CHP'de aday yapılmayanların bir kısmı kaçtı, bir kısmı 'ne yapsam' diye düşünüyor, bir kısmı da '18 Şubat'a kadar ümit var' diyerek Ankara'da kapı önünde bekliyor…
Ümit fakirin ekmeği olduğundan Ankara'da 'acaba listeyi değiştirebilir miyim' diyerek bekleşenlere, iyi beklemeler demekten fazla söylenecek bir şey yok…
Kızan, kırılan ama henüz istifa etmeyip 'ne yapsan acep' diye düşünüp duranlara ise 'Unutmayın iki dudak arasından çıkan kararla aday yapıldınız, şimdi iki dudak arasından çıkan bir başka kararla gidiyorsunuz' denebilir .
Sakin olmaları, sinirlerine hakim olmaları, öfkeyle kalkıp zararla oturmamaları, hayatın belediye başkanlığı koltuğundan ibaret olmadığı söylenebilir…
Lakin benden sonrası tufan olsun mantığıyla hareket edip arkadan kaçanlara söylenecek düzinelerce laf var…

Mesela…

Belediye başkanı olma fırsatını, koltuğun sefasını sürme şansını, 3 sekreterle, elektronik kilitli kapıların arkasında muhteşem bürolarda günü gün etme olanağını size CHP sağladı…

O zaman aday yapılmayınca, o verilen olanaklar elden alınınca arkadan kaçarak ihanet etmek sizin için ayıptır ayıp….

Belediye başkanı olurken CHP'yi göklere çıkarıp en büyük parti yapan sizler için; aday göstermeyince aynı partiyi tu kaka yapmanız utanılacak bir durumdur hem de yüzünüzü eğerek utanılacak…

'Ben varsam CHP var ben yoksam olmasın' yöntemini seçip, arkadan kaçmanız yetmiyormuş gibi, düne kadar aday bulanamayan DSP'ye sığınmanız alçaklıktır hem de su götürmeyen alçaklık.

Koşar adam CHP'den kaçarken elin ağzına 'bunlar hizmet kavgası yapmıyor, koltuk kavgası yapıyor' dedirterek CHP'yi kamuoyunda küçük düşürmeniz ilkesizliktir hem de öyle böyle bir ilkesizlik…

Davul zurnayla istifa edip, olmayacak sözlerle CHP'yi yaylım ateşine tutan sizler için, dün partinizi yere göğe sığdıramadığınız günler ikiyüzlülük oluyor hem de yeryüzünde ender rastlanan ikiyüzlülük…

Başkanlık koltuğunda otururken her şeyin güzel olduğu, 'burayı benden başkası yönetemez' duygusunun tavan yaptığı sizler için, 'o koltuğu senden başkası da yönetebilir' dediğinde tepki koymak, taraftarlarını dolmuşlara doldurup partinin önünde bağırtmak zavallılıktır hem de ne zavallılık…

Başka cakası satıp, makam arabalarıyla fink atarken 'ne güzel diyen' sizler için, partiniz, 'senin yaptığın yeter' dendiğinde 'olamaz. Bu bana yapılamaz' demeniz sizler için düpedüz haysiyet erozyonudur hem de haysiyet erozyonunun dik alasıdır…

'Beni neden başkan yapmadınız' diyerek arkadan kaçan sizler için, ideoloji değil, rant önemli olduğundan 'adam değil şalgam' denilse haksızlık yapılmaz.

Aslında…

Sizler için alt alta yazılacak o kadar çok sıfat vardır ki…

Ben bu kadarını yazabiliyorum yazamadıklarımı zaten vatandaş hem içinden hem de dışından bir güzel söylüyor.