istedim. Kendime bu konuda güveniyorum.

Ayrıca maske konusu şöyle: yangının ortasında kimin kaç tane aldığını, ne kadar malzeme gittiğini hesap etmek her zaman mümkün olmayabilir. O anın şartlarında bunun kaydını tutmak kolay değildir. Geçen yıl Sarnıç’taki yangınları uzaktan izleyince kolay görünüyor ama içeride olunca durumun ne kadar zor olduğu anlaşılır.