EGEDESONSÖZ- İntegral Araştırma Koordinatörü Ümit Yaldız ile Gazeteci Fatih Yapar, SonSöz TV yayınında ülke ve kent gündemine ilişkin konuları değerlendirdi.
Programda İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir il eski başkanı Şenol Aslanoğu ile İZBETON eski genel müdürü Heval Savaş Kaya’nın tutuklu yargılandığı kooperatif soruşturmasındaki yeni gelişmeler ele alındı.
BİR YANDAN İHALELER YAPILIYOR, BİR YANDAN OPERASYONLAR YAPILIYOR
Yeni operasyon dalgası ile CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un gözaltına alındığını hatırlatan Gazeteci Fatih Yapar “Kooperatif davası süreci devam ederken İzmir Büyükşehir Belediyesi ihaleleri yapmaya devam ediyor. Dün Karşıyaka Örnekköy’ün ihalesi vardı. 6 milyar liralık bir ihaleydi. Bir firma ihaleyi almış. Büyükşehir kurumsalı yarım kalan kooperatifleri devam ettirmek için çalışmaları sürdürüyor. Orada İZBETON operasyona maruz kalmıştı. ‘İZBETON asfalt yapsın, parke yapsın, konut işine karışmasın’ denildi. Şimdi Ege Şehir Şirketi’nin koordinasyonunda yürüyor. Bir taraftan çalışmalar devam ediyorken, kooperatif mağdurları ile ilgili bir suç duyurusu, bağırış çağırış yokken, Büyükşehir kurumsalı da eksikleri, hataları toparlamaya çalışıyorken bir taraftan kooperatif yolsuzluğu ile ilgili yeni dalgayı gördük. Gözaltı listesinde başka isimler var. Kooperatiflerde yöneticilik yapmış, denetleme kurulunda görev almış bazı başkanlar ve isimler var. Onlar gözaltına alınıp bırakılmıştı. Şimdi Ankara İl Başkanı Ümit Erkol gözaltına alındı. Mansur Yavaş da bir açıklama yaptı, ‘Neden kooperatif soruşturmasında ifadeyi Ankara’da almak varken İzmir’e götürüyorsunuz? İnsanları çağırıp bilgi almak varken neden gözaltına alıyorsunuz?’ diye bir değerlendirme yaptı. CHP kurumsalını temsil eden Ankara Genel Merkez’deki il başkanının alınması, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmasında dikkat çeken bir gelişme olarak konuyu yeniden gündeme getirmemize sebep oldu” dedi.

BİR YANLIŞ YAPILDI VE ŞİMDİ O BOŞLUĞU DOLDURMAK İÇİN İZMİR’DE KAÇ KOOPERATİF VARSA ETAP ETAP DEVAM ETTİRİYORLAR
Ümit Yaldız yaptığı değerlendirmede “ Kooperatif meselesi geçtiğimiz Temmuz ayından bu yana gündemimizde. Önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in herhangi bir somut bulgu olmaksızın, yolsuzluk, dolandırıcılık yaptığına dair bir veri olmaksızın 9 aydır tek kişilik hücrede olmasını eleştirdik. Heval Savaş Kaya ve Şenol Aslanoğlu ile ilgili de öyle bulgular yok. Bu davanın genel itibariyle gecikmiş inşaat davası olduğunu, bu gecikmenin pek çok sebebi olduğunu anlattık. Hükümetten kaynaklı, yerel yönetimden kaynaklı, bürokrasiden kaynaklı olarak inşaatların ilerlemesinde sorunlar oldu, mağduriyetler yaşandı. Belediye içindeki bürokratik çatışmadan kaynaklı bir sürü sebebi olduğunu anlattık. Bir kooperatif ana davası var ve bu davanın iddianamesi son derece boş. Zaten o davadan tüm sanıklar tahliye oldu. Bir yanlış yapıldı ve şimdi o boşluğu doldurmak için İzmir’de kaç kooperatif varsa etap etap devam ettiriyorlar. Tunç Soyer şu an Örnekköy 4. Etap soruşturması nedeniyle içerde tutuluyor. Henüz daha iddianamesi yazılmamış, davası görülmemiş noktada. Bir Büyükşehir Belediye Başkanının ihale edilmiş, kooperatife verilmiş bir işten dolayı orada olması ayrıca bir konu” ifadelerini kullandı.
SOYER EN AZ 40 AYRI DAVADAN YARGILANABİLİR
Fatih Yapar’ın “Örnekköy Kooperatifi’nde 6. Etabın ihalesi 6,5 milyar TL’lik bedelle yapıldı. Bir firma teklif vermiş. Büyükşehir’den daha önce iş alan bir firmaydı. Şimdi her bir etaptan yargılanacaksa 6-7 kooperatif varsa Tunç Soyer en az 40 ayrı davadan yargılanabilir. Örnekköy’de 6. Etap yapıldıysa ve her etaptan yargılanacaksa en az 40 tane davadan ölene kadar cezaevinden çıkamaz. Bu halde bu işlem devam ederse. Böyle bir şey de aleni duruyor. Her davadan tutuklayalım. Bir daha alırız diye yattıkları yerde kalacaklar. Böyle bir şey olmaz” demesi üzerine Ümit Yaldız şunları söyledi:
“Ümit Erkol’un gözaltına alındığı son operasyonda kağıt üzerinde yok gözüküyor ama Tunç Soyer’in buraya da dahil edildiğini öğrendim. Savcılık 10 kişi olarak açıkladı ancak 13 kişi olduğu yönünde bilgi geldi. Doğruysa senin dediğin yere geliyor. Soyer her bir etap için ayrı ayrı yargılanacaksa ve bu yargılamalarda bir somut bilgi, somut delil olmadığı halde içerde tutulacaksa bu anlamdaki mağduriyetleri artacak. Adalet duygusuyla ilgili ayrı bir tartışma gündeme gelecek.
Tunç Soyer’in kentsel dönüşümü kooperatif modeliyle yapmasıyla ilgili iyi niyetli girişiminin geldiği nokta bu. Burada bir model yargılaması var. Bu işi bu modelle yapmayın mesajı var. Geçtiğimiz günlerde Özel Özel İzmir’e geldi ve anahtarlar dağıtıldı. Büyükşehir Belediyesi ihalelere devam ediyor. Kooperatifler üzerinden devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi’nin kasasından çıkmıyor. Oradaki yerleşik kooperatifler Büyükşehir Belediyesi garantör olarak işlemler yapıyor. Parayı yine kooperatif üyeleri ödüyor. Tunç Soyer mağdur, kooperatif üyeleri mağdur. Bu mağduriyetlerin giderilmesi ve İzmir’in gündeminden tartışmanın çıkması gerekiyor.
Kamu zararı olmadığına dair Sayıştay raporu, Büyükşehir Belediyesi’nin yazısı var. Burada bir mağduriyet var. Tunç Soyer’in iyi niyetle başladığı iş var. Çeşitli sebeplerle yaşanan gecikmeler var. Belediyeden, dışardan, içerden, hükümetten, piyasadan kaynaklı gecikmelerin sonunda hem üyelerin hem de Tunç Soyer’in mağduriyeti var”
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNAN DA YOK
Kooperatif yargılaması ile ilgili süreci yorumlayan Fatih Yapar “Yargılananların cezaevinde kalmasına sebebiyet verecek kamu zararı mevzusu hiç tartışmaya açılmadı. Zimmet yok, zimmete aracılık etmek ve irtikaba yardımcı olmak gibi değişik değişik suçlar var. Türk Ceza Kanununa sonradan eklendi. Bir şeye vesile olmak, yolunu açmak gibi bir tanımlama var. Bu ülkede MASAK var, Maliye Bakanlığı var, Gelir İdaresi var. Bir tuşla tüm şirketlerin ve şahısların banka hesaplarını tek elden inceleyebiliyor. Tunç Soyer’in hesabına yüklü miktarda para giriş çıkışı da görmedik. Yargılanan isimlerle ilgili de böyle bir durum yokken insanların cezaevinde uzun süreli kalması akla mantığa sığmıyor. Bu kooperatiflerle ilgili rakamlar ortaya çıktığında 1 milyon 800 bin lira, 2 milyon gibi rakamlara gitmişti. Şimdi insanlar 2-3 milyon daha verecekler ve en az 10 milyon liralık daire sahibi olacaklar. Anahtar teslimleri de başladı. Sözleşmede de fiyat farkı uygulanır diye madde vardı. Buna biraz daha para verecekler. Kimsenin ‘biz para vermeyelim, neden ödüyoruz?’ gibi bir suç duyurusu yok. Bunun kamu zararına sebep olacak ve insanların cebinden alınacak gibi bir itiraz da şu anda yok” şeklinde konuştu.
BU İŞE BU KADAR CHP’Yİ BULAŞTIRMAK, DAHİL ETMEK ZORUNDA MIYDINIZ?
CHP kurumsalının kooperatif sürecinde yer almasının siyaseten handikapa neden olduğunu belirten Ümit Yaldız “CHP’de dönemin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu İzmir’e geldi. Türkiye’de kentsel dönüşümü kooperatif eliyle yapmaya yönelik, müteahhit karını aradan çıkararak, üstün kamu yararı noktasında yapmaya dönük bu proje CHP’nin tüm organları tarafından alkışlandı ve lanse edildi. Türkiye’ye örnek gösterildi. ‘Biz müteahhitçi değiliz, kooperatifçiyiz’ denildi. İşler öyle gitmedi. Bu işe bu kadar CHP’yi bulaştırmak, dahil etmek zorunda mıydınız? CHP Tunceli Milletvekilli Polat Şaroğlu burada, Ümit Erkol burada, Şenol Aslanoğlu burada. Bir kamusal projeyi bu kadar partilileştirdiğiniz zaman ortaya yoksa bile başka kokular salınıyor. ‘Bunlar buraya çöktüler, burayı yiyecekler, CHP burada soygun yapacak’ duygusu oluşuyor. Bu duyguyu kim körüklüyor? Osman Gökçek. Ümit Erkol ve Mansur Yavaş bir ekip. Melih Gökçek ve Osman Gökçek bu ikilinin peşinde. Olur olmadık, yalan yanlış her şeyi söylüyorlar. Geçtiğimiz Temmuz ayında başlayan operasyonun üç ayağından biri Osman Gökçek. Emniyette, ‘Ankara Milletvekili Osman Gökçek şunları söyledi, bu konuda ne düşünüyorsunuz?’ diye sorular sordular. CHP bu işe Ankara İl Başkanı düzeyinde girmese Osman Gökçek belki bu işe girmeyecek. Şenol Aslanoğlu bu işe girmese ya da girdikten sonra il başkanı yapılmasa şu an içerde olmayacak. Şüyuu vukuundan beter” dedi.
ANKARA İL BAŞKANININ İZMİR’DEKİ YAPI KOOPERATİFİNDE NE İŞİ VAR?
Yaldız şunları söyledi:
“Koskoca CHP Ankara İl Başkanı, Gaziemir’deki yapı kooperatifinde. ‘Bu adam neyin peşinde? Niye buraya geldi bu adam? Kaç daire ve villa aldı?’ gibi bir algı var. Hiçbir şey yoksa bile bir algı var. 19 Mart’tan itibaren büyütülen ve yolsuzluk, hırsızlık, operasyon algısı var. Her gün konuştuğumuz şeyler. ‘CHP 2023 genel seçimlerini nasıl olsa alırız, bizim dönemimiz, bize bir şey olmaz’ gibi bir kabulle, kolaycılıkla, rahatlıkla yürüdüler. Yoksa bu işe bu kadar CHP’nin bulaştırılması doğru değildi. Bu CHP’liler burada bir gram yolsuzluk yapmasa bile apoletleri var. İl Başkanı, milletvekili, PM Üyesi apoletleri var. Bu apoletler üzerinden her türlü siyasal yoruma açık hale geliyorsunuz. Saldırıya da açık hale geliyorsunuz. Sonra Osman Gökçek çıkıyor, 2 gün kendi televizyonunda konuşuyor. Savcılar da İzmir’e bitmiş ve yargılaması tamamlanmış olan davayı tekrar açıyorlar. Cemil Tugay’ın da görece dahli var. Başka problemler de var. Belediye içindeki bürokratik çatışma da var. Osman Gökçek de var. Osman Gökçek, Ümit Erkol var diye var. Onların tek derdi Mansur Yavaş, Ümit Erkol. Anadolu’da bir laf var, ‘dolu gel, benim tarlayı döv’ derler. Boşuna sen o doluyu çekiyorsun.
