HABERLER>GÜNCEL
1 Ekim 2020 Perşembe - 09:10

Şehir Plancıları Odası üyesi Mutluer'den 'Çeşme projesi' ve 'İnciraltı kararı'na eleştiri!

Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Mutluer, Alaçatı örneğini işaret ederek, "Proje olarak öngörülen yer, nitelikli doğal koruma alanı. Burada zaten plan yapılmaması gerekiyor. İzmir, bu projenin neresinde? Çeşme Projesi'nden sonra İzmirliler, Alaçatı'da olduğu gibi Çeşme'ye uzaktan bakmak zorunda kalacak" dedi. Mutluer'in hedefinde İl Toprak Kurulu'nun İnciraltı için verdiği "tarım yapılamaz" kararı da vardı.

Şehir Plancıları Odası üyesi Mutluer den  Çeşme projesi  ve  İnciraltı kararı na eleştiri!

EGEDESONSÖZ - Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Mutluer, SonSöz TV'ye konuk oldu. Gazeteci-Yazar Muhittin Akbel'in sorularını yanıtlayan Mutluer, İzmir'in gündeminde olan çeşitli projeler hakkında çok önemli değerlendirmelerde bulundu.

İnciraltı'nın uzun süredir gündemde olduğunu, bu bölgede yapılaşma baskısının artarak devam ettiğini belirten Mutluer, bu konuda şunları söyledi:

İNCİRALTI YORUMU: TOPRAK KORUMA KURULUNUN KARARI HUKUKSUZDUR
"İnciraltı, 1989 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla Turizm merkezi alanı olarak belirlenmiş. 1991'de, 2007’de aynı kararlar tekrar alınıyor. Ancak bölgede, farklı dönemlerde koruma statülerine ilişkin bir takım kararlar var. 1999 yılında 1'inci derece doğal SİT alanı ilan ediliyor. 2002’de SİT kararı revize ediliyor ve birinci, ikinci, üçüncü derece doğal SİT  alanı olarak güncelleniyor. 2007’de de bu birinci derece doğal SİT alanı bir miktar genişliyor. Planlama sürecine baktığımızda bölge aslında 2007’deki turizm merkezi alanı ilanına kadar, 'tarım alanı' olarak korunduğunu söylememiz mümkün. 2007’de EXPO adaylık sürecinde buranın fuar alanı olarak belirlendiğini görüyoruz. Bu süreçten sonra İnciraltı’ndaki baskının yoğunlaştığını söyleyebiliriz. Ciddi bir spekülatif faaliyette geliyor. Yapılaşma baskısı 2007'den itibaren şiddetlenerek artıyor. 2007deki EXPO adaylık sürecinden sonra 2009 ve 2011 yılındaki planlarda tarımsal niteliği yok sayılıyor. Bu planlar dava süreçleriyle iptal ediliyor. Daha sonrasında 2010 yılında yine İl Toprak Koruma Kurulu, bu alanın tarım dışı amaçla kullanılmasını izin veriyor. Geçtiğimiz günlerde aynı doğrultuda karar verdi, İl Toprak Koruma Kurulu... Daha önceki kararın ardından açılan davalarda mahkeme, bu kararı iptal etti. Ancak buna rağmen planlar ısrarcı bir şekilde tekrardan bu alanın yapılaşmaya açılması deneniyor. EXPO alanlarına ilişkin kanun kapsamında 2012-2013 yılları arasında planlar onaylanıyor. Planlar tarımsal niteliği göz ardı edecek bir şekilde yapılıyor ve ardından yargı tarafından iptal ediliyor.Onlarca mahkeme kararı var, bu konuda. Son alınan İl Toprak Koruma Kurulu kararı hukuksuzdur. Yani mahkeme kararları göz ardı ediliyor ve tekrardan onaylanmış oluyor. Özetle İnciraltı böyle bir yapılaşma baskısı altında kalıyor. Yani bu bölgede sürekli imara açılacağı yapılaşmanın beklentisiyle işte buradaki vatandaşlar toprak sahipleri bu şekilde bir yönlenme içerisine giriyorlar. Şurada yanlış var. Bizim planlamayı yaparken temel esasımız; toplum, doğa ve kamu yararı olması. Yani mülkiyeti olan herkes, her alanda yapılaşma talep edemez. Yani bu alanların niteliği korunması gerektiği o kadar önemli. Nihayetinde bize ait olanlar değil, bu ülkede, bu topraklarda yaşayanların ve o doğada yaşayan varlıkların geleceği söz konusu. Bu geleceği tehlikeye atan hiçbir karar, bizim kabul edebileceğimiz bir karar değil. Mesleki doğrularımız, buraya yaslanıyor. Konuyla ilgili tüm odalarla birlikte, İnciraltı ve Çeşme projesi konusunu birlikte değerlendiriyoruz. Biz bu konuda ortak hareket edeceğiz. Bizler de aynı yaklaşım içerisindeyiz. Ziraat Mühendisleri Odası gibi İnciraltı için alınan kararı, yargıya götürebiliriz. İnciraltı planlamasıyla ilgili bizim olmazsa olmazımız, mesleki açıdan net bir şekilde, tarım alanları korunmalıdır; doğal sit alanları, doğal sit alanlarını etkileyecek geçiş alanları korunmalıdır. Baskı altında bırakmamalıdır bu alanları. İnciraltı da bu açıdan önemli bir alan. Dokunulmaması gerekir."

