Son on günden bu yana, TV izlediğimde, kanallardan birinde illaki denk geliyor Kent Şekerleri'nin insanın içini titreten reklamı…
Biliyorsunuz, Kent şekerleri, yaklaşık son on yıldan bu yana eski bayramlara atıfta bulunan ve de bayramlarda büyüklerle birlikte olmanın önemini vurgulayan reklam filmleri hazırlatıyor.
Firma bu yıl da yapmış yapacağını, insanı ağlatacak kıvamda bir reklam filmi hazırlatmış… 123 yaşında bir dede, dağ başında tek başına evlatlarını torunları bekliyor gözleri yolda… Reklamı izlerken insanın boğazı düğümleniyor…
* * * *
Bir bayram haftasına daha girdik…
Aslında 'Nerde o eski bayramlar' klişesinden haz etmiyorum ama yine de içim cız ederek hatırlıyorum o eski bayramları…
Mesela, her bayram, sabahın köründe, annemin radyonun sesini açıp, odamıza dalıp, 'bugün bayram, erken kalkın çocuklar' şeklinde şakımasını çok özledim…
Yüzündeki o çocuksu ifadeyi, mutluluğu da özledim…
Hatta ve hatta, bir arefe günü gecenin bir vakti evi son kez temizlettiğini iddia edip, halıları sermemi istediği halde, sabah kahvaltısının ardından, yeniden temizlik yaptırmasını bile özledim içten içe…
Ve de kahvaltıdan sonra giyinip süslenip, tüm ailenin salonda toplanmasını ve hemen her bayram aynı koltukta, aynı şekilde fotoğraf makinesine gülümsememizi de özledim… Fotoğraflara bakıyorum da bu gelenek ben daha ufacıkken başlamış ve yıllarca devam etmiş…
Tuhaf ve gereksiz bir gelenek gibi görünse de… Kocaman kocaman insanlar evcilik oynar gibi, sen dün bize geldin, biz de sana geldik şeklinde komik durumlara sebebiyet verse de… Özledim ben o günleri…
Hele hele de en önemlisi bayramdan önce alınıp yastık altında saklanan ayakkabılar, kıyafetler… İtinayla saklanırdı, çünkü bayramdan sonra ya gezmelik ya da okulluk olacaklar… Öyle bir kez giyip bir kenara atmak yok… Çünkü o zamanlar kıyafet ve ayakkabı bayramdan bayrama ya da okullar açılırken alınırdı…
Artık bayramlarda değil her gün alınıyor ve dolaplara sığmıyor kıyafetler ayakkabılar, yeni ayakkabı ve kıyafetlerin önemi mi kaldı?
Anneanneler, babaanneler, dedeler, yengeler, dayılar, amcalar… Bir bir göçtüler, neredeyse kalmadı eli öpülecek büyükler… Nurlar içinde yatsınlar…
* * * *
Dedim ya aslında sevmem 'Nerede o eski bayramlar' klişesini…
Çünkü bu söz artık dillerde acı bir gülümsemeye dönüştü…
Evet, gerçekten yok artık o eski bayramlar.
Neden böyle oldu ki?
Yaşanan ekonomik şartlardan mı, yoksa çocukluğa duyulan özlem mi veya bugününden bir türlü alamadığı ruhsal doyum mu? Doyumsuzluk mu? Eskiden geniş ailelerde yaşarken artık daha bireysel bir yaşam sürmemizden de olabilir… Belki de hepsi…
Aslında değişimi bayramlarda değil, insan kendinde aramalı… Değişen çocukluğumuz ve o çocukluk safiyetimiz…
Evet, ne yazık ki yok artık o eski bayramlar… Ama büyükler, anneler, babalar, yaşlı akrabalar hala o eski bayramları yaşıyorlar ve bekliyorlar, bunu da göz ardı etmemek lazım… Kent Şekerleri reklamında yapılan vurgu gibi…
Yine gözlere umutlar yüklendi ve gözler yolları süzmeye başladı bile… Bir gün onların yerine bizim geçeceğimiz de malum, unutmamak lazım…
O yüzden diyorum ki, gelin bu bayramı yeniden bayram gibi kutlayalım…Yazı ve sıcakları bahane edip bu bayramda güneye akın etmek yerine yolumuzu gözleyen büyüklerimize koşup sevindirelim onları… Gelin şu 3-4 günü, ömürlerini bizlere adamışlara ayıralım…
Küslerin barışması, zenginlerin yoksulları sevindirmesi dileğimle şimdiden bayramınız kutlu olsun...