Yine, ne anlama geldiği ve neden kutlandığı pek bilinmeden kutlanıyor 8 Mart… Emekçi kadının efsanevi tarihi, yine bazı çevrelerce günün mücadele günü olduğu yok sayılarak salonlara hapsedilmeye çalışılıyor. Anlamına dair kutlamalar yine 'haber niteliği taşımayan' olarak işaretlenerek görmezden geliniyor.
Esnetmeyi iyi biliyoruz konuları… İçeriği deforme etmekte pek mahirizdir! Bir kez daha öyle yapıldı. Sınıfsal yanı görmezden gelinerek emeğin mücadele günü; kadın sadece aile içi şiddetle muhatapmış gibi aktarıldı. Emeğin, emekçinin mücadele günü salonlara hapsedildiği yetmezmiş gibi aile içi şiddet ile aynı paralele getirildi ve eşitlendi. Aile içi şiddet ile sınıfsal şiddet aynı kefeye koyularak tarihi günün anlamı çarpıtılmaya çalışıldı. Günü anlamına dair hiçbir söz söylenmeden, günün tarihteki yeri anımsanmadan mecrasından çıkartıldı ve neredeyse tanınmayacak hale getirildi. Sadece cümle içindeki 'kadın' sözcüğüne odaklanılarak tarihi gün getirildi aile içi şiddete bir güzel sıvandı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü neredeyse 'kadına şiddete son' kampanyalarına koltuk değneği yaparak kutlandı/kutlanıyor!
Önce 'emek ile kadın' ayrıştırılarak 'emekçi' sözcüğü çıkartıldı. Sonra fabrikada, tarlada, sokakta kutlanması gereken mücadele günü emek ve emekçi yok sayılarak salonlara hapsedildi.
Bu da yetmezmiş gibi emekçi kadının mücadelesinin simgesi olan gün, feminizm tohumlarına dönüştürülerek toplumun üzerine serpilmek isteniyor. Bu yüzdendir ki aile içi şiddete karşı kampanyalar şişirilerek Dünya Emekçi Kadınlar Gününün üzeri örtülmeye çalışılıyor.
Kadın sadece aile içi şiddete mi maruz kalıyor? Daha doğrusu bu ülkede şiddet sadece kadına mı uygulanıyor?
Polisin 'orantılı güç' kullanması sonucu çocuğunu düşüren o gencecik öğrenciyi ne çabuk unuttuk? Veya karakollarda, sokakta ki şiddeti… Salon toplantılarında kürsülere çıkıp aile içi kadına şiddeti kınayan büyüklerimiz, bu konuşmaları yaparken acaba polisin 'orantılı güç' kullanması sonucu çocuğunu düşüren o genç kızımızı veya yerde tekmelenen gençlerimiz biraz olsun akıllarına getiriyorlar mı?
Elinde cımbız dolanıp duruyor birileri cümlenin tepesinde! Kah içinden 'emeği' çıkartmak için… Kah kelimelerin tümünü atıp 'kadın'ı yalnız başına bırakmak ve mücadelenin gününü başka konulara garnitür yapmak için!
8 Mart; salt kadın için değil, insanlık tarihi açısından da önemli bir gün. Amerikan işçi sınıfının muhteşem dayanışmasının adı 8 Mart… Onurlu bir direnişin tarihi demek…On binlerce dokuma işçisinin daha iyi çalışma şartları için grevi… Sınıfsal şiddet nedeniyle vahşi saldırılarda toprağa düşen 129 emekçi can demek... 100 binin üzerinde emekçinin cenazelere omuz vermesi demek… 1857 tarihindeki muhteşem işçi dayanışması ve 129 işçinin katledilmesiyle son bulmamış mücadelesi emekçi kadının...
2616 Aralık 1977 tarihinde ise Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 8 Mart'ın 'Dünya Emekçi Kadınlar Günü' olarak kutlanmasını kabul etmiş. - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin tarafından 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın 'Dünya Kadınlar Günü' olarak kutlanması önerisi getirilmiş ve önerinin oybirliğiyle kabul edilmesi sağlanmış. Ve
Böyle tarihi bir günün önemini anlatmak için, aile içi şiddet görmüş, eşleri tarafından katledilmiş kadınların resimleri ve isimleriyle mi süslenmeli manşetler? Aile içi şiddet; günü anlamından ayrıştırmak ve içeriğini sulandırmak için uydurulmuş maske olabilir ancak. Bu uyduruk maskenin böylesi bir mücadeleyi kamufle etmesi mümkün mü?