ATAKENT'TEKİ ALAN, SPOR ALANI OLARAK KALMALIDIR
Mavişehir'de bulunan, TOKİ'nin satışını yaptığı alanla ilgili Şehir Plancıları Odası'nın görüşlerini de anlatan Zafer Mutluer, "Mavişehir, hep sorunlu bir alandı. Planlama açısından da, kentteki rantın odaklanması yönünde de..." dedi ve şu bilgileri verdi:

"Odamızın tüm yönetimleri, geçmiş dönemde de Mavişehir'i hep yakından takip etti. O bölge, hem doğal niteliği, hem de zemin yapısı nedeniyle yapılaşmasını uygun bulmadığımız bir alandı. Buna karşın süreç içerisinde müteahhit gruplarına peşkeş çekilen bir alan haline geldi. Bugün sadece TOKİ’nin satışa konu ettiği parseller değil, Mavişehir’in bütünü, süreç içerisinde farklı aktörlerce peşkeş çekilmiş bir alandır. Kamunun elinde kalan kullanımlara ve parsellere göz dikilmiş durumda. Ancak burada şöyle bir sorunla karşı karşıyayız. Mavişehir özelinden çıkıp, TOKİ’nin satışına odaklandığımızda o tarihlerde sadece Karşıyaka’da ve Mavişehir de parseller satılmadı. Birçok ilçede, Türkiye çapında birçok noktada kamuya ait ve kamusal kullanım alanı olarak belirlenmiş alanlar satışa çıkartıldı. Uzun süredir hükümet, elde kalan kamusal alanları farklı araçlarla satışa çıkarıyor. Maliye Hazinesindeki alanların değerini artırarak, imar planı değişikliği yaparak, kamusal kurumları ticari kurumlara dönüştürüyor ve Özelleştirme İdaresi aracılığıyla satıyor. TOKİ eliyle başka bir süreç yürüyor. Çok ciddi boyutta, kamusal kaynaklar çarçur ediliyor. TOKİ satışlarında ise şöyle bir durum söz konusu. Bu alanlara bizim kentte ihtiyacımız var. Bu alanlar planlanırken, ciddi analizlere çalışmalara dayanarak ve orada barınacak nüfusun ihtiyacı olan kamusal hizmetler olarak belirlenmiş alanlar. Bu anlamda sosyal donatıların satılması, başka kullanımlara dönüştürülmesinin mümkünatı yok, olmaması gerekir. Hukuka ve mevzuata da aykırıdır. Ancak süreç içerisinde bu alanlar ilgili kurumlara devredilmemiş. Pekala Büyükşehir Belediyesine, Karşıyaka Belediyesine devredilebilirdi. Aynı şekilde oradaki açık spor tesis alanı, özel eğitim alanına dönüştürüldü. Kamusal kullanımda olan, planlarda kamusal kurumlarda görülen bütün parseller, ilgili idarelere devredilmeli, tahsis edilmeli.

Bu parseller, asla satışa konu edilmemelidir. Esas derdimiz bu. Karşıyaka Belediyesi de bildiğimiz kadarıyla tahsis konusunda gerekli yazışmaları yaptım. Aslında burası dava konusu olmalıydı. Burası zaten belediyenin kendisine tahsis edilmesi gereken bir alan... Belediyenin burasını satın alması zaten garip olurdu. Karşıyaka belediyesi bu konuda bir çaba gösterdi ama bizce bu noktaya bile gelmemesi gerekirdi. Bir plan değişikliği onaylandı yine Meclis'te... TOKİ’nin geçmişte sattığı alan Atakent’teki spor kullanım yeri, özel eğitim alanına dönüştürüldü. Büyükşehir belediyesi meclis üyeleri kötü bir karar aldı. Yarın bir gün bakanlık, Mavişehir'deki alanlarla ilgili plan değişimine gittiğinde, bu kararın altında imzası olan belediye meclis üyelerinin karşı çıkma şansı yok bence. Burada çok ciddi bir tartışma dönüyor ve tartışmanın iki tarafı da haksız. Ne AK Partili meclis üyelerinin kendini savunacak hakkı var, ne de Atakent’te tam tersi bir pozisyon alıp Büyükşehir belediyesini suçlayan bir taraftalar haklı ama müthiş bir tutarsızlık var, iki tarafından da. Burada konu yapı yoğunluğu değil. Yapılan değişikliklerin meşrulaştırılması. Orada yeşil alan terk edildi deniyor. Bunlar pazarlık konusu olamaz. Ankara'da Togo Kuleleri gündeme geldiğinde orada da eğitim alanı ayrılarak ayrıcalıklı bir imar hakkı verilmesi söz konusuydu. Bu çokça tartışıldı, ülke gündemine oturdu.  Benzer bir biçimde 'Şu kadar park alanı, yeşil alan ayrıldı. Yapı yoğunluğu da değiştirilmedi. Belediyemiz böyle bir alan belirtti, biz de onayladık' demek doğru değil. Bu tür alanlarda plan değişikliğinin tamamen kapatılması gerekiyor. Her ne kadar özel mülkiyet de olsa, bu alan satışını meşru kabul etmemek gerekiyor. Biz bu noktadayız. Bizim önerimiz Atakent’teki alanın satışının iptal edilmesidir. Özel eğitim alanına dönüştürülmemelidir, spor alanı olarak kalmalıdır."

