18 Nisan gece yarısına doğru CHP’’nin barajı aşamadığı kesinlik kazanmıştı. Genel Başkan Baykal’’ın odasında biraraya gelen parti kurmayları bundan sonra izlenecek yolu tartışmaktaydılar. ’¶
Baykal’’ın, ’“Ben Genel Başkanlıktan istifa edeceğim, aranızdan birisi Genel Başkan Vekili olsun ve Kurultay sürecini yönetsin’” yaklaşımına tepki gösteren Genel Başkan Yardımcısı Erol Çevikçe, ’“müşterek sorumluluk taşıdıklarını, kurultayı toplayıp güvenoyu istemeleri gerektiğini, çıkacak sonuca göre de gerekirse hep birlikte istifa etmelerinin daha doğru bir yaklaşım olacağını’” belirtti.
Genel Sekreter Adnan Keskin’’de Çevikçe gibi düşünmekteydi. Baykal’’ın istifada kararlı görünmesi üzerine bu ikili ile Baykal arasında yıllarca süren dostluk köprülerinin atılmasına neden olacak sert tartışmalar yaşandı ve Baykal bireysel istifa kararını 22 Nisan 1999 tarihinde yaptığı yazılı bir açıklama ile kamuoyuna duyurdu.
Toplanan Parti Meclisi Cevdet Selvi’’yi Genel Başkan Vekilliğine, kurultayın da 22 Mayıs 1999’’da seçim gündemiyle toplanmasına karar verecekti. Bu karardan hemen sonra H.Fehmi Güneş, Murat Karayalçın ve Ertuğrul Günay Genel Başkan adaylıklarını ilan edip, örgüt gezilerine başlayacaklar, ilerleyen günlerde de bazı gazetelerde Altan Öymen’’in de aday olmak için nabız yokladığı yazılmaya başlanacaktı.
Bu aşamada sol kanat delegelerinin genel eğiliminin H.FehmiGüneş’’ten, bazı Baykal yanlılarının ise Ertuğrul Günay’’dan yana olduğu, SHP kökenli bir kısım delegenin ise Karayalçın’’ın aday olmasını istedikleri gözlemlenecekti.
Bizim de aralarında bulunduğumuz hatırı sayılır bir grup kurultay delegesi ise, aday olması durumunda Altan Öymen’’e daha sıcak baksalar da, kurultaya iki gün kaldığı halde Öymen adaylığını açıklamakta ciddi tereddüt içindeydi.
İzmir Kurultay Delegelerinden Ahmet Sarışın ve Bahri Yalaz’’la birlikte, kaldığı otelde ziyaret ettiğimiz Altan Öymen’’e hitaben yaptığım konuşmada ’“mevcut kurultay delege yapısını yıllardan beri tanıdığımı, delege yapısının çoğunluğunun basının Baykalcılar diye tanıttığı unsurlardan oluştuğunu, bu insanların özünde Baykalcı olmadıklarını, geleneksel CHP çizgisini temsil ettiklerini, diğer adayların geçmişte sergiledikleri farklı tutumlar nedeniyle bu yapının kendilerine güven duymadığını, aday olması halinde de zorlanmadan kazanabileceğini’” açıklamaya çalıştım. Bir kısım Bursa Delegesinin de teşvik edici konuşmasından sonra Öymen, ’“Şansını yüksek görmediğini, ancak yine de kendisini riske edip aday olacağını, işin renginin ilk turda belli olacağını’” belirterek ilk kez ciddi anlamda aday olma sinyali verecekti.
Kurultay beklenenin aksine sakin bir ortamda başlayacak, bu durumdan cesaret alan Sabri Ergül, Deniz Baykal’’ı arayıp ’“salona gelerek kurultayı açmasını, veda ederek ayrılmasını’” talep edecek, ancak Baykal, ’“Yola çıktım Antalya’’ya gidiyorum, siz partiye sahip çıkın’” cevabını verecekti.
Kurultayda Cevdet Selvi’’nin kısa açış konuşmasından sonra doğrudan Genel Başkan seçimine geçilecek, ilk iki tur Altan Öymen, H.Fehmi Güneş, Ertuğrul Günay ve Murat Karayalçın sıralamasıyla sonuçlanacak, bu turlarda eski İl Başkanı Bülent Baratalı ile birlikte hareket eden İzmir Delegasyonu’’nun önemli bir bölümünün Günay’’a oy verdiği, delege olmayan İl Başkanı Selçuk Ayhan’’ın Altan Öymen’’e destek verdiği, ANAP’’a geçen M. Ali Susam ile CHP’’den istifa eden Cevat Durak’’ın ise delegelikleri sona erdiğinden oy kullanamadıkları görülecekti.
Üçüncü tur öncesinde Karayalçın, Güneş lehine adaylıktan çekildiğini ilan edecek, seçilme şansı olmamasına rağmen Ertuğrul Günay adaylıktan çekilmemekte ısrar edecekti. İlk iki tur sonucuna kadar Öymen’’in yanında, benim de aralarında olduğum sade delegeler dışında tanınmış isim yokken üçüncü turda Sefa Sirmen, Celal Doğan, Önder Sav gibi profesyoneller doluşacak, o andan itibaren de Altan Öymen’’le tüm irtibatımız sona erecekti.
Öymen son turda aldığı 551 oyla Genel Başkan seçilecek, teşekkür konuşması için kürsüye çıktığında, kaybeden taraflarca yuhalama, tükrük yağmuru ve sandalyeların havada uçuştuğu saldırılara uğrayacak ve bu manzara TV’’lerin canlı yayını ile tüm Türkiye’’ye gösterilecekti. Kaybedenlerin ’“Kendi Partimizi kurmaya gidiyoruz’” tepkisi ile salonu terk etmelerinden sonra yapılan PM ve YDK seçimlerini de doğal olarak salonda kalanların hazırladığı liste kazanmış olacaktı.
Kurultay’’ın ertesi sabahı Hürriyet gazetesi büyük puntolarla Adnan Keskin’’i hedefe koyarak ’“CHP’’yi batıran kafa’” manşetini atacak , tüm gazetelerde yeni Genel Başkan Altan Öymen’’in bu parti meclisi listesi bana ait değildir demeci yayınlanacak, Öymen’’in geç saatlere kadar H.Fehmi Güneş ve Karayalçın ile PM pazarlığı yaptığı daha sonraları ortaya çıkacaktı.
Yapılan görüşmeler sonucunda seçilenler istifa edecek, 26 Haziran’’da PM ve YDK için yeniden seçim kararı alınacaktı. Bu seçimde Öymen’’in hazırladığı listenin ağırlıklı olarak, kendisini yuhalayıp, sandalye fırlatan gruplardan oluşturulduğunun görülmesi üzerine yanına giderek ’“Bizler hiçbir karşılık beklemeden size destek verdik. Siz ise tüm Türkiye’’nin gözü önünde size hakaret edip, partiyi küçük düşürenlere kucak açtınız. Anlıyorum ki siz çayın taşı ile çayın kuşunu vurma niyetindesiniz’” tepkisi vermek zorunda kalacaktım. Esasen bu davranışların bir parti geleneği gibi ilerliyen yıllarda da Baykal tarafındanda uygulanacağına da sıkça tanık olacaktık.
26 Haziran Kurultayı’’nda da yapılan PM ve YDK seçimlerini ağırlıklı olarak eski Baykal yanlıları kazanacak, Altan Öymen’’in isteği üzerine de Tarhan Erdem Genel sekreterliğe getirilecekti. Erdem ilk icraat olarak tüzükteki Sandık modeli örgütlenmeye son verip, Baykal yanlılarını tasfiye amaçlı kayıt yenileme operasyonu ile birlikte bugünkü delegelik sistemini geri getirecekti. Bu ve benzeri çabaların PM deki Baykal yanlılarınca engellenmesi üzerine de Öymen beklenmedik bir kararla olağanüstü Kurultay çağrısı yapacaktı.
30 Eylül 2000 tarihinde yapılan kurultayda Eşref Erdem’’in ısrarlı çabaları ile aday olmaya ikna edilen Baykal yeniden Genel Başkan seçilecek, 1980 darbesinden itibaren siyasetten uzak duran ve daha çok Baro Başkanlığı görevi yapan Önder Sav da Genel Sekreter olarak siyasete geri dönecekti.
Deniz Baykal ise bu yeni dönemde önce Anadolu Solu diye bir kavram ortaya atacak, benimsenmediği görülünce de kısmen Doğu Perinçek’’in ulusalcılığından, kısmen de Demirel’’in siyasi çizgisinin karmasından oluşan yeni bir siyaset anlayışı benimseyecek, diğerlerini olduğu gibi kendine hayat bahşeden Eşref Erdem’’i de feda ederek, yeni siyasi çizgisinin denemesine başlayacaktı.
Not: CHP Grup Başkan vekili Kemal Kılıçdaroğlu’’nun ’“Sol bitti, CHP o nedenle sağda kendine yer arıyor’” demeci üzerine, ortanın solunun 1965 ten başlayarak 2000’’e kadar olan serüvenini bir yazı dizisi olarak kaleme alma gereği duydum. Bu yazı dizisinin son bölümü genel bir değerlendirme ile son bulacak, CHP’’nin Yeni Siyasi açılımı ise güncel yazılarımızda ele alınacaktır.