Cumhuriyet Halk Partisi'nin 34. Olağan Kongresini hepimiz dikkatle takip ettik.
Demokrasi,Özgürlük, Değişim, Barış, Devrimcilik ve Atatürkçülük vurgusunun bolca yapıldığı söylemleri dinledik bolca.
Bu söylemler inandırıcımıydı değimliydi bilemem.
Çünkü bunu şu an ölçecek bir yöntem veya aygıt yok.
Ölçü ilk seçimler.
2013 Ekim'inde yapılacak olan yerel yönetim seçimlerinde alınacak sonuçlarda görülecek her şey.
Artık ne Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun ne de 'Yeni CHP'yi şekillendirmeye çalışanların her hangi bir mazereti kalmadı.
Ya başaracaklar, ya başaracaklar.
Yok artık öyle ' Mazeretim var' şarkısını söylemek.
Çünkü bu partide iki yıldır tüm kurgular belli isimler tarafından yapıldı.
Hizip- mizip yok artık.
Baykal'cı, Önder'cide yok.
Herkes Kemal Kılıçdaroğlu' cu.
Herkes umudunu ona bağladı.
O ne derse o.
Peki bir sosyal demokrat partide bu böylemi olmalı?
Bence hayır.
Sosyal demokrat bir partide lider mutlak hakim değildir, olmamalıdır.
Bir sosyal demokrat partide solun her rengi yerini alıp görüş ve düşüncelerini ifade edilebilmeli.
Toplumun her kesimi, büyük burjuvazi ve toprak ağaları dışında başta işçi sınıfı olmak üzere her sosyal sınıfın çıkarları gözetilip, sınıfsal temsil fırsatı yaratılmalı.
Her inanç gurubu, her mezhepten insan layık olduğu biçimde yerini bulabilmeli.
Her parti içi yerel kümenin genel yönetimde görev alabilmesinin önü açık olmalı.
Peki son kurultay bunu başarabildi mi ?
Bence hayır.
Ben daha önce ki yazımda CHP Parti Meclisi Mesir Macunu bileşiminde olmalı diye vurgu yapmıştım.
Çünkü Mesir Macunundaki kırk bir çeşit baharatın ayrı ayrı bir etkisi, tadı ve yararlılığı vardır.
CHP'nin yeni Parti Meclisi acaba böyle mi ?
Kırk bir ayrı kavanozdan alınan baharatlardan mı oluşturuldu bu Parti Meclisi ?
O altmış kişinin tadı, yarar farklılıkları, etki gücü değişik değişik mi ?
Bence hayır.
Bakın İzmir'e.
İzmir nasılsa eminim Türkiye'de böyle.
Hemen hemen tüm isimler aynı kavanozun baharatı.
Herkes kendini görebiliyor mu bu isim listelerinde.
Duyar gibi oluyorum çoğunuz 'hayır' diyorsunuz.
Peki neden bu böyle ?
Çünkü kurultaydaki parti içi demokrasiyi ayakta tutan önemli bir ayak kırıktı.
O beyaz, sarı, yeşil, mavi yok bilmem ne rengi anahtarın maymuncuğu listeler kırdı demokrasinin bir ayağını.
Vaat edilen parti içi demokrasi gerçekte bu mu?
Dünyadaki gerçek sosyal demokrat partilerin çarşaf liste ile seçim yöntemi bu mu?
Ne gerek vardı doksan sekiz kişilik beyaz anahtar listeye ?
Ne gerek vardı elli iki kişilik sarı listeye ?
Ne gerek vardı diğer renkli renkli listelere?
Çarşaf liste ile seçim bu mu dur ?
Nerde kaldı örgüt iradesi ?
Nerde kaldı kurultay iradesi?
Bırakın bu işleri bunun adı resmen blok liste ile seçimdir.
Olan şudur:
Sarı blok liste diğer renkteki blok listeleri geride bırakıp görev başı yapmıştır.
Bırakın bu işleri, bu taktikler daha önce de uygulandı.
En sonuncusu da on kusur yıl önce.
Ne oldu iktidara mı geldi CHP ?
Oyları tavan mı yaptı ?
Ne olurdu o salonda delegeler çarşaf listeyi arzularınca işaretleseler di ?
Parti meclisine giremeyen partiliyle girebilen partili arasında ne fark var ?
Neymiş, Genel Başkan birlikte çalışacağı ekibini seçebilmeli imiş ?
Aday olan diğer dört yüz kusur parti emekçisiyle çalışmaz mı demek bu?
Sevgili dostlar bırakın bu eskimiş işe yaramaz yöntemleri.
Sonra bu işin altından kalkamaz, yaşanabilecek başarısızlıkların sorumlusu siz olur, gelecek siyasi yaşamınızda pişmanlık duyarsınız.
Tıpkı geçmişte bunları yapıp şimdi bir kenarda pişmanlık içersinde yaşam sürenler gibi!..