O BÖLGE, TAMAMEN NİTELİKLİ DOĞAL KORUMA ALANIDIR
Çeşme projesinin, TMMOB İl Koordinasyon Kurulu'nda değerlendirildiğini anlatan Zafer Mutluer, "Ortaya çok ciddi bir rapor çıktı. Bu rapora internetten ulaşmak mümkün" dedi ve ekledi:

"Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayladığı, 1/100 bin ölçekli bir plan var. Bu bölgenin bir kısmı orman, bir kısmı tarım alanında kalıyor, bir kısmı nitelikli doğal koruma alanı yani sit statüsünde. Bir kısmı da sürdürülebilir kontrollü kullanım alanında kalıyor. Bu planın hedef yılı, 2025'tir. 2025 yılına kadar herhangi bir kullanım alanı öngörülmemiş. Bakıyorsunuz 1/25 bin ölçekli, Büyükşehir belediyesinin onayladığı planlara, yine bu çapta bir projeye olanak sağlayacak bir kullanım kararı, bu planda yok. Burası plansız bir alan. Öte yandan korunması gerekli alanlara ilişkin baktığımızda Çeşme projesi olarak düşünülen bölge, otobanın kıyı ile arasında kalan kısmı... Tamamen nitelikli doğal koruma alanı orası. Nitelikli doğal koruma alanı nedir? Ne yapabilirsiniz? Hiçbir şey yapamazsınız! Kural, bunu açıklıyor. Sözü edilen kimi kullanımlar var, bunlar geliştirildi mi? Hangi boyuta geldiğiyle ilgili bir fikrimiz yok ama ilk başta çağrıldığımızda golf alanları, çeşitli spor tesis alanları bunların beraberinde getirdiği konaklama tesisleri vardı. Tarif ettikleri kullanımların hiçbiri, bu alanda yapılamaz mevzuata göre. Çünkü orası, doğal sit alanı. Planı gündeme getireceğimiz zamanda değiştiririz, düşünürüz, gibi bir yaklaşım olduğunu görüyoruz. Öte yandan mülkiyet yönüyle alana baktığımızda, yüzde 97'si kamu elinde olan bir alan. Yine biz, kamu mülkiyetinde olan alana peşkeş çekileceğini görüyoruz. Deniyor ki, bu alan tahsis edilecek ve bu tahsisten yaklaşık 1 milyar dolar para bekliyoruz. Bu parayı da ne yapacağız? Buradaki altyapı tesislerine harcayacağız.

Bu ne demek oluyor? Tahsisi alan yatırımcı şirkete, zaten hali hazırda verdiği para geri dönmüş olacak.  Geri kalan kısmında da kimi pazarlıklar söz konusu. İzmir’de Kemeraltı’nda, arkeolojik alanlarda bu paranın kullanılması gerektiği yönünde önerileri var bakanlığın... Şimdi burada yine rüşvet söz konusu. Bu, pazarlık edilebilecek şeyler değil. Çeşme projesinde bakanlık şunu söylüyor; buraya cebinde parası olan insanlar gelecek! Böyle bir turizm yatırımı, çevresini nasıl etkiler? Kentsel etkilerin olacağını söyleyebiliriz. Bu bölgede sadece projenin yapılması planlanan alanda değil. Çeşme, Urla, Seferihisar hattında ciddi bir nüfus ve yapılaşma baskısı olacak. Çünkü bu bölgede 100 bin kişinin istihdam edileceği konuşuluyor. Bu ciddi bir yük. Sadece 100 bin kişiden ibaret değil. Beraberinde bölgeye ciddi bir akış olacağını söylemek mümkün. Bu kentin gelişim yönünü değiştirecek bir karar... Bu kararda belediye başkanlarının net bir tutum almadığını söyleyebiliriz. Çeşme belediye başkanı açıkça, 'Turizm yatırımlarına karşı çıkmak, ihanettir' diyor. Büyükşehir belediyesi net bir pozisyon almış değil. Burası nitelikli doğal koruma alanı. Burada zaten plan yapılmaması gerekiyor. Burasının herhangi bir kullanıma konu edilmemesi gerekir. Burada ciddi bir bitkisel gerekse flora ve fauna anlamında çok ciddi bir doğal birikim var. Öte yandan burada İzmirliye yer var mı; İzmir, bu işin neresinde? Alaçatı örneği var. Alaçatı bu hale nasıl geldi? Alaçatı Port Projesi onaylanıp, ruhsatlar verilmeye başladığı andan itibaren, ciddi bir yatırımın aktığını görebiliyoruz. Gözle görülen bir şey var. Alaçatı’da İzmirliye yer var mı? Yok. İstanbul’a dönmüş bir hali var ve biz artık oraya giremiyoruz. Benim baba tarafım Alaçatılı. Biz orayı terk etmek zorunda kaldık. Yani sonuç bu. Peki Çeşme projesinden sonra İzmirli Çeşme'ye girebilecek mi? Giremeyeceğini açık bir şekilde söyleyebiliriz. Kanal İstanbul projesi İstanbul için neyse, Çeşme projesi de İzmir için, aynı şeydir."

