AKP, Anayasa değişiklik paketi ile bugüne kadar takiyye yolu ve kadrolaşma ile yaptığı çeşitli kuşatmaların semeresini alıp, Türkiye İslam Cumhuriyetine(!) gidişte ’“Son Savaşını’” yapmak istemektedir.’¶ AKP’’NİN bu savaşta ’“DÜŞMAN’” olarak gördükleri, Türk Silahlı Kuvvetleri- Bağımsız Türk Yargısı ve Atatürk’’ün kurduğu Laik Cumhuriyete inanan Türk Milletidir.
Tarikat medyası daha da ileri giderek bunu bir ’“HURUÇ HAREKETİ’” olarak yazıyor.(Zaman-25 Mart H.Gülerce) Hüseyin Gülerce’’nin, Fethullah Gülen’’in SESİ olduğunu herkes bilir.
Tarikat medyası daha da ileri giderek bunu bir ’“HURUÇ HAREKETİ’” olarak yazıyor.(Zaman-25 Mart H.Gülerce) Hüseyin Gülerce’’nin, Fethullah Gülen’’in SESİ olduğunu herkes bilir.
HURUÇ HAREKETİ: ’“Kuşatma altındaki kaleden, DÜŞMANIN beklemediği bir anda dışarı çıkarak ani bir taarruz yapıp, yok edici bir darbe vurmak.’”
Artık saklı-gizli veya takiyye yolu ile hareket etme dönemi geçildi, gazetelerinde, televizyonlarında pervasızca yazıyorlar, söylüyorlar. Yetmiyor, tehdit ediyorlar. Siyasetçisi, gazetecisi, profesörü ile Türk Milletini tehdit ediyorlar.
Artık saklı-gizli veya takiyye yolu ile hareket etme dönemi geçildi, gazetelerinde, televizyonlarında pervasızca yazıyorlar, söylüyorlar. Yetmiyor, tehdit ediyorlar. Siyasetçisi, gazetecisi, profesörü ile Türk Milletini tehdit ediyorlar.
Durumun korkunçluğunu iyice anlatabilmek için, Sayın Rıza Zelyut’’un 25 Mart tarihli yazısının son paragrafını aynen aktarıyorum.
’“Bugün televizyonların çoğunda, gazetelerin büyük bölümünde; gizliden veya açıktan Kürt Said’’in (Nurculuk denilen tarikatın fikir babası) fikirlerini savunanlar bulunmaktadır. Aralarında Altan kardeşlerin de bulunduğu bu ekip, ne yazık ki tarikatçılar tarafından para ile güdülmektedirler. Bunlara aydın denilemeyeceğini, bunların ilişkileri de ele vermektedir. Bu tür aydınları güden de Gülen Cemaati denilen yapılanmadır. Bu grup da Kürt Said’’in(Said-i Nursi) çizgisinin devamından ibarettir. Çanakkale’’ye çıkıp bizim askerimizle çarpışırken ölen İngiliz veya Yeni Zelanda askerini de şehit sayan bu zihniyet, Hz. Muhammet’’in peygamber olduğunu tescil eden ’“Muhammeden Resulallah’” ibaresinin bile kelime-i şahadetten çıkartılmasını isteyebilmektedirler.
Yani Cumhuriyet rejimine karşı Haçlılarla bile birleşmekten çekinmeyen bir zihniyetle karşı karşıyayız.’”
’“Bugün televizyonların çoğunda, gazetelerin büyük bölümünde; gizliden veya açıktan Kürt Said’’in (Nurculuk denilen tarikatın fikir babası) fikirlerini savunanlar bulunmaktadır. Aralarında Altan kardeşlerin de bulunduğu bu ekip, ne yazık ki tarikatçılar tarafından para ile güdülmektedirler. Bunlara aydın denilemeyeceğini, bunların ilişkileri de ele vermektedir. Bu tür aydınları güden de Gülen Cemaati denilen yapılanmadır. Bu grup da Kürt Said’’in(Said-i Nursi) çizgisinin devamından ibarettir. Çanakkale’’ye çıkıp bizim askerimizle çarpışırken ölen İngiliz veya Yeni Zelanda askerini de şehit sayan bu zihniyet, Hz. Muhammet’’in peygamber olduğunu tescil eden ’“Muhammeden Resulallah’” ibaresinin bile kelime-i şahadetten çıkartılmasını isteyebilmektedirler.
