Kredi derecelendirme kuruluşu S&P tarafından İrlanda'nın notunu kırıldı; İspanya ekonomisi, geçen sene kaybettiklerini geri alamadı ve yerinde saydı; ABD ekonomisi’’nin ev satışlarında yüzde 30 oranında daralma görüldü; Korku endeksi adı verilen VIX, bir günde yüzde 10 yükseldi ve küresel piyasalarda tansiyon arttı; Küresel seviyede hisse senetleri piyasaları ardı ardına düştü, hatta Japon Nikkei endeksi son 16 ayın dibini gördü.

Küresel yatırımcılar ne yaptı?Yatırımcılar da düşük getirisine rağmen başta gelişmiş ülkelerin devlet tahvillerine ve Altın’’a koştu.
Devlet tahvillerine o denli fazla talep vardı ki 10 yıllık İngiliz tahvilleri (Gilt) ile Alman tahvillerinin (Bund) faizleri rekor dip seviyelerine geriledi. Altın’’ın fiyatı ise malumunuz, onlarca yılın rekorlarını kırıyor.
Ağustos ayının olumsuz tabloları böyle iken beklenen ABD ekonomisi verileri, Eylül ayının hasat bereketi ile ardı ardına geliyor. Geliyor gelmesine ama küresel piyasalar hala olumlu verileri cımbızla seçiyor, kötüleri görmezden geliyor. Örneğin, mevsimsel veya dönemsel etkilerden arındırılmamış bir bölgenin sanayi endeksi beklentilerin üzerinden geldi diye, ABD borsaları neredeyse tavan yapıyor. Ancak, tüm ülke ekonomisini kapsayan istihdam verilerinde beklentilerin tam tersine küçülme gelmesi borsaları kıpırdatmıyor. Oysa, ABD ekonomisinin genelinde küçük de olsa istihdam artışı beklenirken; istihdam verilerinde daralma gelmesi, ciddi sorunların sinyallerini veriyor. İstihdamdaki daralma hem iç talep hem de kredi borçları yönünden ABD ekonomisini tehdit eden önemli bir makroekonomi verisidir.
ABD Merkez Bankası Başkan’’ı Bernanke, kısa vadeli faiz oranlarını daha da aşağıya doğru çekemiyor; çünkü, bu faizler kaç yıldan beri nerdeyse yüzde ’“0’” oranında bekliyor. Bu nedenle, ABD ekonomisi, olası bir ikinci dibin hasarlarını en aza indirmek için uzun dönemli menkul kıymetler satın almak yoluyla, piyasaya hem nakit akıtmak, hem de insanların tasarruf araçlarını değiştirmeyi hedefliyor, yani piyasaya nakit pompalıyor, yani bir anlamda karşılıksız para basıyor. Diğer bir deyişle, ABD ekonomisi, ABD toplumunu para harcatmaya ve kredi almaya yönlendiriyor.
ABD ekonomisi 2010 yılının ilk yarısında kağıt üzerinde büyüdü. Ancak, bu durumda bile büyüme performansı tatmin edici değil; çünkü, ne işsizliği azaldı ne de beklenilen canlanma gerçekleşti. Bu nedenle, ilk yarı büyümesinin ana nedenini geçen yıl aynı dönemde izlenen büyük düşüşe bağlamak daha akılcıdır. Geçen yılın aynı döneminde ABD ekonomisinde izlenen hızlı düşüşle kıyaslandığında, bu senenin ilk altı ayında ABD ekonomisi daha yavaş küçülmüş ve sanki büyümüş gibi göründü.

ABD ekonomisi, krizi atlatamadığı ve diğer iki gelişmiş ekonomide benzer sorunlar yaşandığı görülünce, ikinci dip tartışmaları açıkça dile getirildi. Bu nedenle, Bernanke, piyasaya nakit akıtarak toksit veya vitaminli yeni tahvil alımlarına yeşil ışık yakmış oldu. Bernanke, pistte beklemeye bıraktığı "para helikopteri"ni yeniden havalandıracağının işaretini verdi.

Ne Zaman Para Basarlar?
Bernanke, para basma konusuna ideolojik olarak yakın bir iktisatçıdır, çünkü kökeni İngiliz geleneğine dayanan Keynesyen okulunun önemli taraftarlarındandır. Ancak, son 30 yılın deneyimleri Keynesyenlere şunu göstermiştir ki, hesapsız kitapsız para-mali politikalar, düzgün ekonomileri dahi raydan çıkarabilir. Bu nedenle, Bernanke, bu yılın 3. çeyrek büyüme rakamlarını da görmek isteyecektir. Eğer, 3. çeyrek rakamları beklenilenden daha kötü gelirse, bu yılın Aralık ayı civarı ABD ekonomisi, yavaş yavaş para basmaya başlar. Ancak, 3. çeyrek verileri belirsiz gelirse, bu sefer de 4. çeyrek rakamlarına bakmak isteyecektir. Bu durumda, 4. çeyrek rakamlarına göre para basma konusunun, gelecek yılın Şubat ayı sonuna doğru sarkması muhtemeldir.

Para Basarsa Bize Ne olur?
ABD ekonomisi, piyasalara nakit akışını finansal kurumlara kredi açılımı yolu veya doğrudan toplumun sahip olduğu menkul kıymetleri alımı aracılığıyla yapacağından, Türkiye ekonomisine ilk etkisi, borsamızın olumlu çıkışı ile izlenebilir. Borsamız belki Brezilya borsası kadar olumlu etkilenmese de şu koşullar değişmez ise tatmin edici bir seviyeye çıkabilir. Diğer etkisi, ülkemizde finansal sermaye ithali nedeniyle döviz bolluğu yaşanır. İthalatımız ve cari açığımızın artması beklenebilir ancak istihdam, üretim ve ihracat alanlarında olumlu gelişmelerin mucizelerini beklemek yanlış olacaktır.
Uzun lafın kısası, ABD’’nin para basması, küresel ekonomiyi finansal araçlarla bir süre daha bahar havası yaşatabilir. Hatta, Türkiye ekonomisi, eskisi kadar olmasa da bu bahar havasından fayda sağlayabilir. Ancak, olası bir 2. dipten sonra yaşanacak bu bahar havası, tıpkı 1. dipte olduğu gibi eninde sonunda diğer bir diple buluşacaktır.
2. dip olmaz ise ne olacak?Büyük ihtimalle uzun süreli bir küresel durgunluk... Bu olasılığı konuşmadan önce Eylül ayı verilerini takip edelim ve abartmadan doğru yorumlayalım.