ODA OLARAK O RUHSATIN İPTAL EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ SAVUNUYORUZ
İşadamı Nazif Zorlu'nun Çankaya semtinde inşa etmeyi planladığı gökdelene şiddetle karşı olduklarını dile getiren Zafer Mutluer'in bu projeyle ilgili açıklamaları şöyle:

"Konak Belediye Başkanımız Abdül Batur, o bina için, bölgedeki en yüksek binadan daha fazla yükseklik vermeyeceklerini söylüyor. Önce, bölgedeki yüksek binadan memnun olup olmadığımızı sormamız gerekiyor. Körfezden vapurla geçerken bu kıyıya baktığımızda, Kadifekale ve o güzelim kent dokusuna yakışıyor mu acaba o bölgedeki yüksek  yapılar? Bu önemli bir soru. Eğer kabul ediyorsak, ona göre tartışalım. Biz Şehir Plancıları Odası olarak açıkçası böyle bir şeyi kabul etmiyoruz. Konak gökdelen projesi olarak gündeme geldi, bu proje. Biz gündeme geldiği anda oturup, inceledik. Geçmiş dönemde bu alana ilişkin oda ne gibi hukuki süreçler yürüttü ,şeklinde.Elde ettiğimiz birkaç bulgu oldu. Bu alanda parsel bazlı bir plan değişikliği yapıldı, hem 1/1000 ölçekli hem de 1/5 bin ölçekli. 1/5 bin ölçekli planı açtığımızda davada mahkeme kararı iptal edilmiş. 1/1000 içinse böyle bir hukuki süreç yürütülmemiş. Bu plan değişikliği, bir takım ayrıcalıklar tarif ediyor; otopark alanlarına ilişkin, kat yüksekliğinin serbest olmasına ilişkin. Kullanım kararında, karma kullanım tarif edilerek, konutun da içinde olduğu bir kullanım tarif edilmiş durumda. Ki, o bölgede bu çeşit bir kullanım yok. Mevzuatta şöyle bir hüküm yer alıyor. 'Alt ve üst ölçekli planlar uyumsuz ise, 18 ay içerisinde alt ölçekli plan, üst ölçekli plana uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir' diyor. Eğer uyumlu hale getirmezse, 'ruhsat verilemez' hükmü yer alıyor. 2010 yılından itibaren, alt ölçekli ve üst ölçekli planların uyumsuz hale geldiğini söyleyebiliriz. Üst ölçekli planlar defaten iptal oldu. Büyükşehir belediyesinin Alsancak, Kahramanlar bölgesinin imar planı olarak, bütüncül olarak yaptığı planda bu parsel; turizm, ticaret kullanımındaydı. Bu kullanım kararıyla uyumsuzdu. 2010’dan itibaren bu planlar uyumsuz hale geldi. İlgili idareler, Konak belediyesi ve Büyükşehir belediyesi, üstüne düşeni yapmadı ve bugüne kadar bu parsel taşındı. 31 Mart yerel seçimlerinden önce yanlış hatırlamıyorsam 2018’in Aralık ayına gelen dönemde ruhsat verildi. Giderayak verilmiş bir ruhsat var. Ruhsat, bu dediğimiz hükme aykırı olarak verilmiş. Öte yandan başka aykırılıklar da var. 1/1000 ölçekli şu an yürürlükte olan ruhsatı dayandırdıkları planda deniyor ki, depo alanlarının park alanı olarak kamuya terk etmesi gerekiyor. Plan notu da diyor ki, bu alanı kamuya terk etmeden ve üstündeki inşaat yıkılmadan inşaat izni verilemez. İnşaatın yıkıldığı tarihi biliyoruz. Geçtiğimiz sene yaklaşık olarak bu aylara denk geliyor. Yani bu işlem yapılmadan ruhsat verilmiş. Şüphe uyandıran bir konu daha var. Bu bölgede bir düzenleme sahası tarif edilmiş, planda. Yani buradaki mülkiyet yapısı değişecek. Kamuya terk edilecek bir alan var ve yeniden bir parsel düzenlemesi yapılacak. Bu düzenleme sahasının uygulama sürecinde bu uygulamanın yapılması için bölgedeki parsel sahiplerinden muvafakat alınması gerekiyor. Muhtemelen ki bizim anladığımız, çok mülkiyetli olmasından dolayı, mirastan kaynaklı çözemedikleri bir durum oluşmuş. Büyükşehir belediyesinin meclisine Eylül 2018’de şöyle bir talepte bulunulmuş 'Muvafakat zorunluluğunu kaldırın ve biz uygulamayı yapalım' şeklinde... Büyükşehir reddetmiş. Eylül ayında reddedilen bir karar var. Belli ki o döneme kadar düzenleme yapılamamış ama bir anda Aralık ayında o ruhsatın verildiğini görüyoruz. O kadar zaman yapılamayan planlama, 2 ayda nasıl yapıldı, gerçekten yapıldı mı? Bu işlemde bir usulsüzlük, bir aykırılık var mı, endişe ediyoruz. Bu konuyu da ayrıca araştırıyoruz. Ruhsatın iptal edilmesi için elimizde olan somut iki gerekçe var ve bunun için bir belediye meclis kararına ihtiyaç yok, bir komisyon kurulmasına, komisyonun karar almasına ihtiyaç yok. Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, konu gündeme geldiğinde açıkça söyledi. Biz ruhsatı iptal edeceğiz, bu planların yeniden düzenlenmesi için elimizden geleni yapacağız. Hatta bunun yapılması için de 'İl Estetiği Kurulu oluşturacağız, odaları da komisyona davet edeceğiz' demişti. Biz yönetim kurulu olarak 2019'un Aralık ayında yaptığımız ziyarette, bu sözü tekrardan almış olduk ama şimdi baktığımız durumda bir Kent Estetiği Komisyonunun kurulması, belediye meclisi tarafından reddedildi. Zaten mimari estetik komisyonu var, onlar bu işi yapmalı dediler. Ama mimari estetik komisyonunun görev tanımı içerisinde böyle bir değerlendirme söz konusu değil. Biz de beklemedeyiz. Öte yandan biz ruhsatın iptal edilmesi gerektiğini tekrarlıyoruz. Bu ruhsat aykırı, alt ölçekli plan üst ölçekli plana uyumlu hale getirilene kadar buruda bir herhangi yapı yapılamaz. Ruhsat iptal edilmeli, yeni bir ruhsat verilmemeli. Sonrasında ne olacağını ancak tartışabilir."

