Özellikle yerel seçim sürecine girdiğimiz şu günlerde başta metropol ilçeler olmak üzere bu ilçelerdeki seçmen davranışları üzerine yoğun bir bilgi kirliliği sürece hakim olmuş durumda! Bu ilçelerin başında ise hiç kuşkusuz Buca gelmektedir. Herhangi bir araştırmaya ve bilimsel temele dayanmayan birtakım kriterler, sürekli dillendirilerek yaratılmaya çalışılan algı üzerinden sonuca gitmeyi hedefleyenler; toplam seçmen algısı üzerinde hakim bir dil kullanmaya çalışıyorlar. Büyük bir çoğunlukla 1970'li yılların Buca'sının sosyolojik yapısına gönderme yapılarak oluşturulmaya çalışılan bu hakim ve hegemonik dilin 2013 Buca'sının sosyolojik yapısıyla ne ölçüde uyumlu olduğu üzerine en küçük bir kafa yormadan ve bilimsel bir çalışma yapmadan oluşturulan bu tehlikeli genellemelerin, bazı çevrelerce önümüzdeki süreçte aday belirleme kriterleri olarak ele alınması ve değerlendirilmesi gerçekten bir hayli düşündürücü...
Bir anlamda 1970'li yılların Buca sosyolojisine uygun düşen; ama günümüzde bir karşılığı olmayan bu genellemeye göre 'Buca'da seçim almak için göçmen (Balkan kökenli) yani muhacir kökenli bir adaya gereksinim var'mış! Yukarıda da ifade ettiğim gibi bu genellemenin 1970'lerde bir karşılığı elbette vardı. Zira o tarihlerde iç göç bu denli yoğunlaşmamıştı ve Buca'nın 80 ile 100 binlik genel nüfusu içinde Balkan göçmeni yurttaşlarımızın toplam ağırlığı seçim sonuçları üzerinde etkili olabiliyordu. Üstelik bu dönemde Yaylacık, Dumlupınar ve Kozağaç mahallelerinde meskun göçmen kökenli yurttaşlarımız 70'li yılların ruhuna uygun olarak önemli bir sanayi proleteryasını da içinde barındırıyorlardı. Nitekim İzmir kent merkezinde tütün şirketleri ile Tekel ve Tariş'in en önemli işçileri bu mahallelerde oturan ve görece dönemin politik süreçlerinden etkilenerek sol ve sosyalist partilere eğilim gösteren yurttaşlarımızdı.

Oysa 1980'li yıllardan itibaren tüm Türkiye'de olduğu gibi Buca'da da önemli bir sosyolojik değişim yaşandı. TÜİK rakamlarına göre Buca'nın 2011 nüfusu 437 bin olarak açıklanmış. Aradan geçen iki yılda bu nüfusun gayri resmi olarak 500 bine dayandığını söylemek için herhalde kahin olmaya gerek yok. Yine 2011 Yüksek Seçim Kurulu rakamlarına göre Buca'nın toplam seçmen sayısı ise 309 bin. Bu rakamın en iyimser tahminle 2014 yerel seçimlerinde 340 ile 350 bin arasında bir rakamsal ağırlığa dayanacağını önceden kestirebilmek mümkün. Şimdi bu ağırlık içinde Balkan kökenli göçmen oylarının ağırlığı 28 ile 32 bin oy arasında geziniyor. Yani toplam seçmenin yaklaşık %10'luk bir kesiminden söz ediyoruz aslında. Üstelik ilginç bir şekilde bu oyların tamamı CHP'ye akmıyor. Merkez sağ ve muhafazakar-milliyetçi partiler ve onların adayları özellikle 1980'lerden itibaren yapılan seçimlerde teveccüh gösterilen bir durumu da ortaya çıkarmış gibi görünüyor. Bu önermemi kanıtlamak için 2007 ile 2011 genel seçimlerinde Buca'da Balkan kökenli yurttaşlarımızın en fazla surette ikamet ettiği ve yaşadığı iki mahallenin seçim sonuçlarını sizlerle paylaşmak isterim. Bu mahallelerden birincisi Yaylacık Mahallesi ki 1913'den bu yana Buca'nın en eski mahalllerinden birisidir. Diğeri nüfus yoğunluğu açısından Buca'nın en kalabalık mahallerinden birisi olan ve Balkan kökenli yurtaşlarımızın ikamet ettiği Kozağaç Mahallesi'dir.

2007 milletvekilliği seçimlerinde Yaylacık Mahallesi'nden AKP'nin aldığı oy 2157, CHP'nin aldığı oy ise 1558. Yine bu dönemde Türk siyasi hayatında faaliyet gösteren Genç Parti'ye verilen oy ise 369. Çok ilginç bir şekilde MHP oyları 640 olmuş. Bu sonuçlar üzerinden baktığımızda toplam seçmenin neredeyse %65'lik bir bölümü muhafazakar ve milliyetçi partilere yönelmiş. Keza Kozağaç Mahallesi'ne de baktığımızda benzer bir tablo ile karşılaşıyoruz. Nitekim Kozağaç Mahallesi'nde 2007 milletvekili seçimlerinde AKP 2680, CHP ise 1973 oy almış. Bu dönemde Kozağaç Mahallesi'nden Genç Parti'ye 684, MHP'ye ise 807 oy kullanılmış. Kısacası Kozağaç Mahallesi'nde de toplam seçmen oyları merkez-sağ, muhafazakar ve milliyetçi partilere yönelmiş. Gelelim 2011 seçimlerine... Aslında 2007'den farklı bir durum sözkonusu değil. Yalnız burada Genç Parti siyasal süreçten tasfiye olduğu için 2007'de Genç Parti'ye yönelen oylar, eşit bir dağılıma tabi olmuş. Örneğin Yaylacık Mahallesi'nde toplam seçmen sayısı 9388, oy kullanan seçmen sayısı ise 8182. Bu dağılımdan AKP'ye 3481, CHP'ye ise 3017 oy çıkmış. MHP oyları ise 1092'de kalmış. Görüldüğü gibi yüzdesel olarak seçmenin %65'lik bir kesimi yine merkez sağa ve muhafazakar partilere yönelmiş. Durum Kozağaç Mahallesi'nde de pek farklı değil. Kozağaç Mahallesi'nde toplam seçmen sayısı 11954, oy kullanan seçmen sayısı ise 10566. Bu seçmenin 4399'u AKP'ye yönelmiş; 4114'ü ise CHP'ye teveccüh göstermiş. Bu mahalleden MHP'nin 2011 seçimlerinde aldığı oy ise 1283. Yani toplam seçmenin %55 ile %60'lık bir kesimi yine merkez-sağ, muhafazakar ve milliyetçi partilere yönelmiş durumda.

Aslında sonuç olarak Buca'da doğulusuyla batılısıyla, birlik ve beraberlik içerisinde bütün farklılıklarımızı zenginlik olarak gören bir anlayışı yerleştirmek için yola çıkmak gerekiyor. Elbette Buca'da Balkan kökenli yurttaşlarımız yaklaşık 150 yıldır Buca'yı kendilerine mesken etmişlerdir. Ancak Buca 1950'lerin, 1970'lerin Buca'sı değildir artık. Sosyolojik olarak çok farklılaşmıştır. Bu nedenle Buca'da yerel seçimin tek başına Balkan kökenli göçmen yurttaşlarımızın oylarıyla alına-mayacağını, Buca'ya ilişkin yapılan bilimsel analizler çok net bir biçimde göstermektedir. (Bu konuda yapılmış özgün ve akademik bir çalışma için bkz. Meryem Körhasan, Buca'da Nüfusun sosyo-ekonomiközellikleri ve gecekondulaşma, Buca Eğit. Fak. Coğrafya Bölümü Yüksek Lisans Tezi)

Denilebilir ki, 2014 yerel seçimlerinde CHP'nin göstereceği adayın kimliği çok büyük önem arz etmektedir. Bu aday Buca'da var olan bütün sosyolojik gruplardan oy alabilecek bir potansiyele sahip olmalıdır. Tek başına göçmen, tek başına doğulu ya da tek başına Alevi menşeli bir aday gösterilmesinin Buca'da CHP'yi 2014 yerel seçimlerinde başarısızlığa götürme ihtimali çok yüksektir.

Gerçekten de bu süreçte bütün Buca'yı kucaklayan bir entegrasyon ve bütünleşme olgusunu hayata geçirmek gerekir. Bilinmelidir ki doğum yerlerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da Buca'yı kendimize bir hayat alanı olarak seçtiğimiz günden beri artık hepimiz Bucalıyız, İzmirliyiz. Siyaseti, etnik köken, aşiret, mezhep ve inanç farklılıkları temelinde değil, Cumhuriyetimizin yurttaşlık olgusu üzerinden yapmak gerekir. Böyle bir siyaset yapma tarzında kişilerin doğdukları yerler ve sosyal çevreler değil, şu an yaşadıkları yere olan aidiyetleri; yani bağlılıkları önemlidir. Buca'da bu sosyolojik çeşitlilikten hareket ederek 'Bucalılık' kimliği oluşturulmalıdır. 'Bucalılık' kimliği Buca için düşünmeyi, Buca'nın sorunlarına yönelik olarak çözüm üretmeyi, bu sorunları paylaşmayı ve çözümün bir parçası olmayı gerektirir. İnsanların doğum yerlerine bakarak siyaset üretilmez! Artık gerçekten de Buca'da yaşayan ve yaklaşık 500 bine ulaşan nüfusun hepsi yerli Bucalıdır ve Bucalı olmayı hak etmiştir. Önemli olan Buca'daki bu sosyolojik çeşitliliği yerel demokrasinin en önemli taşıyıcı unsurlarından birisi haline getirmektir. Yerelde demokrasi, bütün farklılıkların barış içerisinde bir arada uyumu ve yaşaması ile olur. Buca'da temsilde adaleti sağlayacak, yerel demokrasiyi gerçekleştirecek bir yapılanmanın temelleri mutlak suretle atılmak zorundadır. Tıpkı bir gökkuşağı gibi; nasıl ki gökkuşağında farklı renkler bir arada uyum içerisinde sergileniyorsa Buca'da da bu ahengi ve uyumu yakalamak gerekir.