Ayda ÖZEREN
Şiddet gören Prensesler
11 Temmuz 2020 Cumartesi

Çocukken bana anlatılan masalları hiç severek dinlemedim.

Bir “masal kahramanı” ya da bir peri masalında başrol olmak hiç istemedim. Peri kızı kıyafetim olmadı. Kızım olsaydı o kıyafetlere asla para vermezdim.

Sebebi belliydi.

Çok küçük yaşlardan itibaren duyduğum tüm masallarda kızlar hep şiddete maruz kaldı. Çirkin kızlar hep kötü kalpliydi. Masallarda güzellik hep başa belaydı.

Öfke ve kıskançlık” şiddetle maskelenirdi. Ruhun güzelse, kalbin güzel demekti ve kalbinin güzelliği de yüzüne yansırdı. Masum ve güzelsen şiddet görmen kaçınılmazdı. Masaldaki kızların zekâsı, akılları, yetenekleri asla mevzu bahis edilmezdi. Tek kurtarıcıları bir prensti. Kuralları prensler ya da krallar koyardı, ülkeyi de onlar yönetirdi.

Prensesler sadece kurtarılmayı beklerdi. Camdan bir tabutta ya da bir kulede beklemekti onların görevi…Kendi çabaları ve zekaları ile asla hareket etmezlerdi. Akılları, yetenekleri, cesaretleri, mücadele ruhları ve özgüvenleri yolu olmayan karanlık bir şatonun en derin mahzenlerine kilitlenmiş, anahtarı dipsiz kuyulara atılmıştı.

Külkedisi üvey annesinden ve üvey kız kardeşlerinden çok zulüm gördü. Günlerce evi temizledi. En paçavra giysileri giydi, evin en kötü döşeğinde pislik içinde uyudu. Evi temizledi, yemekleri yaptı, kardeşlerinin alay dolu kahkahalarıyla karşı karşıya kaldı. Babasının yeni eşine ve onun kızlarına asla yaranamadı. Babası etkisiz elemandı. Bu zulme hep kayıtsız kaldı. Ama prensi onu bu zulümden kurtardı. Peri olmasa ve balkabağını müthiş bir arabaya dönüştürmeseydi o prens onu keşfedebilir miydi? Mucizeler yeteneklerin de aklın da üzerindeydi masallarda…

Uyuyan Güzel büyü kurbanı oldu. O kadar narindi ki bir iğne yüzünden yüzyıllarca uykuya mahkûm edildi. Gördüğü zulmün nedeni güzelliğiydi. Masum, saf ve korunmasız bir kadın olarak cezalandırılan yine oydu ve ödülü bir erkek öpücüğüydü. Erkeği kurtarıcıydı.

Gerçek Prenses yağmurdan kaçarken saraya sığındı. Oğluna eş arayan kral-kraliçe onun prenses olduğunu anlamak için bir teste tabi tuttu. Bu bir yetenek veya akıl ölçen bir test değildi. Kırk şilte üzerinde yattığında bile en alttaki nohut tanesini fark etmesi üzerine kurulu bir hassasiyet testiydi. Bu kırılganlık kadınların kodlarına doğuştan masallarla işleniyordu. Zorluklarla mücadele edemeyen kadın tiplemesiyle kadınları evde tutmak daha kolaydı.

Pamuk Prenses ‘in üvey annesi masallardaki şiddetin en uç örneğidir. Kıskançlığı ve hasetliği yüzünden üvey kızının ölümünü isteyip yüreğinin vücudundan çıkartılıp kendisine getirilmesini emredecek kadar şiddete eğimliydi. Celladı onun güzelliğine ve saflığına acıdı da yolda gördüğü domuzun kanlı yüreğini götürerek kötü kalpli kraliçeyi kandırmayı başardı.

Çocukluktan itibaren kulağımıza fısıldanan “erkek adam” ve “kadın kısmı” söylemleri, masal diye yutturulan şiddet eğilimlerinin üzerine “korku, öfke, sevgi ve şefkat” duygularının baskılanması eklenince kabul edilemez durumlar ortaya çıkıyor.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun Mayıs ayı raporuna göre;

Şiddet gören her 100 kadından 55’i evinde şiddet görüyor.

Öldürülen her 100 kadından 38’i evli olduğu erkek tarafından öldürülüyor.

Şiddet uygulayanlara uzaklaştırma, yakın koruma gibi birçok tedbiri düzenleyen; kadınları maddi olarak güçlendirmekten kimlik bilgilerinin değiştirilmesine kadar birçok hak tanıyan ve kadın örgütlerinin yıllarca süren mücadelesi sonucu yürürlüğe giren 6284 “etkin uygulandığı” takdirde kadınları koruyor.

