Her gün yaşam size süprizler sunuyor aslında, ancak bunu fark etmek bazen süre alabiliyor. Tam 29 yaşındayken, kendimi tanımıştım, bu dünyaya neden geldiğimi ve neler yapmam gerektiğini tanımlamıştım. Bu nedenle, yaşamın bana sunduğu her andan zevk alır hale gelmiştim. Ancak şu bir kaç gündür hayatımda çok farklı yeni bir 'kapı' açıldı. Ve çok ilginçtir ki; kim olduğumu ve kendime ne demem gerektiğini artık biliyorum... Ben kim miyim? Çok basit kısaca: 'ünvansız bir liderim'

Diyeceksiniz ki, bu nereden çıktı, yine kafana taş mı düştü. Yoksa bir rüya mı gördün? Yada fal mı baktırdın? Yok sadece bir 'kitap' okudum ve birden 'aydınlandım' ...
Böyle durumlarda ben kendi kendime 'şaka gibi değil mi?' Diyorum. Evet gerçekten geçtiğimiz hafta toplam beş kitap ısmarladım internetten, Robin Sharma'nın beş kitabı.. Bana sadece tek bir kitap tavsiye etmişlerdi ama dayanamadım hemen gelsin, okuyayım ve herkes ile paylaşayım istedim.
Aslında okulların açılmasına çok az kala bu kadar kitap okumam mümkün değildi ama geçtiğimiz hafta içinde gidip geldiğim Portekiz yolculuğumu dikkate alarak okuyabileceğimi planlıyordum. İnanır mısınız, dört günlük yolculuk sırasında ilk defa iki kitabı bitirmiş ve keşke bir tane daha alsaymışım yanıma demiştim.
Nasıl olmuşta bu iki kitabı bu kadar hızla okumuştum? Ben bile şaşırdım desem yalan olmaz. Bir ara Lizbon'da uykum kaçtı, hemen odanın ışığını yakıp kitabın geri kalan kısmını okudum. İki kitap bittiğinde aynanın karşısına geçip, kendine gülümsedim ve ' sen bir, ünvansız lidersin' dedim kendine..
Ünvansız Lider tanımı, Robin Sharma' nın kitabının ana teması. Benim bulduğum yada literatürde geçen bir kavram değil. Güzel tarafı herkes isterse bu liderliği benimseyebilir ve hayat yolculuğuna farklı bir bakış açısı ile devam edebilir. Kitabın mucizevi özelliği, her bireyin içindeki gerçek 'liderliği ortaya çıkarmasına' yönelik.
Yıllar boyunca liderlik eğitimleri veriyorum, kişisel gelişim tavsiyelerinde bulunuyorum ama bu kitaptan etkilendiğin kadar gerçekten hiç etkilenmedin, o zaman ünvansız lider olmak nasıl bir duygu! Yada ben kendine bu liderliği neden atfettim?
ULE kelimesi tılsımın başlangıcı, yani dönüşüm felsefesi.. Şu anda dünya üzerindeki herhangi bir ülkede bulunan her hangi bir yaştaki her hangi birinin içindeki gizli lideri serbest bırakarak hayatına ve işine uygulayabileceği ve anında mükemmel sonuçlar elde edebileceği bir öğreti.. Hepimizin içinde uzun zamandır serbest bırakılmayı bekleyen bir lider mevcut aslında.. Her birimiz liderlik potansiyelini barındıran dahili bir depoya sahibiz.
ULE kelimesinin sırrı, lider olmak için ünvana sahip olmak zorunda değilsin... Diyeceksiniz, eee o zaman ne olacağız. Ben de hemen size zevkle yanıt vereceğim. 'İNSAN' sadece insan olmak yetiyor aslında. İş yerlerimize girerken egomuzu kapıda bıraktığımızda, takım arkadaşlarımızı destekleyerek büyük işler çıkarttığımıZda, kartvizitimizde alımlı ünvanlar taşımak yerine gerçek bir liderlik sergilediğimizde neler olabileceğini görmek bence muhteşem bir duygu.
Hayat çok kısa aslında, insanlar ellerinden gelenin en iyisi olmak, olumlu farklılıklar yaratmak için daha önce olmadıkları kadar bilinçliler. Size çok küçük matematiksel bir oran vermek istiyorum. Ortalama yaşam süremizin sadece 960 ay olduğunu biliyor muydunuz? Bunu haydi gün hesabına döndürelim 29.000 gün.
