HABERLER>POLİTİKA
17 Eylül 2020 Perşembe - 14:20

Kocaoğlu, 18 ay sonra ilk kez konuştu: Körfez, Kültürpark ve Çeşme Projesi mesajları!

İzmir Büyükşehir Belediyesi Önceki Dönem Başkanı Aziz Kocaoğlu, görevden ayrılmasının ardından suskunluğunu SonSöz TV’ye bozdu. Kocaoğlu, Kültürpark ve Çeşme Projesi üzerinden uyarılarda bulundu. Ayrıca körfez temizliğinde sirkülasyon projesinin önemine değinirken İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin fiili yatırımda merkezi hükümetten daha fazla yatırım yaptığını da vurguladı.

Kocaoğlu, 18 ay sonra ilk kez konuştu: Körfez, Kültürpark ve Çeşme Projesi mesajları!

EGEDESONSÖZ-İzmir Büyükşehir Belediyesi Önceki Dönem Başkanı Aziz Kocaoğlu, görevi bırakmasının ardından ilk kez SonSöz TV’ye konuştu. Gazeteci Fatih Yapar’ın sorularını yanıtlayan Kocaoğlu birbirinden önemli açıklamalar yaptı.

15 SENEDE O KADAR YORULMUŞUM Kİ YENİ YENİ KENDİME GELİYORUM
Görevi bırakmasının ardından dinlenmeye çekildiğini söyleyen Kocaoğlu, “spor yapıyorum, okuyorum, eş dostla görüşüyoruz. Günlerimiz bu şekilde geçiyor. 15 sene içerisinde o kadar yorulmuşum ki yeni yeni kendime geliyorum. Hem bedenen hem de ruhen çok yorulmuşum ama şu an gayet iyiyim. İşe hemen hemen hiç bakmıyorum. 15 senedir çocuklarım mükemmel yönettiler. Sabah kalktığımda ilk spor yapıyorum. Sonrasında kahvaltı ve kitapla devam ediyor. Saat 4'e kadar evde oyalanıp sonrasında arkadaşlarla tenha bir yerde buluşup oturup sohbet ediyoruz” dedi.

KONGRE SÜRECİNDE SAHAYA ÇIKMAYI DÜŞÜNÜYORDUM AMA…
Siyasetin kendisi için bir yaşam biçimi olduğunu söyleyen Kocaoğlu, “Siyaset ben bıraktım deyince bırakılacak bir şey değil. Siyaset bir yaşam biçimi. Sağlığımız el verdiği müddetçe siyasetle uğraşacağız. Ülkemiz için, kentimiz için ve partimiz için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ben seçilme yönünü bıraktım. Bundan sonra bir yere seçilmek üzere aday olmayacağım. Siyasi çalışmalarda tabi ki 15 sene İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış biri ben bıraktım artık siz ne yaparsanız yapın deme lüksüne sahip değildir. Siyasetin içerisinde olacağım. Ben çok uzun süre siyaset yaptım. Belediye başkanı 2004 yılına kadar nasıl yaptıysam siyaseti belediye başkanlığından sonra da öyle yapacağım. İl, ilçe teşkilatlarında arkadaşlarla ilişki kurarak, sahada hemşerilerimizle beraber doğruyu arayıp bulup uygulatmak için çalışmalar yapacağız. İlçe ve il kongreleri bittikten sonra ziyaretleri düşünüyordum. Çünkü o süreçte çıkarsam bir şeyler yakıştırılabilirdi. Sonra da il kongresi bitti ve pandemi geldi. Ondan dolayı ertelemek zorunda kaldım. Belediye başkanlarını, il başkanlarını aramamıştım. Gider tebrik ederim diye. Pandemiden dolayı gidemedim. Telefonla aradım. Bu süreç geçtikten sonra 30 ilçenin belediye başkanlarını, ilçe başkanlarımızı dolaşmayı düşünüyorum.” dedi.

