İzmir’in Seferihisar ilçesine bağlı Sığacık’ta, doğal sit derecelerinin düşürülmesine karşı açılan davanın bilirkişi incelemesi öncesinde, EGEÇEP (Ege Çevre ve Kültür Platformu) ve davacı yurttaşlar tarafından basın açıklaması yapıldı. Açıklama öncesinde kamuoyuna yönelik bilgilendirmeler gerçekleştirildi.

Bilgilendirme kapsamında konuşan EGEÇEP Yürütme Kurulu üyesi Baha Okar, sit derecesi değiştirilen alanın Akdeniz fokunun yaşam, beslenme ve yavrulama alanı olduğuna dikkat çekti. Okar, bilimsel raporlar ve uzun yıllara dayanan gözlemlerin, Sığacık kıyılarının foklar açısından hayati önemde olduğunu ortaya koyduğunu belirterek, bu durumun alanın “Kesin Korunacak Hassas Alan” olarak tanımlanmasını zorunlu kıldığını ifade etti.

Açıklamalarda ayrıca, Sığacık’ın yalnızca bu dava konusu olan sit derecesi değişikliğiyle değil, marinanın genişletilmesi projesi ve Sığacık’ın kuzeyinde yapılan sit derecesi değişiklikleri gibi farklı projelerle birlikte, bütüncül bir biçimde rant ve yapılaşma tehdidi altında olduğu vurgulandı. Bu gelişmelerin bir arada değerlendirilmesi gerektiği, doğanın parça parça korunamayacağı ifade edildi.

Davacı yurttaşlar adına uzman olarak keşfe katılan, aynı zamanda bir Sığacık sakini olan Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD) üyesi Mutlu Payaslıoğlu da Akdeniz foku üzerine yapılan bilimsel araştırmalara ilişkin bilgi paylaştı. Payaslıoğlu, bölgede yaşayan Akdeniz foku popülasyonuna dair uzun yıllara dayanan gözlem ve verileri aktararak, türün ciddi bir yok olma tehdidi altında olduğunu vurguladı. Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle Akdeniz fokunun sıkı koruma altında bulunan türler arasında yer aldığını, bu nedenle yaşam alanlarının mutlak biçimde korunması gerektiğini ifade etti.

Whatsapp Image 2026 01 23 At 17.39.30

Basın açıklamasına Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı İnanç Karabulut, Belediye Meclis Üyesi Fuat Gümüş ve CHP Seferihisar İlçe Başkanı Rahmi Çınar da katılarak Sığacık’ın doğal ve kamusal değerlerinin korunmasına ilişkin görüşlerini paylaştı.

Yapılan açıklamanın ardından, Mahkeme heyeti ve bilirkişilerle birlikte keşfe geçildi. Keşif sırasında özellikle Akdeniz fokunun yuvalarının bulunduğu bölgeler, kıyı–kara bütünlüğünü gösteren alanlar ve sit derecesi değişikliğinin bölgede yaratacağı yapılaşma baskısına açık alanlar yerinde incelendi. Davacılar, sit derecesinin düşürülmesinin kıyı ekosistemi üzerinde geri dönüşü olmayan zararlar yaratacağına dikkat çekti.

Davacı taraflar, bilirkişi heyetinin hazırlayacağı raporda, bölgenin ekolojik bütünlüğünün, Akdeniz foku yaşam alanı olma niteliğinin ve ulusal–uluslararası koruma yükümlülüklerinin bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesini talep ettiklerini belirtti.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

Sığacık Doğal Sit Değil, Rant Alanı Gibi Görülüyor:
SIĞACIK’I RANTA VE YAPILAŞMAYA TESLİM ETMEYECEĞİZ!

Bugün burada, Seferihisar’ın Sığacık mahallelerini kapsayan 36. Grup Doğal Sit Alanı’nın koruma statüsünün düşürülmesine karşı yürüttüğümüz hukuk mücadelesinde, Sığacık kıyılarının geleceğini ilgilendiren çok önemli bir dava kapsamında yapılan bilirkişi keşfi için bir araya geldik.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2022 yılında alınan bir kararla, bölgenin koruma statüsü değiştirilerek birinci derece doğal SİT alanından "Nitelikli Doğal Koruma" ve "Sürdürülebilir Koruma" alanlarına dönüştürülmüştür. Bu değişiklik, bölgenin doğal bütünlüğünü bozacak, kıyı çizgisini değiştirecek iskele ve turistik tesislerin önünü açacak bir adımdır.