Dünyada kötü kalpli kraliçeler, acımasız krallar oldukça şiddet var olacak. Önemli olan şiddeti besleyen o can damarları kesip atmak.

Kanunları uygulamak, bu suçlulara aftan söz etmemek, ve cezalandırmaların yaptırım gücünü daha da artırmak ve şiddeti yeryüzünden silmek için var gücünle savaşmak…

Kadınlara ve çocuklarımıza yönelik fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet ile ayrımcılığı körükleyen yaklaşıma son vermek için ben varım.

Acıların maskelenmemesi için ben varım.

Gördüğü şiddeti örtmeye, saklamaya çalışan milyonlarca kadının yanındayım.

Elimi uzatmaya, korkularını anlamaya, yardım etmeye ben varım.

Doğduğumuz andan itibaren hayat bizi ikiye böler. Aynı Cherokee Kabilesinin İki kurt efsanesindeki gibi içimizdeki iki güç arasında kıyasıya bir meydan savaşı olur.

Daha parlak olan beyaz kurt nezaketi, neşeyi, sevgiyi, alçak gönüllüğü, merhameti ve huzuru temsil eder. Karanlık tarafımız siyah kurt ise kötülüğü, aç gözlülüğü, öfkeyi, kibri ve kıskançlığı simgeler. Bu savaş ömür boyu sürer ve hangisini beslerseniz o kazanır.

Sevgi dili çözer…Şefkat iyileştirir.

Şiddet korkudur yüreğini, gözünü karartır.

Şiddet öfkedir, başa çıkamadığın kontrol edemediğin güçsüzlüğündür.

Tarafını vicdanın belirler.

Sevgiyi, iyiyi, şefkati besle…Beyaz kurdu besle…

Müzik Önerisi : Bir varmışım bir yokmuşum / Pinhani

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 10 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Melisa 12 Temmuz 2020 Pazar 15:58

Süper????

Yorumu oyla      0      0  
Ayşe Özmen 12 Temmuz 2020 Pazar 15:07

Aydacım çok güzel bir yazı. Hislerimize tercüman olmuşsun. Yüreğine sağlık .

Yorumu oyla      0      0  
Demet 12 Temmuz 2020 Pazar 11:40

Kalemine sağlık

Yorumu oyla      0      0  
Banu Gedikoğlu 11 Temmuz 2020 Cumartesi 22:43

Harikasın. Prensler, prensesler out; medeni roller in.

Yorumu oyla      0      0  
Nilbanu Ercan 11 Temmuz 2020 Cumartesi 13:53

Ben varım... Ne doğru hep prenses olmaya özendik, çocuklarımızı hep prensesim diye büyüttük, ne yanlış yapmışız...

Yorumu oyla      0      0  
Bilge Bora Kurşun 11 Temmuz 2020 Cumartesi 13:42

Ben varım

Yorumu oyla      0      0  
Gülsen Gökçimen 11 Temmuz 2020 Cumartesi 10:57

Çok güzel bir yazı. Teşekkürler ayda??????????

Yorumu oyla      0      0  
Banu Kınay 11 Temmuz 2020 Cumartesi 10:54

Aydacim nasıl da güzel söyledin "içindeki beyaz kurtu besle" . Erkek çocukları da beyaz atlı prens olmak zorunda değil ki ,hep kurtarsın. Eşitlik böyle başlamalı doğuştan, renksiz,cinsiyetsiz. İçi doldurulmuş kişilikler ile büyütülmeli çocuklar. Evet canım arkadaşim"ben de varım "

Yorumu oyla      0      0  
Serap Tabanli 11 Temmuz 2020 Cumartesi 10:40

Harika bir yazı olmuş , bayıldım

Yorumu oyla      0      0  
Saadet Sökmen 11 Temmuz 2020 Cumartesi 10:26

Canım şiddetsiz sevgi dolu bir dünya İçin farkındalığa ilişkin muhteşem bir yazı olmuş.Kalemine yüreğine sağlık ??

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Yeni efendileri beklerken
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
CHP yapmazsa halk Cumhur adayı yapar!
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Eyy korona, boyun da eğmeyeceğiz, diz de çökmeyeceğiz?!
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Çekirge...
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
İbn Rüşd’ü birazcık anlasa şu dünya
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Little Boy-Minik Oğlan
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Birleşik Krallık’ta sosyal medyaya kontrol baskısı
Fatih YAPAR
Fatih YAPAR
FETÖ’nün kripto hamlesi!
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Tezgahtaki etiketler keşke böyle kalsa!
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Alaçatı’yı yazmak…
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva