EGEDESONSÖZ- Dokuz Eylül Üniversitesi’nin (DEÜ) eski rektörü Nükhet Hotar ile CHP önceki dönem İzmir Milletvekili Atila Sertel sosyal medya paylaşımları ve hakaret iddiası nedeniyle davalık olması sonrası açılan dava bugün görüldü.
Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Atila Sertel savunmasını yaptı.
Sertel ifadesinde şunları söyledi:
“Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isterim ki, benim burada yargılanmama konu edilen paylaşımlarımın hiçbirinde müştekinin şahsına yönelik hakaret etme, onur ve saygınlığını zedeleme gibi bir kastım olmamıştır. Ben gazetecilikten gelen, yıllarca milletvekilliği yapmış bir siyasetçiyim. 1978 yılından bugüne gazetecilik yaptım. Binlerce haber yaptım, yıllardır yazarlık yapıyorum. Ekonomiden, siyasete, tarımdan, spora hemen her konuda binlerce yazı yazdım. Eleştirdiğim çok kişi oldu. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, belediye başkanları... Hakkımda tek dava açılmadı. Bırakın davayı tekzip dahi yemedim. Kamuoyunu ilgilendiren konularda görüş açıklamak benim hem görevim hem de demokratik sorumluluğumdur. Dava konusu paylaşımlar da tamamen bu kapsamda yapılmıştır.
O dönem Dokuz Eylül Üniversitesi'nde yaşananlar, çalışanlara yönelik baskılı uygulamalar, kamuoyuna yansıyan Sayıştay tespitleri, üniversite yönetimine dair yoğun tartışmalar zaten toplumun gündemindeydi. Dilerseniz Türk-iş'e bağlı Sağlık - iş Sendikası İzmir Şube Başkanı ve Genel Başkanını, zulme uğramış öğretim üyelerini tanık olarak gösterebilirim.
Rektör hanımefendinin hakkında onlarca dava açılmış. Kendisi de onlarca öğretim üyesi ile davalık olmuştu.
Ben de bir siyasetçi olarak bu konularda eleştirilerimi dile getirdim. Söylediklerim kişisel saldırı değil, kamusal görev yapan bir rektörün yönetim tarzına ilişkin siyasi eleştiridir. Müşteki sıradan bir kişi değildir; kamu gücü kullanan, üniversite yöneten ve geçmişte AK Parti'de aktif siyaset yapmış, milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı görevlerinde bulunmuş bir kamu görevlisidir. Bu nedenle kendisinin eleştirilere daha geniş ölçüde katlanması hukuk devleti ilkesinin gereğidir.
Benim kullandığım ifadeler kendisine sert ve ters gelmiş olabilir; ancak siyaset dilinde sert eleştiri olağandır. Sertlik, rahatsız edicilik ya da çarpıcılık tek başına hakaret anlamına gelmez. Burada ifade edilen hususlar, kamu yaran taşıyan bir tartışmanın parçasıdır.
Ben hiçbir zaman sövme, aşağılamak ya da küçük düşürmek amacıyla hareket etmedim. Zaten öyle bir üslupla ne konuşurum ne de yazı yazarım. Amacım yalnızca kamuoyunu ilgilendiren hususları gündeme taşımak ve haklı olarak eleştiri hakkımı kullanmaktı. Bu nedenle üzerime atılı suçun unsurlarının oluşmadığını düşünüyorum. Beraatime karar verilmesini talep ederim”



