1993 yılında 50. Hükümet’’te Sağlık Bakanlığı yaptım. Başbakan Tansu Çiller ile, müsteşar ataması yüzünden anlaşmazlığa düştüm ve Sağlık Bakanlığı’’ndan ayrıldım. ’¶
Aradan 5-6 yıl geçtikten sonra ismimin Tire/İzmir Sağlık Meslek Lisesi’’ne verildiğini duydum. Haberim olmadan yapılan bu işlemi iptal ettirebilmek için zamanın Sağlık Bakanı Sn. Osman Durmuş’’a iki mektup yazmam gerekti.
Türkiye’’de ’“cüzzam (lepra) hastalığını bitiren insan’” olarak bilinen ve geçen mayıs ayında kaybettiğimiz ÇYDD başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan’’ın isminin İstanbul Lepra Hastanesi’’ne verilmesi teklifi AKP’’li üyelerin oylarıyla reddedildi.
Zeynep Mutlu Eğitim Vakfı Kemer Okulları’’nın binaları, ’“kaçak olduğu gerekçesiyle’” bir tatil sabahı 500 polis nezaretinde yıkıldı.
Okulun 500 öğrencisi vardı. Her öğrenciye bir polis!
Günlük hayatımızdan üç olay’…
Birinde, adamın ismini habersizce bir sağlık okuluna veriyorlar; adam diyor ki;
’“Ben bu yüce davranışı hak edecek bir şey yapmadım. Devletin bana verdiği görevi devletin parasıyla yaptırdım. Lütfen adımı değiştirin. Sağlığa hizmet etmiş, rahmete kavuşmuş bir bilim insanının adını verin.’”
Adını zorla sildirebiliyor’…
Diğerinde, hem sağlık alanında, mesleğinde Profesör mertebesine ulaşmış, hem ülkemizde cüzzam hastalığını bitirmiş; yetinmemiş, ömrünü ülkesi çocuklarına adamış, on binlerce kız çocuğunu okutarak, adını Türk Milleti’’nin gönlüne yazdırmış rahmetli Prof. Dr. Türkan Saylan’’ın adının çalıştığı hastaneye verilmesine karşı çıkılmış.
Kimler tarafından?
AKP’’li üyeler tarafından!
Yazıklar olsun, hakikaten yazıklar olsun.
Bununla da yetinilmemiş; burs alan 15 bin kız çocuğu incelemeye alınmış.
Sözün bittiği yer burası olsa gerek.
Son olarak da kaçak olduğu iddiasıyla tatil sabahı okul yıkımı.
Mahkeme, ’“yıkımı durdurma kararı’” veriyor ama olan olmuş, okul yerle bir edilmiş.
İstanbul’’da 1665 adet kaçak devlet okulu var.
Binlerce kaçak tarikat evi var, yüzlerce kaçak tarikat yurdu var.
Ankara’’da kaçak yapılmış bir külliye var, gören İmam Humeyni’’nin sarayı sanabilir.
Bunların hiçbirine dokunulamaz, aksine teşvik edilir; Cumhuriyetin okulları ise mahkeme kararı beklemeden yıkılır.
Bunlarla uğraşması, kanunsuzluklara engel olması, Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkması gereken Devletin Valileri, Cumhuriyetin Savcıları; pisuarla, burs alan çocuklarla uğraşıyorlarsa, bu işleri nasıl düzelteceğiz?
Bir kez daha söylüyorum:
Herkes yerini alsın. ’“Eğri ağaçtan, doğru baston’” çıkmaz.
Türkiye bu kadar çapsız siyasetçilere mahkum değildir.
Devletin bürokratları, Cumhuriyetin Savcıları-Hakimleri, Üniversiteler, Sivil Toplum Örgütleri’… Kimse hesap sorulamaz değildir.
Yılmak yok, bezmek yok, Türk Milleti olarak bu cennet vatanı üç buçuk tarikat artığına, Deniz Fenerciye, bölücülere bırakmayacağız.
Atamıza sözümüz var; Türkiye’’mize sahip çıkacağız!..