MİLLETVEKİLİĞİ BENİM MİZACIMA UYGUN DEĞİL
Kendisinin gelecek seçimde milletvekili adayı olup olmayacağı sorusuna yanıt veren Aziz Kocaoğlu, “Ben kişilik olarak küçük yaşlardan beri dolu dolu çalışan biriyim. Belediye başkanlığında da nasıl bir tempoyla çalıştığımızı hemşehirlerimizin çoğu biliyor. Milletvekilliği benim mizacıma uygun değil. Milletvekillerine, parlamentoya saygı duyuyorum ama benim mizacıma orada parlamentoda çalışmak uygun değil. Ben icra adamıyım. İş yaparsam mutlu oluyorum. İş yaparsam bir işe yaradığımı anlıyorum” dedi.

KILIÇDAROĞLU İLE BİR KEZ GÖRÜŞTÜM
Başkanlığı bırakmasının ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir kez konuştuğunu söyleyen Kocaoğlu, “18 ay içerisinde bir defa telefonla ben arayıp konuştum. Onun dışında bir görüşmemiz olmadı. İzmir'e geldiğinde ben karşılamıştım. Onun dışında Kılıçdaroğlu ile bir görüşmem olmadı. Bir konuda fikrimi söylemek için aradım sadece” dedi.

KRİZİ GÖREREK ÖNLEM ALMIŞTIK
Başkanlık sürecinin son döneminde ekonomik krizi gördüklerini ve önlem aldıklarını belirten Aziz Kocaoğlu, “Ben o konulara karışmam. Üstten bakmam gerekiyor. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Belediye başkanlarımız da siyasiler de kendi inancı doğrultusunda politikasını yürütecektir. Ben büyükşehir belediye başkanlığını bırakmadan bir seneden fazla önce 2018’in başlarında arkadaşları topladım ‘bir ekonomik dar boğaz geliyor, kriz geliyor. Biz ancak tasarrufla aşabiliriz. Yapacağımız kadar çalışma ve projeleri yaptık. Yeni büyük bir ihaleye çıkmayacağız. Belli yatırımları da kısacağız. Önemli olan sürekli yatırım yapmak değil finans yapısını bozmak ileride daha büyük problemlere yol açar.’ Bundan dolayı tasarruf tedbirlerini aldık. Öyle götürdük ve yeni yönetime teslim ettik. Bunun geleceğini 2018’in başlarından gördük. Üzerine pandemi de tuzu biberi oldu. Pandemi olmasa belki bu kadar şiddetli olmayacaktı ama krizin geldiği bir vakaydı. Yaşıyoruz ve görüyoruz. Türkiye’nin bu girdaptan çıkması gerekiyor. Ekonomi siyaseti, dış siyaset iç siyaseti ilgilendiriyor. Dünyada bir yönetilememe problemi var. Katma değer artıyor. Ülkeler ve dünya zenginleşiyor ama bölüşüm giderek tam tersi virüsün adaleti sabit gelirlinin ve işsizin aleyhine şiddetli bir şekilde azalıyor. Dünya ve ekonomi büyüyor ama bunu yaygınlaştırıp halka yayamıyoruz. Gelir dağılımı bozuluyor. Bu ülkelerin ve dünyanın yönetilemediğini gösteriyor. Bunun da gerekçesi olarak neo-liberal sistemin enstrümanlarının artık belli şirketlerin, büyük sermaye gruplarının tüm ülkelerin politikalarını belirlemesi onları seçmesi ve politikadaki düşüşün kişilerin nitelik olarak düşüşün sonucu olarak da bu insanlar -seçilen politikacılar- kendilerini seçen sermayeden yana karar almak zorundalar. Dolayısıyla dünya bir yönetilememe, gelir dağılımını adaletli bir şekilde dağıtamama sıkıntısıyla karşı karşıya” dedi.

