Eylül VARDAR/EGEDESONSÖZ-Urla’da otizmli ve lösemi hastası evladını öldürdükten sonra yaşamına son veren annenin acı olayı, otizmli bireylerin ve ailelerinin yaşadığı çaresizliği bir kez daha ülkenin gündemine taşıdı.
Yaşanan acı olayın ardından 365 Gün Engelliyiz Platformu Başkanı Serap Dikmen Ahmetoğlu, engelli bireylerin ve ailelerinin yaşadıkları zorlukları Egedesonsöz’e açıklamalarda bulundu.

ÇOCUKLAR İLAÇLA UYUTULUYOR
Ahmetoğlu, bazı bakım merkezlerinde çocukların ilaç uyutulduğunu belirterek “Bir zihinsel engelli bireyin ölümüyle ilgili aile soruşturma açılmasını istiyor ama iddianamesi 1,5 yıldır yazılamadı. Böyle bir olayda izlediğimiz videolarda bireylerin ruh gibi gezdiğini görüyoruz. Bakım merkezlerinde kötü muamele, ihmal gibi nedenlerle çocukların, gençlerin hastaneye gitmediklerini ya da yaşamlarına saygısızlık yapıldığını görürüz. Bu konuda personel bilinçlendirilmeli. Orada hiçbir şekilde bir program uygulanmıyor. Açıkçası tek yaptıkları zaman geçirtmek. Hatta bu işte eğitimsiz personel çok fazla uğraşmasın diye çocukları ilaç uyutuyorlar. Uyutuyorlardan kastım ama orada bir ilaç tiplemesi yapılıyor. Hatta bu nedenle ölümler de oldu” dedi.
ÇOCUK ÖLDÜ, KARAR İSTİNAFTAN DÖNDÜ, HEPSİ SERBEST!
Serap Dikmen Ahmetoğlu geçmişte bakım merkezlerinde yaşanan sorunları kamuoyuna taşımak için eylemler yaptıklarını belirterek “Sosyalleşme yok o bakım merkezlerinde. Bununla ilgili Niğde'de Hayat İçin Nöbet Eylemi yaptık. Eylemin nedeni oradaki bakım merkezinin kötü durumuyla ilgiliydi. Niğde'de bakım merkezinde dokuz yaşında bir çocuğun ölümü bu eylemi fitilledi. Ölümden sonra orada bulunan kameradaki videoların geriye dönük incelemelerine de bakıldığında bakım personelinin bir sürü ihmalini, şiddetini ortaya çıkaran rapor hazırlandı. Bununla ilgili dava açıldı. O davada ilk defa emsal karar verildi. İşkence eden bakıcılar hüküm giydi. Fakat maalesef ki bu yılın başında bu karar istinaftan döndü. Şimdi hepsi serbest” şeklinde konuştu.

“ETKİN BİR DENETİM MEKANİZMASI KURULMALI”
Ahmetoğlu bakım merkezlerinin etkin biçimde denetlemesi gerektiğini belirterek “Sivil toplumun da dahil edildiği etkin bir denetim mekanizması kurulmasını istiyoruz bu bakım merkezlerinde. Birkaç ay önce İzmir'de bir aile, çocuğunu bakım merkezine yatırmak durumunda kalmış çocuğunu ve yatırdığı gibi geri almış. Çünkü oradaki muameleyi görmüş. Hem diğer çocuklara hem kendi çocuğuna. Bize aktardığı bilgi bu. Bunlar birer insan. Bakıma muhtaç birer insan. Orada geçirdikleri zamanın kaliteli zamana dönüştürülmesi gerekiyor. Bir tutukevi, bir hapishane gibi olmaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“ÖZEL EĞİTİM SAATLERİ YETERSİZ”
Milli eğitimdeki eksikliklere değinen Ahmetoğlu sözlerine şöyle devam etti:
"Milli eğitimde de sorunlar yaşıyoruz. Bir kere özel eğitim alanında mezun öğretmenler az. Bu bir sorun. Özel eğitim okullarında dahi özel eğitim öğretmeni alınmadığını görüyoruz. Kaynaştırma eğitimi de var. Kaynaştırma eğitimlerindeki en büyük problemimiz de bireyselleştirilmiş eğitim planlarının uygulanmaması. Bunun dışında bakım merkezlerinde sorunlar var. Özel eğitim saatleri çok yetersiz. Ayda 8 saat. Aynı zamanda her yerde aynı özel eğitim sistemini uygulanmıyor. Çünkü zaten özel kurumlar kendi haline bırakılmış kurumda. Aslında devletin içinde yürümesi gereken bir sistem. Parası olan kişiler ek terapiye başvuruyor. Ek terapi alamayan çocukların daha az gelişme gösterdiğini çok rahatlıkla görebiliyoruz. Ayrıca bütün bu eğitimler bitince çocukların tek başına hayata karışabilmek için hazır olmadıklarını biliyorum. Çocuğun yaşam kalitesi de, aslında yaşamını sürdürülmesi de aileye bağlı. Bu böyle olmamalı. Bizim savımız bu”
YİNE BİR ŞEY YAPILMADIĞINI GÖRÜYORUZ
Eylem planlarının uygulanma süreçlerine dikkat çeken Ahmetoğlu, kâğıt üstündeki kararların sahaya yansımadığını belirterek şunları söyledi:
“2019'da bizim camiamız hareketlendi. Çocuk eylem planını uygulansın diye bir hareket içine girdik. Bu sırada 2019'da başlamadan 2018'de Millet Meclisinde bir komisyon kuruldu. Otizm, Down sendromu ve diğer gelişimsel bozuklukları olan çocuk ve bireylerin için komisyon kuruldu. O komisyon yaklaşık bir buçuk yıl çalıştı. Raporunu yayınladı. Orada da bütün sorunlar çözüm önerileriyle, yapılması gerekenlerle yer aldı. Bu eylem planlarını aslında ilk izleme komisyonlarında ilgili bakanlıkların müdürlükleri, ilgili derneklerle yıl içerisinde uzun periyotlarla yapılan çalışmaları izliyoruz ama açıkçası izleyemiyoruz. Çünkü aslında yine bir şey yapılmadığını görüyoruz. Bize derneklere gelen şikayetlerden biliyoruz. Örneğin sağlık sisteminde yaşanan sorunların en başında raporlamalar var. Yani sürekli ailelerin bir hastaneye gidip gelme, zorunlulukları oluyor. Bu da ailelere yoran bir şey."
“SİYASET ÜSTÜ MESELA DENİYOR AMA AKSİNE TAM BİR POLİTİK MESELE”
Siyasi partilerin ve devletin bütüncül bir engelli politikasının olmadığını ifade eden Serap Dikmen Ahmetoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Şu anda mecliste bir tane engelli araştırma komisyonumuz var. Sürekli anlatıyoruz özel olarak neler yaşandığı hakkında. Aslında herkes bütün sorunları da biliyor. Engelliler için siyaset üstü mesela deniyor ama aksine tam bir politik mesele. Engellilere daha çok sadaka kültürüyle yaklaşan bir toplumda yaşıyoruz. O senden zaten aşağıda bir yerde. Sen ona acıyacaksın, lütfedeceksin, karnını doyuracaksın. Öyle bir anlayış olduğu için hak temelli bir bakış yok engelli bireylere. Hiçbir partinin doğru düzgün bir engelli politikası yok. Devletin de yok. Engelli politikasına kavuştuğumuz zaman, bütçe ayrıldığı zaman bu işler adım adım çözülecek gibi görünüyor”





