Çoğu zaman gazetelere sık sık yansıyan baz istasyonlarına tepki haberlerini okumuşuzdur.’¶
Mahalleli ayaklandı: "Baz istasyonu istemiyoruz" "Halkın sağlığı ile oynanmasın." İşte tüm bu haberler baz istasyonlarının insan sağlığı üzerinde yapmış olduğu olumsuz etkilere halkın haklı tepkileriydi.
Baz istasyonlarından sıkıntılı olan halk çoğu zaman belediyelere başvuruyor, belediyelerde bu konuda yasal bir yaptırım gücü olmadığından dolayı bu şikayetlere yanıt veremiyordu.
****
Geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi önemli bir karar aldı. Elektronik Haberleşme Yasası'nın 35. maddesini iptal ederek, belediyelere imar yasası açısından GSM baz istasyonlarını denetleme yolunu açtı.
Daha önceki 35. ek maddeye göre, GSM baz istasyonları, ilgili kurum tarafından çıkarılan yönetmeliklere uygun olarak kurulmak ve ilgili kurumdan gerekli izin, ruhsat veya sertifikaları almak şartıyla, 3194 sayılı İmar Kanunu ve İmar Kanunu'na dayanılarak, çıkarılan yönetmeliklerde belirtilen yapı ruhsatı ve yapı kullanma iznine tabi değildiler.
Daha önce yasal olarak yaptırım gücü olmayan belediyeler kendilerine gelen şikayet dilekçelerini tek yetkili olan Ulaştırma Bakanlığı'na gönderiyor, bakanlık ise; Telekominikasyon Üst Kurulu'na ya da daha sonra adı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu olan alt birimine yolluyordu.
Şimdi belediyelere bu karar ile bir yetki verildi.
Bu karardan anlaşılan şu; artık belediyeler GSM baz istasyonlarını imar yönünden denetleyebilecekler.
Tabi belediyeler gsm baz istasyonlarını sadece imar yönünden denetleyebilecekleri için; bu kararın beraberinde bazı sıkıntıları da getireceği kesin.
***
Belediyeler bu yasa değişikliği ile inisiyatif alacaklar. Alacakları bu inisiyatif onlara ciddi sorumlulukta yükleyecek.
Bundan sonra mahallelerinde baz istasyonu istemeyen çevrecilerin ilk başvuracağı ve kesin çözüm isteyecekleri makam belediyeler olacak. Belediyeler ise baz istasyonlarını sadece imar yani yapı ruhsatı yönünden denetleyebilecekler, baz istasyonlarının radyasyon etki alanlarını ölçmeyecekler. Sadece üniversitelerin ilgili kurumlarından ölçüm değerleri isteyebilecekler. Bu ölçüm sonucuna göre de yaptırım güçleri yine olmayacak.
Belediyeler bu durumda ne yapacaklar?
Öncelikle, çevreciler mi?Değiller mi?Belediyelerimiz buna karar verecekler.
Çevreci olmadıkları takdirde belediyeye para kazandırmanın yollarını arayacaklar. Yapı kullanma ruhsatı olmayan baz istasyonlarına encümen kararı ile para cezası kesip, yani belediye gelir sağlayacaklar. Para cezasının arkasından ikinci uygulama yıkım kararı olacak. Bugüne karar kaçak binaları yıkmayan çoğu belediye, baz istasyonları için yıkım kararı çıkarabilecek mi?
Tabi yıkım konusuda ayrı bir tartışmayı da beraberinde getireceğe benziyor.
Eğer o belediyemiz; "Ben çevreye duyarlıyım. GSM baz istasyonlarına karşıyım" dediği takdirde; teknolojiye çok çabuk uyum sağlayan bir toplum olduğumuzdan, baz istasyonlarının kapatılmasıyla, bir çok bölgede cep telefonları ile konuşmak zorlaşacak, beklide bu bölgelerde hiç sinyal alabilmek mümkün olmayacak. Yani haberleşme sekteye uğrayacak.
Diğer bir sıkıntı ise; GSM şirketleri yaptırdıkları radyasyon ölçümlerini belediyeye sunup; "Bakın biz yaptığımız ölçümlerde halk sağlığına zarar vermeyecek ölçülerde radyasyon ölçümlerini yaptırdık, imar açısından da üzerimize düşenleri yaptık" diyerek yapı ruhsatı isterler ise?Yapı ruhsatını vermek zorunda kalacaklar.
Ruhsat verdiler diyelim;
O zamanda, ’“Mahallemizde baz istasyonu istemiyoruz’’ sloganlarıyla belediyenin kapısına daynan mahalleliye dertlerini nasıl anlatacaklar?
Yasa çıktı çıkmasına da....