BÜYÜKŞEHİR FİİLİ YATIRIMDA MERKEZİ HÜKÜMETİ GEÇTİ
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin fiili yatırımda merkezi hükümetten daha fazla yatırım yaptığını kaydeden Kocaoğlu, “İzmir’in ürettiği vergi gelirinin yüzde yüzü devlet bütçesine gidiyor. Oradan belli kalemler çıktıktan sonra kalan yüzde 5-6 civarı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesi olarak bize geliyor. Bizim en önemli kaynağımız o. Sonra İller Bankası’ndan bir miktar para geliyor. İller Bankası’ndan gelen para keyfe kederdir. Esas İzmirlinin ödediği vergiden aldığımız para bizim esas kaynağımızdır. Yani İzmir’in ürettiğinin yüzde 5’i biz 15 senede 1 katrilyon 804 trilyon lira borç ödedik. 17,5 milyar yatırım yaptık. 17 yıllık süre içerisinde merkezi hükümet 15 milyarlık yatırım yaptı. Bu yap-işlet-devret modelleriyle, ödenmemiş paralarla abartılabilir. Zaten devlet bütçesine baktığınız zaman hangi kente ne kadar para gittiği de orada açıkça görülür. Ben anımsamıyorum ve olduğunu sanmıyorum. 17 sene merkezi hükümet 15 sene Büyükşehir Belediyesi. Büyükşehir Belediye’si merkezi hükümetten 2 seneyi de sayarsak yüzde 25 daha fazla yatırım yapmış. Bu olağanüstü bir şey. Türkiye’de de örneği olduğunu sanmıyorum. Paranın nasıl yönetildiği, nasıl yatırım yapıldığı ve nasıl disiplinli çalışıldığının somut rakamlarla örneğidir.

Belediyelerin sıkı önlem alması gerektiğini söyleyen Kocaoğlu, "seçimden önce bürokrat arkadaşlarla gelen darboğaza karşı bir tasarruf edeceksiniz, masrafları kısacaksınız, toplu sözleşmelerde darboğaz geçiyoruz deyip mümkün olduğu kadar ücretleri az arttıracaksınız. Alınabilecek tedbirler belli. Bir aile bütçesinde ne yapıyorsanız onu yapacaksınız” dedi.

KÖRFEZİ BESLEYEN DERELERDE EN BÜYÜK SORUN VATANDAŞIN ATIKLARINI ATMASI
Siyaset anlayışında maddi çıkarı değil, devlet ve millet hizmet anlayışı bulunduğunu belirten Kocaoğlu,“Benim yoğurt yiyişim, siyaset anlayışım budur. Büyüklerimizden de öğrendiğimiz budur, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk de bize böyle bir siyaseti miras bırakmıştır. Körfez meselesine de bu samimiyete bakılmalıdır” dedi.

İzmir Körfezi’ndeki koku sorunu üzerine değerlendirme yapan Kocaoğlu, "Şimdi İzmir Körfezi, bir siyasetçi ne için siyaset yapar? Maddi manevi kendi ikbali için mi yoksa ülkesi, milleti, kenti en sonda kendi siyasi partisi için mi siyaset yapar? Özveride mi bulunur? Kimsenin bir kuruşuna tenezzül etmeden hatta gerekiyorsa kendi kısıtlı bütçesinden onurunu korumak için para mı harcar yoksa seçildiği mevki neyse kendi maddi manevi çıkarı için mi kullanır? Politikacıyı ben bu şekilde ikiye ayırıyorum. Ben birinci taraftayım. Bunu da 15 sene mahkemelerde, halkın önünde yaptığım yatırımlarla personelimle beraber uyguladım. Benim yoğurt yiyişim, siyaset anlayışım atadan gördüğüm budur. Büyüklerimizden gördüğümüz de budur. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk de bize böyle bir siyaseti miras bırakmıştır. Ben bu yoldayım.

