Cumartesi günlerini çok severim, tatil diye...
Ama çocukluğumda en sevmediğim gündü… Çünkü o gün temizlik günüydü... Annem temizlik günleri çok sinirli olurdu... Çünkü aynı gün hem temizlik yapılır, hem de çamaşır yıkanırdı… Temizliğe, sabahın köründe yattığımız yatak altlarını ot süpürgeyle süpürmekle başlardı…
Çamaşır, temizlikten daha eğlenceliydi… Çünkü çamaşır makinemiz vardı… Merdaneli… İçine güğümle kaynar su konulur, çamaşırlar öyle yıkanırdı… Temizlendiğine kanaat getirilince, tasla da suyu boşaltılırdı… Merdaneyi döndürme görevi benimdi… Ben çamaşırı merdaneye verirdim, diğer taraftan annem çekerdi, çamaşırlar bir güzel sıkılırdı…
Aynı gün yorganlar kaplanırdı. Bu işlem de salonda yerde yapılırdı. Yorgan iğnesi denen devasa bir iğne vardı…
Neyse efendim, annemin yükünü biraz da hafifletmek için olsa gerek, babam bir gün elinde 'Gırgır'la geldi… Süpürgenin bayağı bir gelişmişi… Uzun bir sapı var demirden… Altında iki adet döner fırçası bulunan dikdörtgen formlu bir temizlik aleti... Evin içinde ve halının üzerinde dolaştırırken, döner fırçalar yerdeki tüm kırıntıları topluyor…
Gırgırın geldiği gün, uzun uzun nereye konulacağı tartışıldı… Her kafadan bir ses çıkarken annem kaşla göz arası elime tığ ve ip tutuşturdu… Gırgırın üzerine örtü örmem gerekiyormuş… Çünkü o zamanlar her şeyin bir örtüsü vardı… Tüpe örtü, çaydanlığa örtü, sürahiye örtü, su bardaklarını altına örtü… Hatta oklavanın bile örtüsü vardı… Ev baştan aşağıya el emeği, göz nuru anlayacağınız… Ne kadar eşyanızın örtüsü varsa, o kadar hamarattınız…
Misafirliklerde de bütün kadınların elinde örgüsü olurdu… Bu arada örneğini saklayan teyzeler de vardı tabii… Hem örgü örülür, hem de nasıl doğum yapıldığı, kaç dikiş atıldığı anlatılırdı…
İkramlar yenilikten sonra, orlondan örülmüş iki tane bez; biri sabunlu, diğeri ıslak tabağa konur, tek tek misafirlerin arasında dolaştırılırdı… Misafirler elini silsin diye… Bu bezler de renk renk, model model, desen desendi…
İşte, eller de silindikten sonra annem hemen o ünlü kaş göz işaretini yapardı… Ben de hemen gırgırı kapıp, misafirlerin ayaklarını kaldırmasını ister ve yeri gırgırlardım… Ama nasıl ciddi nasıl pür dikkat yapardım, bilseniz…
İtiraf etmeliyim ki, sık sık yere bilerek bir şeyler dökmüşlüğüm oldu o yıllarda, sırf gırgırı kullanmak için… Çocukluk işte…
Süpürmenin yanı sıra kız kardeşimle vazgeçilmez oyuncağımız, arabamız, bavulumuz, tepsimiz hatta mikrofonumuz oldu gırgır… Sağlamdı, aldığı onca darbeye rağmen eğilip bükülmedi...
* * * *
Aradan uzun yıllar geçti… Şimdi öyle bir tüketim canavarının eline düştük ki, onun kul kölesi olduk… Otomatik makineler aldık, hayatımızı kolaylaştıracak, bize zaman artıracak diye düşündük, sevdiklerimizle daha çok vakit geçirebilecektik… Ama nerdeee… Televizyonlar renklendi, tek kanaldan çok kanallı televizyonlara geçtik… Ve otomatik makinelerden sevdiklerimize artıracağımız zamanı artık o televizyonlara ayırmaya başladık… Sanatçıların hayatlarında olup bitenleri satırı satırına takip ederken, yan komşumuzun ne yaptığını bilemez hale geldik…
Komşuluğu öldürdük…
Ardından bilgisayarlar geldi ve internet… İnternetle dünyaya bağlandık, sohbet edecek o kadar çok sanal insan bulduk ki canlı insanlara ihtiyacımız kalmadı…
İnsanlığı öldürdük…
Her mevsimin bir meyvesi, bir sebzesi vardı… Eskiden mis gibi kokulu domates için yazı beklerken şimdilerde her akşam domates yer olduk.
Mevsimleri öldürdük…
Bunların hepsi de benim ömrüme sığdı… Bundan sonraki yıllarda olabilecekleri ise hayal bile edemiyorum… Etmek de istemiyorum…
* * * *
Neden bugün geçmişi anma isteği duydum…
Haber dün akşama doğru geldi…
'Gırgır girmeyen eve dır dır girer' sloganıyla 70'li yıllarda her evin başköşesini süsleyen gırgırı üreten 86 yaşındaki İzmirli ünlü işadamı Tacettin Hiçyılmaz, Çeşme'de yaşamını kaybetti…
O yıllarda hayatımıza kattığı bu unutulmaz yenilikle, annelerimizin bizi döverken kullandığı araçları çeşitlendirmesi, özlemle andığım hiç unutmayacağım çocukluğumun önemli bir kısmını gırgırlamak suretiyle temizlik yaparak geçirmeme neden olması ve de çocukluğuma dair en net hatırladığım eşyalardan biri olması sebebiyle kendisini buradan saygı ve rahmetle anıyorum… Gerçekten de çok güzel anılarım var sayesinde…
Nurlar içinde yat Tacettin Hiçyılmaz…

VİDEO: İŞTE O UNUTULMAZ REKLAM...