HACILARKIRI'NDA MEVZUAT AÇISINDAN ÖNLEM YOK
Bornova Hacılarkırı mevkiindeki alanla ilgili imar planlarına Şehir Plancıları Odası'nın yaptığı itirazı ve açtığı davayı hatırlattığımız Zafer Mutluer, bu konuyu şu sözlerle özetledi:

"Bu bölgede de aslında az önce konuştuğumuz konularla çok paralel bir süreç geçti. Askeri alan TOKİ’ye devredildi. TOKİ eliyle bir plan değişikliği yapıldı. O süreçte tabii ki arazinin satışı da gerçekleşti. Biz genel olarak kent merkezinde kalan askeri alanların terk edilmesi halinde, bu alanların yeşil alan olarak kullanılması gerektiğini düşünüyoruz ki, merkezi hükümetin de bu yönde beyanları var. Ama tersi biçimde bir sürecin işletildiğini görüyoruz. Bu alanda Mimarlar Odasının bir davası var, biz de müdahil olmuştuk, iptal oldu. Ardından yeniden davalar açtık ama plan onaylandığı ve kesinleştiği andan itibaren idareler ruhsat veriyorlar. Bunun önünde mevzuat açısından bir önlem yok ve geçenlerde yerel basına da yansıdı oradaki ağaç dokusunun nasıl zarar gördüğünü hepimiz gördük. Maalesef bu açıdan bir adım geride kaldık, kaybetmiş durumdayız. Hukuki süreç devam ediyor. Nasıl bağlanacağını bilmiyoruz ama oradaki ağaçları artık geri getirme şansımız yok."

YATIRIMCIYA ÇOK SEÇENEKLİ İMKANLAR SUNUYOR
İzmir - Manisa Planlama Bölgesi 1/100 bin ölçekli Çevre Düzeni planındaki değişiklikleri de değerlendiren Zafer Mutluer'in açıklamaları şöyle:

