Siyasi konularda yazmak her zaman zordur. Çünkü tarafsız olmaya ve elinizi vicdanınıza koyarak yazmaya çaba gösterseniz de zaman zaman kendinizi açıklama yapmak zorunda hissedersiniz. Siyaset kurumu içinde değişik pozisyonlarda yer alanlar, sizin ne söylediğinizden ya da söylediklerinizin doğru olup olmadığından çok kimi eleştirdiğinize daha fazla dikkat eder. Eğer sevdiği yada aynı ekipten birini eleştiriyorsanız size karşı tavır alırlar ve söylediklerinizin etkisini azaltmak için başka bahaneler bulurlar. Örneğin; ' yaptıkları yanlış ama aslında o iyi adam', 'parti için çok koşturdu birazda avantajlarından yararlansın' ya da sizi hedef alarak söylediklerinizin etkisini azaltmaya çalışırlar. Eğer sizin güvenilirliğinizi aşındırabilirlerse söylediklerinizin etkisinin azalacağını düşünürler. Bilmezler ki gocunacak bir şeyimiz olsa bu netameli konulara girmez herkesin hoşuna gidecek çiçek- böcek yazıları yazardık.

AK Parti Teşkilatı'nın büyük bölümünü oluşturanlar, partisi için çalışmaya devam ederken bir taraftan da partilerine zarar verebilecek her türlü davranıştan uzak dururlar . Bu büyük çoğunluğun bir kısmı için bu parti bir davanın, hak ve adaletin partisidir. Kimileri Başbakan Erdoğan'a duyduğu sevgi ve hayranlık nedeniyle bu saflarda yer almıştır. Bazıları ise başka partilerin çözümleyemediği ülke sorunlarını AK Parti'nin çözeceğine inandığı için bu harekete katılmıştır. Hangi gerekçe ile olursa olsun iyi niyetle bu hareketin içinde yer alanlara saygı duymaktan başka seçeneğimiz olamaz. Zaten demokratik haklarını kullanan bu vatandaşlarımızı eleştirmekte aklımın ucundan geçmez. Bizim eleştirdiğimiz kişiler ise AK Parti'yi kullanarak çıkar elde etmek isteyen küçük bir zümredir. Bunların tek dertleri partili gözüküp küpünü doldurmaktır. Hatta bazıları açıkça ' biz bu partiye çorba içmeye geldik' diyerek niyetlerini saklamıyor. Bizim çabamız böyle tipleri deşifre etmek, siyaseti ülke yararına yapmak için yola çıkanlara destek olmak içindir. Daha iyi nasıl açıklarım bilemiyorum.
SİYASETE GİREN HESAP VERECEĞİNİ DE BİLMELİ
İki haftadır yazdığımız konuya dönecek olursak, çok mesafe kat ettiğimiz söylenemez. Özetleyecek olursak bize göre; siyasi partilerde üst düzey görevlerde bulunanların devlet kurumlarıyla iş yapması yanlıştır. Bu ilişkilere girenlerin çok dürüst olsalar da zan altında kalacaklarını, dedikoduları önleyemeyeceklerini ve mensup oldukları partiye zarar vereceklerine inanıyoruz ve bunu dile getiriyoruz. Ancak başlıkta da belirttiğimiz gibi derin bir sessizlikle karşı karşıyayız. Kamu kurumlarıyla iş yaptığını bildiğimiz için örnek gösterdiğimiz AK Parti Karabağlar İlçe Bakanı Kadir Uçar'dan açıklama bekledik ama gelmedi. Kadir Uçar sorularımıza cevap vermek yerine 5 avukatı olduğu(!) bilgisini bize ulaştırmayı tercih ediyor. Bunu yapacağına çıkıp 'sizin söyledikleriniz yanlış. Ben şu kurumlara iş yapıyorum ama siyasi titrimi kullanmıyorum. Dedikoduları önlemek içinde şöyle bir yöntem izliyorum. Siyasete girdiğim şu tarihte malvarlığım şuydu, 2012 yılında da mal varlığım şudur' dese problem yok. Bunları açıklarsa, verdiği bilgileri memnuniyetle yayınlar ve gerekli düzeltmeyi yaparım.
Daha önce de yazdım ama yeri geldiği için tekrarlayayım bizim kimseye minnetimiz olmadığı gibi kimseden de korkumuz yok. Bizim yazarken tek endişemiz, kimseye haksızlık yapmamak, haksız yere kimseyi mağdur etmemektir.
Buradan Kadir Uçar'a tekrar soruyorum:
1- AK Parti Karabağlar İlçe Başkanı olarak kamu ihalelerinde siyasi nüfuzunuzu kullandığınıza yönelik iddialar var. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?
2- Sizin SSK'lı işçi olarak çalışırken AK Parti de yönetici olduktan sonra pek çok şirket kurup kamu ihaleleri sayesinde sınıf atladığınız söyleniyor, bu iddialar hakkında neler söyleyeceksiniz?
3- Siyasete girdiğinizdeki mal varlığınızı ve şu anda sahip olduğunuz mal varlığını açıklar mısınız?
4- Bu tartışmalar nedeniyle Karabağlar Teşkilatından çok sayıda kişinin size tepkisi olduğu biliniyor ve bu tepkiler bazı yayın organlarına da yansıdı. Partinizin daha fazla zarar görmesini önlemek için istifa edecek misiniz?
Bu soruların muhatapları tarafından okunması ve cevap hakkına duyduğum saygı nedeniyle kendilerine de iletilmesini sağlayacağım. Bakalım 'derin sessizlik' sürecek mi? Bekleyip göreceğiz.