Körfeze geldiğimizde, olaylara bu pencereden bakılmasının doğru olduğuna inanıyorum. Körfez Alyanak zamanından, arkasından Burhan Özfatura zamanında, sonra Çakmur zamanında, sonra Ahmet Priştina zamanında büyük kanalın bitirilmesi üzerine herkesin emeği var. Biz de aklın ve bilimin rehberliğinde, evrensel ahlak kurallarına uyarak hayal peşinde koşmayıp tartışarak doğru projeleri gerçekleştirmek üzere yola çıktık. 15 senelik başkanlık sürecimizde kimse bize ‘şu projen yanlış’ diye bir eleştiride bulunmadı. Kent ve ülke için çalışarak 15 sene geçirdik. Körfez bize geldiğinde büyük kanal projesi bitmişti. İZSU yatırımcı vasfını hemen hemen bırakmış ve işletmeci kimliğine girmişti. Bir ay sonra 21 ilçenin bağlanması ondan sonra da 30 ilçenin bağlanmasıyla oraların arıtma, kanalizasyon ve su problemleri temiz su verilmesi vs gibi İZSU yeniden yatırımcı bir kimliğe büründü. Aynı zamanda körfezi temizlemek bir projeydi ve zaman içerisinde temizlenecekti, çalışmalar devam ediyor. Bizim zamanımızda da şu an ki belediye yönetimi zamanında da iç körfeze Eski Gediz yatağı, Ilıca Deresi, Bornova Çayı Laka Deresi, Manda Çayı, Arap Deresi, Yeşildere akar. Bunların içerisinde Karşıyaka’dan gelen Ilıca Deresi’nden, Çiğli’den gelen Eski Gediz Yatağı’ndan, Bornova’dan gelen Laka ve Bornova Çayı’ndan herhangi bir malzeme veya atık gelmez, koku da olmaz, körfezi de doldurmaz. Esas Manda Çayı 3. Sanayi’nin içinden geçer çarpık kentleşmenin olduğu yerden geçer, sanayiciler dereyi çöp kovası gibi kullanır. Arap Deresi 1. ve 2. Sanayi’den geçer. Yeşildere ve Melez Karabağlar’daki sanayinin içinden geçer buraya insanlar her türlü atıklarını atarlar. Yağmur yağdığı zaman gelir. Bence proje mükemmel yapılmıştır. Su körfeze yanaştığı zaman durgunlaşır. Özellikle akıntısı yavaşlatılmıştır. Orada çökertilmesi ve yağmurlar dindikten sonra oraların temizlenmesi gerekmektedir. Yeşildere bu üç tane dereden bu malzemeler geldiği müddetçe yapılacak başka bir şey yoktur. Bir bilim insanı dereler arıtılmadan körfez temizlenmez dedi. Ben yoğun yağmurun yağdığı en az sekiz-on gece evden kalktım gittim Yalıçapkını’nın olduğu yere üç dere birden Yeşildere ile Arap Deresi birleşir tek koldan akar. Onun karşısından da Manda Çayı akar. Oraya Yalıçapkını’nın dibine durduğunuz zaman şakır şakır yağmur yağarken nasıl aktığını ve manzarayı görmeden bu suyu -sel suyunu- arıtacağım demek, böyle önerilen sistemi ben bilmiyorum. Bilen varsa ne yapılması gerektiğini…