"Gündeme gelen, onaylanan plan, aslında bir değişiklik. 2015 yılında onaylandı, 1/100 bin ölçekli çevre düzeni planı. Dava açtık ve o dava hala devam ediyor. 2015’teki planın üzerine dönem dönem kimi değişiklikler yapıldı. 2018'de ve 7 Temmuz  2020’de kapsamlı değişiklikler yapılmış oldu. 2020'de yapılan değişikliğe yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Kapsamlı bir rapor yayınlamaya çalışacağız ama ilk elden şunları söylemek mümkün. Bu 1/100 bin ölçekli İzmir/Manisa çevre planı bir tuhaf bir hikayeye döndü. Yapılan, mevcutta onaylı olan nazım ve uygulama imar planlarının nüfus kapasiteleri var. Bu nüfus kapasiteleri gözetilmeyerek, yeni gelişme alanları açıldı. 2015’teki planı kast ediyorum. Nüfus hesaplarıyla bu yeni açılan yerlerin büyüklükleri veri alındığında, müthiş bir tutarsızlık var. Zaten planın 2025 yılını hedef koyan öngörüsünü, mevcut imar planları karşılıyor. Yani o kapasiteyi aşmış değil. Buna rağmen birçok noktada yeni kentselleşme alanlarının açıldığını, turizm ve sanayi alanların açıldığını görüyoruz. Yani bu plan, bir plansızlığı ifade ediyor. Bunu şuradan anlamamız mümkün. Planın açıklama raporunda normalde kentlerin geleceğine yönelik kimi senaryolar paylaşılır ve sonra o senaryolardan biri tercih edilir, gerekçesi açıklanır. Bu planda, iki farklı senaryo var, ikisi de birbirine zıt. Biri korumacı, biri alabildiğince genişlemeci ve tutarlı bir yaklaşımı yok. Örneğin, hem tarım, hem sanayi, hem turizmi birlikte ve her yerde geliştirmek mümkün değil. Korumacıysanız bu kadar açamazsınız, bu kadar açarsanız da koruyamazsınız. Bu planda şunu söylüyorlar; nerede sizin karınız varsa, planınız söz konusuysa, orada plan değişikliği, talep edeceğiniz şekilde her yeri açtık, siz istediğinizi yapın, diyen bir plan var. Yani böyle çok seçenekli yatırımcıya inanılmaz imkanlar sunan plan söz konusu. Bu plan olamaz. Plan aslında kentlerin anayasasıdır. Katıdır, değiştirilmezdir. O süreçteki o planın, ne kadar üstünkörü yapıldığını, işte ne kadar ciddiyetsiz olduğunu bu değişikliklerde gördük. Ciddiyetsiz bir plan var ortada ve kentlerin geleceğini bu planlar belirliyor maalesef..."

BİZ HER ŞEYE BÜTÜNCÜL BAKMAYA ÇALIŞIYORUZ
Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Mutluer, "Odanız, her şeye itiraz eden bir oda olarak görülüyor. Peki bu kentte şehircilik anlamında hiç mi güzel şeyler yok?" sorumuza, şu yanıtı verdi:

"Mesleki yaklaşım olarak biz, her şeye bütüncül bakmaya çalışırız, dolayısıyla parçalı olarak kimi şeylerin iyi olmasını söylememiz mümkün değil. Yani normalde biz şunu savunuyoruz; bugün belediye meclis gündemlerine yada askıya çıkan planlara baktığınızda, onlarca plan değişikliği onaylandığını görürsünüz. Bu durum, bu kentte yada bu ülkede planlamanın olmadığının göstergesidir. Planlar uzun vadeli yapılır, titiz ve kapsamlı, geleceği gören bir şekilde yapılır ve bir daha dokunulmaz. Çok kritik, elzem anlarda kamuyu, toplumu ilgilendiren; bir kamusal yatırım, kullanım hayata geçirilecektir ve o plan bir şekilde atlanmıştır ve o planı daha iyi hale getirecek bir karar eklemek gerekmektedir. O zaman bir değişiklik yaparsınız. Ama biz onaylanan plan değişiklerine karşıyız. Mülkiyeti, çıkarı olan herkesin plan değişikliği talebi var ve bu taleplerin hepsi karşılanıyor. Bir süre sonra ortada bir plan kalmıyor. O onaylanan bütüncül planlar yalnızca üzerinde bütüncül tartışılabilecek, değişiklik yapılabilecek yasal belgeler haline dönüştürülüyor. Biz bu nedenle öfkeliyiz yani bizim mesleğimiz, mesleki birikimiz ve üniversitelerde aldığımız eğitimin tamamen zıttı bir yaklaşım söz konusu.Biz bu noktada itiraz etmezsek, doğrunun ısrarcısı olmazsak varlık nedenimiz ortadan kalkar. Odayı kast etmiyorum, şehir plancıları için böyle."

 
Cansu Dere: 'Ben de sadakatsizliğe uğradım'
 
Mehmet KARABEL yazdı... Eczanede ‘aşı gelirse bana da ayır’ listesi!
YORUMLAR
Toplam 14 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
TC misafir 1 Ekim 2020 Perşembe 19:54

