Bir Dünya Kadınlar Günü daha kutlanıyor.
Tüm kadınların en doğal hakkı olan yaşam hakkı aranarak…
Ezilen, sömürülen kadınlar; evde çalışan, işte çalışan kadınlar; tacize uğrayan, şiddet gören kadınlar; seven-sevilen kadınlar; doğan-doğuran kadınlar; bebek büyüten, insan yetiştiren, şefkatin yurdu, çocuğun anası kadınlar; işte emek veren, evde emek veren, hayatta emek veren kadınlar; ülkemiz kadınları; tüm dünya kadınları…
Her ne ırk ve milletten olursa olursa olsun, tüm kadınların haklarının hatırlandığı ve hatırlatıldığı bir gün 8 Mart.
8 Mart günü, kadın hareketi açısından önemli bir tarih olduğu için 'Kadınlar Günü' ilan edilmiş. Bu gün aracılığıyla önemli olan, kadının toplumdaki yerini belirlemek, kadın haklarını hatırlamak ve hayata geçirebilmek her anlamda.
Her özel gün için düşünürüm, sadece Dünya Kadınlar Günü için değil elbet, o gün için ne yaptığımızı. Kendi ülkemizde bu günün anlam ve önemine göre ne yapmışız? Bir gün ile olmaz tabii ki, yılın 365 gününde neler yapılmış? Geçen yıla göre ilerleme kaydedebilmişiz mi? Bizim ülkemiz bu kutlanan kavram açısından dünya ülkelerine göre hangi noktada?
Dünya Emekçi Kadınlar Günü için ve ülkemizde kadının yeri için düşünecek olursak, hemen akla kadına yönelik her türlü şiddet geliyor. Taciz, dayak, korkutma, yaralama hatta öldürme. Türkiye'de Dünya Kadınlar Günü'nde bile kadına şiddetin durmadığı göz önüne alınırsa, durumun çok vahim olduğu söylenebilir. Bugün okuduğumuz habere göre, ülke genelinde 9 bin kadına polis koruması tahsis edilmiş. Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında alınan 64 bin 136 önleyici tedbir kararına rağmen!
Yapılan araştırmalara göre, dünyada her 3 kadından 1'i hayatında en az bir kez aile içi şiddete maruz kalıyor. Türkiye'de bu oranın diğer gelişmiş devletlere oranla çok daha yüksek olduğu ortaya çıkmış.
Türkiye genelinde kadınların neredeyse yarısı şiddete maruz kalıyor. Uzmanlara göre ülke genelinde eşi veya eski eşi tarafından fiziksel şiddete maruz bırakılan kadınların oranı yüzde 39. Varoşlarda bu oran yüzde 95'lere çıkıyor. Yaşadıkları fiziksel şiddeti kimseye anlatamayan kadınların oranı yüzde 50. Kadın nüfusunun yarısı. Herhangi bir sivil toplum örgütüne ve polis, savcılık dahil hiçbir kuruluşa başvurmayanların oranı ise yüzde 92.
Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan istatistiklere göre, Türkiye'de kadın cinayetlerinde 2002'den 2009'a kadar yüzde bin 400 oranında artış olmuş.
Her ne kadar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Türkiye'deki kadın cinayetlerinin geçtiğimiz yıllara göre azaldığını söylese de, Türkiye'de 2012 yılının ilk altı ayında 92 kadın erkekler tarafından maalesef cinayete kurban verilmiş.
Aslında her şeyin başı eğitim diyoruz ya, burada da kadının toplumdaki yerini büyük oranda eğitimin belirlediği ortaya çıkıyor. Kadına en temel haklarının iade edilmesinde ise asıl erkeklerin eğitimine çok önemli rol düşüyor.
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü'nce hazırlanan 'Türkiye'de Kadının Durumu Nisan 2012' raporuna göre, hala 4 milyona yakın kadın okuma ve yazma bilmiyor. Yüksekokul ve fakülte mezunu 4 milyon 320 bin 813 kişinin bulunduğu nüfusun sadece 1 milyon 786 bin 379'unu kadınlar oluşturuyor. İzmir gibi bir kentte bile çalışan nüfusun sadece yüzde 28'inin kadın olduğu gerçeğini hatırlatırsak, başka bir şey söylemeye de gerek yok sanırım.
Tüm bu istatistiki bilgileri tespit etmekten öte, bu bilgiler çözüm önerileriyle harmanlanacak olsa neler söylenebilir? Örneğin, okuma-yazma oranı yükselse, böylelikle kadınlar daha eğitimli ve bilinçli olabilseler, daha bir ayaklarının üzerinde duramazlar mı? Her türlü şiddete ve baskıya karşı daha dirençli olamazlar mı? Devlet eliyle yapılması gereken bir diğer görev ise, mağdur kadınlara sağlanabilecek bir iş ve yeni bir yaşama kavuşmaları için gerekli koşullar.
Bir Dünya Kadınlar Günü daha kutlanıyor. Tüm kadınların en doğal hakkı olan yaşam hakkı aranarak…Ezilen, sömürülen kadınlar için, evde çalışan, işte çalışan kadınlar için, tacize uğrayan, şiddet gören kadınlar için, doğan-doğuran kadınlar için, bebek büyüten, insan yetiştiren, şefkatin yurdu, çocuğun anası kadınlar için, işte emek veren, evde emek veren, hayatın içinde emek veren kadınlar için, ülkemiz kadınları ve tüm dünya kadınları için…Ne mutlu seven ve sevilen, yılın 365 günü kadın olma haklarını layığıyla yaşayabilen kadınlara. Darısı hepsinin başına…