Geçen Pazar günü Suriye'nin düşürdüğü uçak ile ilgili bir yazı yazmıştım. Bu yazımda 'Benim sezgilerim diyor ki diye bir cümlem var. Bu sezgim ' Rusya'nın geliştirdiği bir silahı Suriye'nin onayı ile denediler' Bu silahı Rusya'nın Suriye'deki deniz üssünün bulunduğu bir yerden kullandılar. Bu klasik bir füze değil ki, radarda iz bıraksın, uçak kaportasında yara izi açsın. Bu silah, uçağa yaklaştığında bir şok yarattı ise, şok dalgasından uçak kaportası parçalanır. Tıpta uygulaması var, sonik dalgalar ile böbrek taşları, safra kesesi taşları nasıl kırılıyorsa, sonik şok dalgaları da uçağın gövdesini kırdılar. Durum böyle olunca uçak gövdesinde patlayıcı izi, petrol atık izi olamaz, uçak kırılınca, uçak motoru diğer parçalarla birlikte bütünlüğünü koruyarak denize düştü. Uçağımızın alçaktan uçuş yaparak Suriye sınırına gidiyordu ama uçağımız uluslar arası sularda (Suriye bu sınırı 12 mil olarak belirtiliyor) vurulması mümkün değil. Çünkü vurulduğunda gidebileceği mesafe (suya düşesiye kadar bin beş yüz metreyi geçmez.

Süpersonik bir uçağın yerden üç yüz metre havada iken motorların takatten düşmesi veya kesilmesi halinde yer veya su ile teması en çok iki bin beş yüz metre içinde olur. Yani uçağın, uluslar arası sularda vurulması iddiamız havada. Saatte 1200 km hız yapan uçak sınıra yakın seyir halinde sınır ihlali sık sık karşımıza çıkar. On saniyede 3,6 km gittiğinden karada veya denizde de sınır çizgisi olmadığından, bu süratteki uçağın sınır ihlali an meselesi. Savaş durumunda olmayan iki ülke bu ihlalleri birbirine bildirir, ihlalin devamında kendisi uçak kaldırarak önleme yapar, ama uçak düşürmez. Sayın başbakanın apar topar bir çalışma yemeği için Rusya'ya gitmesi oldukça manidar. Yine sezgilerim diyor ki, konu bu yeni silah.