Yukarıdaki röportajda Alaçatıdan örnek verilmiş, İnciraltı toprak sahipleri önce Port alaçatıda neler yapıldı önce bir onu araştırsınlar yüreği ve kalemi yeten gazeteci varsa konuyla ilgili o da yazabilir ama hiç sanmam. Alaçatıda, port alaçatı şirketine de ortak olan belediye yöre halkının sahip olduğu arazileri şirketin sahip olduğu arazilerle tevhit ederek (birleştirerek) o koca şirketin halkın arazisine ortak olmasını sağladı sonra ne oldu biliyor musunuz? O koca sermayeli şirket dedi ki "ben bu araziye ortağım ve bu arazinin tek kişiye ait olmasını istiyorum gücü yeten alsın" anlamına gelen izaleyi şuyu dava açtı, arazi sahiplerini mağdur etmeyecek değerde olan bilirkişi raporlarına itiraz ederek bu değerin yaklaşık 4 te birine arazileri kapattı. Kat karşılığı yaptığı anlaşmalarda da -ki bilinen %50 olarak paylaşılır- %75 şirket %25 arazi sahiplerine paylaşımı dayattı. Neden dayattı diyorum çünkü arazi sahipleri bunu kabul etmezse normal değerin çeyreği fiyatına arazisini şirkete vermek zorunda kalacaktı yani oradaki halkın rızası dışında arazisi belediyenin de çanak tutmasıyla birilerinin eline geçti. Peki şunu da sorun: Port alaçatıda kaç alaçatılı yaşıyor? Hatta Alaçatının merkezinde kaç alaçatılı yaşıyor? Bilmem anlatabildim mi? Adında "halk" olan parti bu durumda ne yaptı biliyor musunuz? 3 maymunu çok güzel oynadı. Ümit Yaldız'ın yazısında ülkenin sorunlarını hangi parti çözer sorusuna hiçbiri yanıtını veren kitle bu ülkede gerçekleri görebilen tek kitledir. Saygılar.

Yorumu oyla      2      0  
TC misafir 1 Ekim 2020 Perşembe 19:29

İnciraltı toprak sahipleri hep imarı savundu yani betonlaşmayı, şehrin ihtiyacını değil kendi ihtiyaçlarını düşündüler hep. Ben konuyla ilgili zaman zaman yaptığım yorumlarda, bölgenin hak sahiplerini mağdur etmeyecek şekilde kamulaştırılarak kente büyük bir yeşil alan kazandırılması yönündeydi. Bunca yıldır hem konuyu hem de bölgeyi takip ediyorum toprak sahibi olan tek kişinin bu yönde bir önerisini ne gördüm ne de duydum onun için yok izmir kazanacakmış yok izmirin gelişimine engel olmayın diyenler önce şahsi menfaatlerinden feragat edip yorum yapacaklar. Bir daha öneriyorum; bölge, hak sahiplerinin mağdur olmayacağı şekilde sadece yeşil alan kalması koşuluyla kamulaştırılmalıdır. Kentin ve kentlinin nefes alacak bölgeye ihtiyacı vardır. Bölgedeki kaçak yapılar da derhal yıkılmalıdır. Balçova belediyesinin gölge başkanı da imar müdürleriyle sürekli toplantı yapıyor neden? Gölge başkan çıkın da halkı aydınlatın ne işiniz var imar müdürleriyle? Eski mesai arkadaşım falan demeyin sakın ben inanmam ona göre. Chp ne yapıyor komada mı yoksa kış uykusunda mı?

Yorumu oyla      1      0  
Selin 1 Ekim 2020 Perşembe 17:52

Bıktık bu istemezükçülerden yeter artık şehrin başka yerlerinde ki çarpık planlara bakın inşallah hükümetimizbu sene planlamayı yapıp mağdur olan toprak sahiplerini ve izmiri kurtaracaklar

Yorumu oyla      0      1  
İZMİRLİ 1 Ekim 2020 Perşembe 15:54

Bir insanın bulunduğu mevki ve makam ile gaspetme şeklidir. Insanların tapulu arazısı var şehrin ortasında kalmış her yer gelişmiş. fakat oda temsilcisi arkadaş ve arkadaşları masada oturarak milletin malını Şehirin itibarını düşürmek için elinden geleni yapmaya çalışan bir yapı

Yorumu oyla      1      5  
Servet 1 Ekim 2020 Perşembe 14:26

Madem tarım alanı niye kimse bir şey ekmiyor. Niye bom boş. Niye su yok. Bence otaban kenarında her şeyi düzgün olsada ki değil şehir plancılarının ve ziraat odalarının burada tarım yapılmaması gerekir diye beyanat verip burada tarımı engellemeleri lazım.

Yorumu oyla      0      4  
Kral çıplak 1 Ekim 2020 Perşembe 14:12

Yorumlara eksi basın kardeşim; şehrin hali ortada.

Yorumu oyla      6      0  
ABY 1 Ekim 2020 Perşembe 13:56

Atakent teki TOKİ nin sattığı alanın imar durumunun Büyükşehir Belediyesi Meclisi tarafından spor alanından özel okul alanına değiştirilmesi yanlış bir karardır. 1. Halk bu değişikliği istemiyor. Bu kararla Halk yok sayılmıştır. 2. Bu karar Mavişehir de TOKİ nin sattığı parselle ilgili direnişle çelişmektedir. 3. Atakent sakinlerinin 7 yıldır TOKİ satışına karşı sürdürdüğü direniş Belediyece kırılmış olmaktadır. 4. CHP nin Nisan 2020 de yayınladığı bildirideki Kamuculuktan yana ve Eğitimin Ticarileşmesine karşı olan politikaları ile çelişmektedir.5. İmar değişikliği pazarlıkla şartlı plan notu ile yapılmıştır. 6. İmar değişikliği yapılırken şehir planlama ilkeleri yok sayılmıştır. 7. Bu alanı Belediye kamulaştırmalıdır. 8. Kamulaştırmıyorsa ve özel mülk olarak kalacaksa ve illa inşaat ve bina yapılacaksa özel okul değil spor tesisi yapılmalıdır. Sonuç: Büyükşehir Belediyesinden beklentimiz konunuyu tekrar değerlendirilmesi ve askı itirazları dikkate alınarak imar değişikliği kararının iptal edilmesidir.