Bu dava yalnızca bir SİT derecesi tartışması değildir. Bu dava, Sığacık’ın doğasının nasıl bir gelecek hayaliyle ele alındığının göstergesidir.

Sığacık, yalnızca bir yerleşim alanı değil; kıyısıyla, deniziyle, makilikleriyle, sulak alanlarıyla ve yaban hayatıyla olağanüstü bir doğal bütünlüktür. Bu bütünlüğün en önemli göstergelerinden biri de, nesli dünya ölçeğinde tehlike altında olan Akdeniz fokunun bu kıyıları yaşam alanı olarak kullanıyor olmasıdır. Bilimsel raporlar ve yıllara yayılan gözlemler açıkça göstermektedir ki; Sığacık kıyıları Akdeniz fokunun yaşadığı, beslendiği ve yavruladığı alanlar arasındadır. Bu raporlar ve uluslararası sözleşmeler bu alanın “Kesin Korunacak Hassas Alan” olarak tanımlanmasını zorunlu kılar.

Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz tablo bunun tam tersidir.Sığacık kıyıları, adım adım koruma statüleri düşürülerek, yapılaşma ve kullanım baskısına açık hale getirilmektedir.

Whatsapp Image 2026 01 23 At 17.39.31 (1)

Üstelik bu dava konusu olan SİT derecesi değişikliği, tek başına ele alınabilecek bir karar da değildir.
Aynı dönemde:
- Sığacık Marina’nın genişletilmesi projesi gündemdedir,
- Sığacık’ın kuzeyinde doğal SİT derecesi değişiklikleri yapılmıştır,
- Kıyı ve çevresi bir bütün olarak yatırım ve rant alanı gibi ele alınmaktadır.

Bütün bu gelişmeler bir araya getirildiğinde, karşımızda açık bir tablo vardır:
Sığacık’ın doğal zenginliği parça parça ranta açılmaktadır.

Oysa doğa parçalanarak korunamaz.
Akdeniz fokunun yaşam alanı, yalnızca denizdeki bir mağaradan ibaret değildir.
Kıyı çizgisi, kara bağlantıları, insan baskısından uzaklık ve sessizlik, bu türün varlığı için hayati önemdedir. Kara alanında yapılacak her müdahale, denizdeki yaşamı doğrudan etkilemektedir.

İlk bilirkişi raporuna, başta bu ekolojik bütünlüğü ve fok yaşam alanı gerçeğini yeterince dikkate almaması üzerine itiraz ettik. Bugün yapılacak keşifte beklentimiz, bilimsel verilerin ve koruma hukukunun gereğinin eksiksiz biçimde değerlendirilmesidir.

Anayasa’nın 56. maddesi bize sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ve ödevi vermektedir. Bizler davacı vatandaşlar ve EGEÇEP olarak; fokların yaşam alanına beton dökülmesine, kıyıların ranta açılmasına ve ekosistemin parçalanmasına izin vermeyeceğiz.

Seferihisar’da can dostlar için destek kampanyası
Seferihisar’da can dostlar için destek kampanyası
İçeriği Görüntüle

Bugün yapılacak keşifte yeni bilirkişi heyetinin, bölgedeki fok varlığını, biyolojik çeşitliliği ve insan müdahalesinin yaratacağı geri dönülemez zararları bilimsel bir vicdanla değerlendirmesini bekliyoruz.

Buradan açıkça ifade ediyoruz:
Sığacık kıyıları bir yatırım alanı değil, doğal yaşam alanıdır.
Bu alanın korunması, yalnızca bugün yaşayanların değil, gelecek kuşakların da hakkıdır.

Akdeniz fokunu korumak, yalnızca bir türü değil;
Sığacık’ın denizini, kıyısını, doğasını ve kamusal karakterini korumak demektir.

Bu nedenle talebimiz nettir:
Bölge Kesin Korunacak Hassas Alan olarak tanımlanmalı,
Doğayı geri dönüşsüz biçimde tehdit eden projelerden vazgeçilmelidir.

Kamuoyunu, bilim insanlarını ve yetkilileri bu sürece sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Keşfi gerçekleştirecek Bilim Kurulunun ve Sayın Mahkeme Heyetinin doğayı korumaktan yana karar vereceklerini umuyoruz

EGEÇEP (Ege Çevre ve Kültür Platformu) ve diğer davacı yurttaşlar