Geçenlerde bir Muhalefet Partisi Milletvekili, TBMM'ne Hükümet Yetkililerinin cevaplaması istemiyle bir soru önergesi verdi. Hala önergeye bir cevap verilmiş değil. Önergenin Konusunun ne olduğunu öğrendiğimde ise şaşkınlıktan, üzüleyim mi, güleyim mi, kızayım mı bilemedim. Yahu bu kadarı da olur mu dedim. Sonra 'eee burası Türkiye, olmazların olduğu ülke' dedim.

Önerge aynen şöyle 'SURİYEDEN ÜLKEMİZE MÜLTECİ OLARAK GELEN AİLELERE, DEVLET TARAFINDAN FİNANSE EDİLEN, 1.000 TL. LİMİTLİ KREDİ KARTI VERİLDİĞİ VE İHTİYAÇLARININ GİDERİLMESİ SAĞLANDIĞI HABERLERİ DOĞRUMUDUR.'

Suriye olayları herkesçe malum, bir iç savaş yaşıyorlar, kimin kimi vurduğu belli değil. Hal böyle olunca da komşu ülkelere mülteci olarak göç ettiler. Gerçekten acı bir durum, bu durum karşısında sessiz kalmak yakışmazdı bize, çünkü biz tarihi kahramanlıklarla dolu bir ülkeyiz ya, gereğinin yapılması gerekirdi ve yapıldı da. Hemen bu mültecilere kucak açıldı. Kızılay'a ait çadırlar o bölgeye sevk edildi, ama çadır olmazdı, derhal çalışmalar başlatıldı ve bu mültecilere birkaç ay içinde 'Konteynır kent' inşa edildi. Yeme içmeleri devlet tarafından karşılandı. Ama tabi hizmette sınır yok, şimdide bedelleri devlet tarafından karşılanan Kredi Kartı dağıtma çıktı.

'Komşusu Açken, Tok Uyuyan Bizden Değildir' diyen peygamberimizi dinleyerek komşumuza yardım etmiş olmamız, güzel şey doğrusu. Ama bu işte bir terslik var. Çünkü 'Tok Uyuyan' bir halk değiliz ki biz. Tokluğu bırak, açlıktan nefesimiz kokuyor be.

Yahu Van depremde ölmekten kurtulanları, kış vaktinde yazlık çadırlara mahkûm edip, çadır yangınlarında öldürmedik mi? 'Deprem bitti hadi evlerinize gidin' diyen vali hazretlerini, Bakan hazretlerine şikayet eden vatandaşları, copla dövdürüp, gaz sıkmadık mı? Büyük zarar gören esnafların, uzun vadeli faizsiz kredi taleplerini reddetmedik mi? Bu saydıklarım bizim ülkemizde yakın zamanda yaşanmadı mı? Madem devletimizin kredi kartı dağıtacak kadar imkanı varda, neden hala Van halkı Kütahya Simav halkı, hatta 13 yıl önce depremzede olmuş Düzce halkı kan ağlıyor. Bu nasıl iştir?
Anadolu insanını ne sanıyorsunuz siz? Sadece oy zamanı geldiğinde oy veren, asker lazım olduğunda askere giden, dünyanın en çok vergisini veren, ama gıkı çıkmayan, %20 doğal gaz zammı döşediğinizde 'sağlık olsun' diyen, evladını kaybettiğinde 'vatan sağ olsun' diyen bir garibanlar topluluğumu?

Yanılıyorsunuz beyler. Biz elbette Suriye olaylarından kaçanlara kucak açmalıyız, onların yaralarını sarmalıyız, yer yurt vermeliyiz. Bu bir insanlık görevidir. Ama kendi halkına vermediğini, yedirmediğini, giydirmediğini, Suriye'den gelenlere yapamazsın. Zaten o kucak açtığımız mültecilerin Polislerimizi nasıl bıçakladığını ve Bayrağımızı nasıl indirdiklerini de gördük. Bizim halkımız refah içinde yaşayan bir halk değil, hala nüfusunun yarısından fazlası Fakirlik sınırının altında yaşıyor, birçoğu da açlık sınırının altında yaşıyorken, Suriye halkına 'Halil İbrahim Sofrası' kurulmasını kabullenemiyorum.
Artık vazgeçin şu ağır abi rollerinden, gösterin gerçek yüzünüzü halka. Hadi Arakan da Burma devletinde yaşanan Müslüman Katliamına da bir bağırıp çağırın da görelim. Hadi orada da yönetimin değişmesi gerektiğini söyleyin de size itibar edelim.

Son olarak şunu söylemek isterim ki, 'Ne olursan ol, gene yine gel' diyen Hz. Mevlana, eğer ülkemizdeki hükümet yöneticileri tanısaydı 'Herkes gelsin, siz sakın gelmeyin' derdi diye düşünüyorum…