Aman Tanrım, dediğinizi duyar gibi oluyorum..Jean Giraudoux der ki: ' Sadece vasatlar en iyisini yaptıklarını düşünerek ölürler. Gerçek liderler, performanslarını artırmak ve daha hızlı hareket etmek konusunda çıtayı yükselterek kendilerini geliştirirler' Bu sözler yine şu anlama geliyor aslında hepimiz lider olabiliriz. İnsanoğlu bence bizleri hep yanılttı. Lider olmayı, lider olunan kişileri bize hep yanlış tarif etti. Büyük bir otelde kat hizmetlisi bence müthiş başarılı bir liderdir. Nasıl mı? Bu kişinin kendini nasıl gördüğü ile ilgili bir konudur. Mesleğinin, pürüzsüzce yönetilmesi gereken çok önemli ve merkezi noktada olduğunu fark eden bir otel hizmetlisi, kendisini, markasını iyi şekilde temsil etmesi gereken bir kişi ve çalıştığı otelinde iyi niyet elçisi olarak görerek ' ünvansız lider' olabilir.
Gerçek, kişinin Kendini bir iş yerinin, bir üniversitenin temsilcisi olarak görmesi durumunda başlar hayat mücadelesi...Ancak böyle olunca insan mutlu olabilir, kendini ve yaptığı işin en iyisini geliştirmeye çalışabilir. İnsanın evinin bahçesidir aslında çöplüğü, kendine ancak iyi liderlik yapabilen kişi başka kişilere liderlik yapabilir. Yaşamımızı hep 'mazaretlerle süsleriz' hep suçlu ararız, hep birilerini suçlamayı tercih ederiz. İşin kolayına kaçar, olmadı ' yapamadım, yaptırmadılar' deriz.
Ünvansız Liderlik bana beş kuralı çok net bir şekilde yeniden hatırlattı. Birincisi 'yenilenme' hep kendimizi geliştirmek zorundayız. Durduğumuz müddetçe gelişmemiz mümkün değil. İş yerinde şu soruları sormak gerekir ' işimi daha hızlı nasıl yapabilirim?, özel hayatımızda ise ' daha yaratıcı nasıl olabilirim, kızımla- oğlumla daha iyi nasıl iletişim kurabilirim.'
İkincisi 'ustalık' yaptığın işte usta olmak, 'patates soyucusu olmak, ama en iyi patates soyucusu olmak' gerekiyor. Üçüncüsü ' orjinallik' güvenilir olacaksın, başkalarının saygı duyduğu birisi olmak istiyorsan önce 'sen insanlara güveneceksin' dördüncüsü ' cesaret' lider olmak için ünvana ihtiyacın yok ama muazzam bir dayanıklılığa, inatçılığa ve büyük bir cesarete ihtiyaç var. Ve sonuncusu ' ahlak yani etik' hep dürüst ol, yalan söyleme, insanların sana davranılmasını istediğin gibi davran..
Ünvansız liderliğin en güzel tarafı da : ' her gün 10 kişiye bu beş tavsiyeyi yaymaya çalışıyorlar' Aynen benim yaptığım gibi.. Yine bir hesap yapmak gerekirse büyük bir tablo ortaya çıkıyor.
Eğer ki ben her gün 10 kişiyi, işlerini ellerinden gelenin en iyi biçimiyle yapmaya ikna edebilirsem, dört haftanın sonunda 300 kişinin yaşam standartlarını yükseltmiş olacağım. Bunu bu şekilde yapmaya devam edersem birinci yılın sonunda tam 3000 kişiye ulaşmış olacağım. On yılın sonunda bu sayı neredeyse 300.000 kişi olacak. Ve eğer etkilediğim her kişi günde on kişiyi onlarda ikna etseler on yılda bu sayı çeyrek milyon kişi yapar ki, dünyada ne devrimler ve evrimler yaratabiliriz düşünün?
Robin Sharma, aslında 'liderliğin bilgeliğini' bizlere anlatırken herkesin kendi içine dönmesini sağlıyor. Yaptığı , söylediği, tavsiye ettiği her başlık, bizi ' insan' olmaya yönlendiriyor. Biliyoruz aslında insanları nasıl yönetmemiz gerektiğini ? iyi bir yöneticiden/ liderden neler beklediğimizi? O zaman niye mi halen yanlış yapıyoruz? Çünkü birisine liderlik etmek için önce kendimize ' liderlik etmemiz' gerektiğini unutuyoruz.
Benim dileğim çevremde daha fazla 'ünvansız liderlerin' çoğalması.. İşte o zaman gerçek liderler ortaya çıkabilecek. Önemli olan 'ünvanlı olmak' değil, gerçek anlamda insanlığa, topluma, işletmelere ' unvansız liderlik' yapabilmektir.
Ben bu rolümü sevdin, bu liderlik tam bana göre:' ünvansız lider ve insan' Sadece bunu gerçekleştirmek için kapımın önünü her gün temizlemeyi öğrenmem lazım ki; çevremdekilere örnek olabileyim...