Yorumu oyla      6      0  
Hüsniye 1 Ekim 2020 Perşembe 12:02

Gerçekten planlı imara karşı çıkanlar orası tarım yapılamaz denildiği halde ısrarla yapılamaz diyenler.lutfen gelin birebir orda yaşayanlara sorun .Küçücük küçücük arazisi kalmış halka sorun .Büyük arazisi olanlara sorun .Acaba tarım yapmak isteyenlerin ne kadar verim aldığını sorun kendilerine sorun. Ağaçlar borlu sular yüzünden kuruyor.Miras kalarak bölüne bölune küçücük yeri kalmis insanlar ne yapsin.Sehrin dibinde turizm odaklı yeşil alanı bol imar istiyoruz.Gökdelen istemiyoruz. Acaba sizin yeriniz olsaydı siz ne yapardınız. Mangalcilar düğün salonlarina nargilecilere birşey diyen yok. .Bizlerin ne suçu var tapulu malimiz var çivi çakamıyoruz.

Yorumu oyla      2      6  
Cengiz 1 Ekim 2020 Perşembe 11:43

Şehir plancıları odasına soruyorum ? İnciraltı tarım mekanı ? Temiz bahçe kır düğünü? Saklı bahçe ? Kouzzina? Prenses garden ? Şamdan kır dügün salonu ? Gözde kır düğün bahçeleri ? Şamdan kır düğün ? Çınar garden ? Gibi buralarda tarım mı ? Yapılıyor ? Sizler planlanmaya her zaman karşı olugunuz için bugün inçiraltı parası olan işletmelerce talan ediliyor. Esas planlama yapılırsa ? Burası topluma kazandırılır. Başka türlü burası giderek çarpık yapılaşmaya gider. Böyle davranarak ve beyan vererek sizlerin burada bir amacınız oldu yada amaç guruplarının sözculüğünü yapıyor gibisiniz tüm izmirlilere bu konuyu aydınlatınız.

Yorumu oyla      2      6  
Komedi 1 Ekim 2020 Perşembe 10:57

Bu arkadaşlar sanırım ormanda ağaçlarda yaşıyorlar. Başta türlü kendileri ile çelişirler. Yaptığı açıklamalarda haklı olduğu yerler var ama bu kafa yapısıyla şehirler yerinde sayar ki zaten İzmir'in hali ortada. Her şeye karşı çıkmayı kendilerine görev edinmişler.

Yorumu oyla      3      7  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Adıyaman'da 4 günde 547 ev karantinaya alındı
Adıyaman'da son dört günde 547 ev yeni tip corona virüs (Covid-19) tedbirleri ...
Kars'ta PKK/KCK operasyonu: 19 gözaltı!
Bölücü terör örgütü PKK/KCK'ya yönelik Kars merkezli operasyonda, HDP'li ...
Sahte hoca için istenilen ceza belli oldu
"Dini duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık" yaptığı iddia edilen ...
 
Azeri ordusundan gece boyu operasyon!
Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Ermenistan ordusunun Azerbaycan sivil yerleşim ...
Genç kadın birlikte yaşadığı sevgilisini öldürdü
Konya'da eşinden boşanan Muradiye K. (29), birlikte yaşadığı sevgilisi ...
İzmir'de feci kaza: Sürücü ağır yaralı!
İzmir'in Karşıyaka ilçesinde sürücüsünün direksiyon hakimiyetin kaybettiği otomobil, kaldırıma ...
 
İzmir'de soygun girişimi: Hırsız bu hale geldi!
İzmir'in Konak ilçesinde, bir otomobilden ses sistemi çalan 2 şüpheli, ...
İzmir'de FETÖ'nün hücre evlerine operasyon!
İzmir'de Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) hücre evlerine yönelik düzenlenen ...
FETÖ kendinden olmayanları TSK'den attırmak için talimatname hazırlamış
İzmir'de FETÖ'nün Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) sızan rütbeli mensuplarına ...
 
Fatih YAPAR
Fatih YAPAR
Pirus zaferi!
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Haydi herkes aşıya!
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Ata'nın tarım politikası ışığında tarımsal kooperatifçilik
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
İzmir'in korona röntgeni
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Şimdi bu kader mi?
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Mücbir Sebep!
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Reformlar
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Bir hayat kaç defa çalınır?
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Reform ve devrim
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Katar’ı doğru anlamak
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva