TBMM'nin bu haftaki gündeminde neler var?
TBMM'nin bu haftaki gündeminde neler var?
İçeriği Görüntüle

EGEDESONSÖZ- İntegral Araştırma Koordinatörü Ümit Yaldız ile Gazeteci Fatih Yapar, SonSöz TV yayınında ülke ve kent gündemine ilişkin konuları değerlendirdi.

Programda İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik gerçekleştirilen ve Tunç Soyer ile CHP İzmir İl eski başkanı Şenol Aslanoğlu ve İZBETON eski genel müdürü Heval Savaş Kaya'nın tutuklu bulunduğu kooperatif davası süreci ele alındı.

Yaldız, birinci kooperatif davasında Soyer ile Kaya'ya tahliye kararı verildiğini ancak ikinci dalga operasyon nedeniyle tutukluluk halinin devam ettiğini hatırlatarak "Soyer özelinde konuşursak 15 yıl yerel yönetimlerde emeği olan bir isim. Kendi savunmasındaki gibi 110 milyarlık bütçe yönetmiş bir isim. İddianamede Soyer şu kadar parayı eşinin, dostunun hesabına aktarmıştır, yemiştir diye yazmıyor. Mahkemenin kararı gecikmiş bir doğru. Bir büyükşehir belediye başkanı, kendisinden uzak alanda gerçeklemiş olduğu iddia edilen konularla ilgili cezalandırılmamalıydı" dedi.



SOYER, ALT YÜKLENİCİ İLE NE OLDUĞUNU NEREDEN BİLSİN
Gazeteci Yapar ise "Büyükşehir Belediye Başkanı sürece müdahale etti, yarım kalan kooperatif işleri için ihaleler yaptı. Geçen hafta Çiğli’de yarım kalan ihale yapıldı. Ondan önce Menemen’de sosyal konut ihalesini yaptı. Gaziemir’de ihaleler yaptı. Yüklenici firmalar buraları aldı. Milyar milyar rakamlar var. Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay, Örnekköy’deki kendi döneminde Okçuoğlu firmasının elektrik malzemesini, betonu, demiri kimden aldığını bildiğini mi sanıyorsun? Belediye başkanına bu soru sorulsa eminim bilmez. Bu kadarını takip etmez başkan. Kendisinden de beklenmez, hayatın olağan akışına da aykırıdır. Başkanın işi de değildir. Aynı sorun Soyer'in önünde. Soyer yüklenici firmaların alt yüklenicilere ne verildiğini ne bilsin. Bu kooperatifi ilgilendiren bir şey. Kooperatifte bulunan yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyeler ve mali yönetimin işi. Fen İşleri Daire Başkanı, park bahçeler ve diğer müdürlüklerdeki ihalelerde ana firmaların kim olduğunu bilmezken nasıl taşeronla ilgili işlemi bilebilsin" dedi.

ANORMALLİKLER ZİNCİRİ VAR
Ümit Yaldız kooperatif davasının gecikmiş inşaat davası olduğunu belirterek "Ortada ne bir dolandırıcılık ne bir dolandıran var. İnşaat geciktiği için mağdur olanlar var. Miktar olarak parasal anlamda daha yüksek ödeme yapan üyeler var. 3 yıl önce ödeneceği miktar ile şimdi ödeyeceği miktara bakıldığında altın-euro kuruna bakılırsa aynı. Çok büyük bir miktar sayılmaz. Zaten ülkenin her yerinde TOKİ’nin de başka kurumların da gecikmiş inşaatları var. İnşaatların niye geciktiğini ekonomi ile siyasetle açıklamak mümkün. Pek çok kamu bürokrasisinde görev yapan, sadece şirket yönetiminde yer aldığı için tutuklanan insanlar vardı. Türkiye bir hukuk devleti diyor Adalet Bakanı. Danıştay’ın yargılama izni vermediği, Sayıştay’ın farklı görüşler beyan ettiği yerde bir mülkiye müfettişinin raporu ile savcılık adım attı. İlk dava için süreç başladı. İkinci dalga dediğimiz Örnekköy kooperatifi davası bence birinci dalganın hataları üzerinde şekillenmiştir. İki ayrı Tunç Soyer yok. Hem oradan hem buradan Soyer yargılanamaz. Hukuken doğru değil. 5 yıl bu kenti yönetmiş olan Soyer, işin içinde olmadığı konularda 8 aydır hücrede tutulabilir mi? Tutulursa bu siyasi cezalandırmaya dönüşür. Hakkında verilmiş karar yok. Tutukluluğun siyasi bir cezaya dönüştürülmesini İzmir üzerinden rahatlıkla biliyoruz. Gecikmiş inşaatlar var ve burada kooperatiflerin uygulamaları var dedik, o da varsa. Kooperatif uygulamalarını yapanlar uzun süre dışarıda dolaştılar. Boyacıya, sıvacıya para ödeyenler dışarıda, büyükşehir belediye başkanı içeride. Kurgu zaten yanlış. Savcının görevden alınması da bizi düşündürttü. Heyet sürekli değişiyor. Anormallikler zinciri var. Mahkeme başkanları değişiyor. Heyet için iki kez tutuklamayı kabul etmeyen hakime hanım değişiyor. Yüksek bir müdahale mi var? Soyer hücrede tutuklu bırakılmak mı isteniyor? Baskı mı var soruları akla geliyor. Kamu vicdanı bunu İzmir’de tartışır" dedi.

BU İŞLER ANKARA TEMASI OLMADAN YÜRÜMEZ
Fatih Yapar yaptığı değerlendirmede "bir yerden sonra sınırın fazla zorlanmaması lazım. Bir yerde operasyon yapıyorsunuz, insanlar operasyona dahil oluyor. İddianamenin hazırlanması, mahkemenin kabulü, duruşmalarla birlikte her şey netleşti. İzmir Adliyesi mutlaka Ankara ile haberleşerek süreci yürütüyor. İzmir’de adliyenin başındakiler Ankara ile temas halindeler. Bu tür işlerin hiçbirisi Ankara teması olmadan yürümez. Bu dava siyasi davaya dönüşmüş bir kooperatif davasıdır. Birincide beraat verilip, ikincinde tutuklamaya sevk, sonra itiraz meselesi duruşmanın Mart ayına ertelenmesi gibi konular uzadıkça ve konu tartışılmaya devam edildikçe daha birçok kooperatifin de geride kaldığını düşünürseniz, belediye başkanına hepsinden ayrı ayrı tutuklama vereceğiniz ihtimali ortada dururken bu iş bir yerde sınırları zorlar. Bunu ne vatandaşa ne de kamuoyuna anlatabilirsiniz. Sağ duyulu insanlar süreci yorumlamaya başladıktan sonra millet de anlamaya başlar. Mahkeme başkanın adı belli, isimler belli. Yargıyı bu kadar zorlamaya, tartıştırmaya gerek yok. Siyasetin yargının üzerinde bu kadar baskı yapmasına gerek yok" ifadelerini kullandı.

ÖCALAN BİLE TEKLİ HÜCREDE DEĞİL
Ümit Yaldız ise şunları söyledi:

Ortada somut bir şey varsa oturup konuşalım. İddianameye yazılsın. Tunç Soyer ile ilgili hiçbir şey yok, suç isnadı yok ama ceza var. Nedir bir büyükşehir belediye başkanını 8 ay hücrede tutulmasını gerektiren ceza? İnşaatlar, Cemil Tugay’ın da desteklemesi, CHP Genel Merkezin heyet oluşturup taraflar arasında diyalog kurmasıyla başladı. Kamu zararı denilen kira ödemelerini kooperatifler üstlendi. Gecikmenin sebepleri ortada. Soyer açısından bir zimmet, aldı verdi meselesi yok. Buna rağmen işin hala sürdürülüyor olması, tutukluluğun devam ettiriliyor olması kamuoyunda, ‘bu dava siyasidir’ algısını büyütür. Bu dava Soyer’i, CHP’yi cezalandırmak için açılmıştır algısını büyütür. Öyle değilse de büyütür. Adalet kurumunu korumamız gerekiyor. Adalet kavramını kaybetmemek gerekiyor. Adalete güven azaldı, siyasi baskı iddiaları fazlalaştı. Ancak adalet kavramını tamamen kaybedersek, mülkün temelini sarsarsak anarşi ortaya çıkar. Herkes kendi adaletini sağlamaya çalışır. Biz burada bir büyükşehir belediye başkanını somut belge koyamadan hücrede tutmak iradesinin arkasında duruyorsak kamuoyunda algıyı ters düz eder. Abdullah Öcalan bile artık hücrede değil. Saz arkadaşlarıyla birlikte toplantılar düzenliyor. Tunç Soyer’e bu kadar ağır cezalandırma ya da tavır nedir? İzmir bunu başka türlü izah etmek durumunda kalır.