KÖRFEZİ KORUMAMIZ LAZIM
İzmir Körfezi’nin temizlenmesi ile ilgili olarak merkezi hükümet nezdinde yaptıkları girişimlerden bahseden Kocaoğlu, “İzmir’in iki tane büyük zenginliği var. Biri körfez diğeri Bakırçay’ın Gediz’in Küçük Menderes’in Büyük Menderes’in suladığı ovalar. Denizli, Aydın, Muğla, Balıkesir, Manisa alacaksınız ve İzmir’in tarım arazilerini alacaksınız. İzmir’in dünyaya açılması İzmir’in limanının bir önem kazanması, büyümesi, bugüne kadar yaşaması, limanı ve geri sahasındaki beş tane ürünü üretilmesinin dünya ticaretine katılmasıyla zenginleşmesidir. Ürünler pamuk, zeytin, zeytinyağı, incir, üzüm ve tütündür. Şimdi bizim Kadifekale’ye çıktığınız zaman açık havada körfezin ne hale geldiğini dolduğunu sadece Yenikale’de 100-150 metrelik bir boğazın kaldığını güneyinin tamamen sığlaştığını görürsünüz.Yenikale’de liman yolunun dışında kuzeyden gelen bu şeylerle beraber dolmuştur. Biz körfezi dolduracak mıyız yani Efes Antik Kenti, Milas Antik Kenti mi olacağız? Milas’ta bir liman kenti, Efes de. Ne yapmamız lazım? Körfezi korumamız lazım. Bu hem canlıların yaşaması ve üremesi açısından önemli hem de liman faaliyetleri açısından önemli. Bu çalışmaya karar verdiğimizde ve bir hazırlık dosyası hazırladığımda Sayın Binali Yıldırım Bey ‘bir dosya hazırladım körfezle ilgili bunu yalnız siz okursanız konunun önemini anlayacağınızı ve gerekli talimatı vereceğinize inanıyorum’ deyip verdim. O da en kısa zamanda döndü doğru proje destekliyorum dedi. Devlet Demiryolları Liman’ı işletiyor. TCDD Yenikale’den limana kadar navigasyon yolunu yani gemilerin sefer yaptığı alanı genişletecek, derinleştirecek üçüncü nesil gemileri açacak. Biz de şimdi körfezdeki kirlilik atık aktığından değil, saydığım üç tane dereden gelenler orada çökeliyor, alıyoruz ondan sonra koku kalmıyor. Önemli olan kuzeyden gelen sığlaşmadan dolayı normal akıntı güneyden geliyor, sığlaşmadan dolayı geri dönemiyor. Geri dönemediği için de suyun oksijeni azalıyor, dolayısıyla su kalitesi düşüyor. O zaman bizim sirkülasyon kanalı dediğimiz 13,5 km bir kanal yapmamız gerekiyor. Yani güneyden gelen suyun akıntıyla kuzeyden geri dönmesi ve taze suyun gelerek suyun kalitesinin ve verimliliğinin sağlanması gerekiyor. Körfez projesi budur. Bu projeyi TCDD ile bir protokol yaparak çalışmaya başladık. İhaleye çıkmadan önce körfezin bilinirliğini 1832 yılında Fransızlar bir inceleme yapmış onun kitapçığını bana vermişti -kütüphanemde de bulamıyorum- onu da okudum ve biz 9 Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri’ne Gökdeniz Hoca’nın başkanlığında bir ekip bu çalışmaları körfezde yaptı. Sonra biz projelendirme sürecine başlayacağız tam bir değerlendirme almak istedik Deniz Bilimleri’nden bu derelerden akan sular arıtılsın denen sayın öğretim üyesi ‘ben bu çalışmayı doğru bulmuyorum ben de çalışma yapacağım’ dedi. 5-6 ay da onunla oyalandık tekrar bedel ödeyerek. Onun çalışmasını da aldık. Sonra ihaleye çıktık ve Yüksel Proje, proje ve ÇED ihalesine çıktı. Yüksel Proje kazandı. Projeyi de Işıkhan Bey diye konusunda uzman bir öğretim üyesi aynı zamanda projeyi yürüttü ve ÇED raporu alındı. Yapılacak kanalın bütün hesaplamaları yapıldı. ÇED raporu da alındıktan sonra bizim zamanımızda bunun uygulama projesi yapılması için ihaleye çıkıldı, ben o noktaya kadar biliyorum. Onu da bir mütehattit firma aldı. Ben belediyenin içişlerinde kimseye bilgi sormuyorum, basına ne düşerse o” dedi.