Yani Cumhuriyet rejimine karşı Haçlılarla bile birleşmekten çekinmeyen bir zihniyetle karşı karşıyayız.’”
İşte karşı karşıya olduğumuz tehlike bu! Yoksa kim istemez 12 Eylül’’ün darbe ürünü Anayasa’’sından kurtulmak?Sivil otoritenin güçlenmesi, kadınlara pozitif ayrımcılık yapılması, demokratik standardımızın yükselmesini kim istemez?
Anayasalar, devletle vatandaşlar arasında yapılan birer ’“sosyal antlaşmadır’”. Devleti oluşturan en önemli unsur ise MİLLETTİR. Anayasada fertler haklarını, sorumluluklarını, demokratik hak ve özgürlüklerinin sınırını, bunlara karşı devletin yükümlülüklerini bulmak zorundadırlar. Toplumun tamamına yakınını kapsayan Anayasaların hem kalıcı olmaları, hem de çağdaş olmaları için mutlaka UZLAŞMA içinde yapılması şarttır. ’“Ben yaptım oldu’” anlayışıyla yapılan Anayasalar, kısa ömürlü olurlar ve ülkeyi kaosa sokarlar.
AKP’’nin hazırladığı Anayasa taslağına başlıca iki konuda itiraz var.
Birincisi; Çok önemli eksikleri var; Milletvekili dokunulmazlıkları AB standardına uyarlanmalı. Lider sultasına son verecek Siyasi Partiler Kanunu, ülke barajının AB seviyesine indirilmesi, tek milletvekili seçilecek dar bölgeli bir Seçim Kanunu, ekonomik konuların mümkün olduğu ölçüde Anayasa dışında bırakılması, Anayasa’’nın dilinin sade ve anlaşılabilir olması, hacminin kısa ve öz olması gibi.
Bunlar demokrasimizin çıtasını yükseltmek isteyen her iktidarın yapması gereken şartlar.
Bunlar demokrasimizin çıtasını yükseltmek isteyen her iktidarın yapması gereken şartlar.
İkincisi ve en önemlisi; Anayasa’’da değişiklik yapacak siyasi uktidarın DEMOKRAT olması ve gerçekten DEMOKRASİYE inanması gerekir. Başkası aldatmacadır. Türkiye Cumhuriyeti’’nin kuruluş gerekçelerine açıkça karşı olan, bu temellerin en önemlilerinden olan LÂİKLİK İlkesine karşı eylemlerin odağı olduğu sebebiyle mahkûm olan bir partinin bu konudaki samimiyetine inanmak mümkün değildir. Demokrasiye bakış açısı; ’“Demokrasi benim için amaç değil, araçtır. İşime geldiği yere kadar biner, istediğim yere geldiğimde ineceğim tren gibi’” olan bir kafaya, üstelik ömrü boyunca biad kültürü ile yetiştirilen bir kafaya eğer siz ’“demokrat’” derseniz, dünyanın her yerinde sizinle alay ederler.
Kutsal dinimizi, kendi siyasi ve ticari menfaatleri için istismar etmekten utanmayan, kendi ordusunu tuzağa düşürmek için her türlü tertibe geçit verenlerin bu güzel ülkede Anayasa yapmaları mümkün değildir. Tarikat yularını takan aydın ve demokrat olamaz.
Yapılacak iş bellidir. Türk Milleti olarak, bu din tacirlerinin tam karşısında, Ordumuzun- Yargımızın tam yanında KAYA gibi duracağız. Yıkmak için gelecekler, göğsümüze çarpıp, paramparça olup, patronlarının yanına kaçacaklar.