Onun öncesinde Ankara İl Başkanının İzmir’deki yapı kooperatifinde ne işi var? Sayfiye yerlerde olur anlarım. Adam kooperatiften yazlık almış deriz. Kentin merkezindeki bir kentsel dönüşüm kooperatifinde Ankara İl Başkanının, Tunceli Milletvekilinin ne işi var? Nasıl olsa 2023’te seçimi alırız duygusuna kapıldılar diye düşünüyorum”
TUNÇ SOYER’İ İÇERDE TUTMA KARARLILIĞI MI VAR?
Tunç Soyer’in tutukluluğunun vicdani olmadığını belirten Yaldız, “Tunç Soyer’i içerde tutma kararlılığı mı var? Bu adama başka bir düşmanlık mı var? Bunu da çözebilmiş değilim. 10 yıl Seferihisar’ı, 5 yıl İzmir’i yönetmiş, yüz milyarlarca lira harcamış bir belediye başkanını, hiç somut belge olmayan bir dosyadan içerde tutmak… Bu adam bu kadar para harcamış ve iş yapmış. Tramvay, altgeçit, üstgeçit, arıtma tesisi, meydan yapmış. Buralardan bir şey bulup atamadınız da mı bundan tutuyorsunuz? İddianamenin içi boş. Diğer davanın iddianamesini görmedik. Hukukçular, ‘kooperatif soruşturmasının bu ayağına Büyükşehir’in dahil edilmesi abesle iştigaldir’ diyorlar. Tunç Soyer Cumhurbaşkanı adayı falan da değildi. Siyasi bir sebep de yok. Merhum babası üzerinden diye düşündüm ama o da olmaz. Babanın cezası oğula kesilmez. Bu dönemin insanları buna izin vermez. Vicdan izin vermez. Bir siyasi kin güdülüyor desek bu da doğru değil” ifadelerini kullandı.
YARGIDA BAŞTAN İTİBAREN AŞAĞI DOĞRU HAREKETLİLİK VAR, BU HAREKETLİLİK TÜM YARGI DOSYALARINI ETKİLİYOR
Gazeteci Fatih Yapar Adalet Bakanlığı’ndaki değişim ve adliyelerde yaşanan atama süreçlerine dikkat çekerek “Yargıdaki taşların bir an önce oturması lazım. İnsanlar değerlendirme yaparken mutlaka düşünüyorlardır. Adalet Bakanı Akın Gürlek ile birlikte yargı mekanizması değişime uğradı. Bakan yardımcıları, genel müdürler, bürokratik kadro değişti. İllerin başsavcıları ve adalet komisyonları değişmeye başladı. İzmir’de de yargıda değişiklik bekleniyor. Adalet komisyon başkanı değiştirildi. Yeni bir adalet komisyonu şekillendi. Başsavcılık kendi çalışma ekiplerini belirleyecek. Kararname çıkarsa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanları, Daire Mahkemesi Başkanları, İstinaftakiler, Sulh Ceza Hakimlikleri derken katalog suçlarla ilgili yargıda baştan itibaren aşağı doğru hareketlilik var. Bu hareketlilik tüm yargı dosyalarını etkiliyor. Karar vermede, iddianame hazırlanmasında, yeni ek delil üretilmesinde veya operasyon yapılması gibi konularda yargı daha tam sacayağı üzerine oturmadı. Yargı süreci tamamlanırsa konular değerlendirmeye açık hale gelecek. Nisan ve Mayıs ayında tamamen bitecek gibi gözüküyor” şeklinde konuştu.
SOMUT DELİL YOKSA HUKUKEN YAPILAN ŞEY ZULME DÖNER
Ümit Yaldız ise şunları söyledi:
“Akın Gürlek’in uzun süren davalarla ilgili açıklamaları umut vericiydi. Davanın bir ömrü vardır. Bir yerde hukuk delille yürür. Siz bir kişinin bir adamı öldürdüğünü tahmin edersiniz ama delil bulamazsanız bırakmak zorundasınız. İddia makamı ortaya delil koyar. Somut delil yoksa hukuken yapılan şey zulme döner. İzmir’de yaşanan bir parça buraya dönmeye başladı. Kamuoyunun da böyle düşündüğünü ölçüyorum. İntegral Araştırma'nın Ocak ayı verilerinde Tunç Soyer ve arkadaşlarının yargılandığı kooperatif davasının inandırıcılık oranı yüzde 30. Hukuki diyenlerin oranı ise yüzde 13”