SİRKÜLASYON KANALI DERDE DEVA OLUR
Körfezin temizliğinde sirkülasyon kanalının önemine işaret eden Kocaoğlu, “Tunç Soyer’in değerlendirmesine saygı duyuyorum. Mutlaka bilimsel bir dayanağı vardır. Bizim de kendi bilimsel bir dayanağımız var. Onu kamuoyuyla paylaşır, karar şu anda erkin başında Tunç Soyer vardır. O yapar yapmaz kararına saygı duymaktan başka yapacak bir şeyimiz yok. Bu arada şansımız yaver gitti tüp geçit projesinde ÇED sürecinin tamamlanmasında da aynı Yüksel Proje aldı. İkisini kıyaslama şansı oldu. Eğer tüp geçit yapılırsa bizim yaptığımız yatırımın hayata geçmesi ve o kastedilen sirkülasyon olması için tüp geçidi yapanın çok daha büyük bir alanda tarama yapması gerektiği görüşü çıktı ve o da dosyalara girdi.

Ben ihaleye çıkmayacağım dedim. Tarama yapmayacağım ayrı şey ihaleye çıkmayacağım ayrı şey. Tüp geçidin ne olacağı, yapılırsa bile yapan kurumun öngörülen büyük taramayı yapıp yapmayacağı belli olmadığı için benim de kafamda yapılmayacağına dair soru işareti olduğu için şantiye imkanları ile yapacağım, körfezden bir avuç toprak alsam götürsem bir kenara koysam körfezi akıntısına faydası var. Bir pompa almıştık, pompanın ihalesine çıktık burada Ata Sanayi’nde mühendis baba ile oğul yaptılar getirdiler, çalıştırdık. Homo dalyanını da orada temizledik ve bugün homo dalyanı balık üretiyor. Onu da Ege Üniversitesi Su Ürünleri ile beraber tek kalan dalyanı da kurtardık. Şimdi balık üretiliyor ve balıkçılar oradan para kazanıyor. Bunların hepsinin bir direnç noktası var. Direnç noktası şu; çevre bilincinin büyük çoğunluğunda -çevreci diye yola çıkan arkadaşlar büyük saygı duyuyorum ben de en az onlar kadar çevreciyim. Çevreci arkadaşların çevre konusundaki durumlarını, davranışlarını 15 sene izledim. Bunu Kültürpark’ta, Homo Dalyanı’nda, Kuş Cenneti’nde gördüm. Biz koruyalım, tabi koruyacağız. Biz müdahale etmeyelim, korumak ve yaşatmak için aklın ve bilimin rehberliğinde müdahale edeceğiz. Körfez Projesi böyle bir projedir. Biz Kuş Cenneti’nde yaptığımız şeyler için mahkemeye verildik çevreciler tarafından. Bu korumak değil, ölüme terk etmek. Doğayı ölüme terk etmek korumak değil. İyileştirerek, geliştirerek, özelliğini koruyarak müdahale ederek korumanız yani sürdürülebilirliği sağlamanız gerekiyor. Çevrecinin de yöneticinin de temel görevlerinden bir tanesi bu. Körfez Projesi böyle bir projedir.

Körfezde donup kalan bir şey yok. Şu anda da uygulama projesi belediyeye teslim edilmek üzere. ÇED raporunu aldık. Bundan sonra sirkülasyon kanalı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin görevi. Navigasyon Kanalı da TCDD’nin görevi. ÇED bitti, ortaklık bitti. Benim de ÇED’im var sirkülasyon kanalı için onun da ÇED’i var liman yanaşma kanalı için.

TCDD’nin navigasyon kanalını yapması lazım. Geç kalmıştır. Körfez kendi kendini temizlemez çünkü sirkülasyon yok. Taze suyun girmesi lazım. Kokunun sebebi derelerden gelen ve oradaki meleze biriken şimdi temizlendi mi bilmiyorum şu an koku yoktur” dedi.

SİRKÜLASYON KANALI YAPILSIN 1 SENEYE YÜZÜLÜR
Kocaoğlu açıklamasında "Sirkülasyon kanalı bittikten bir sene sonra yüzülür. Şu anda körfeze girip yüzerseniz hiçbir mikrop yok. Şu anda körfezde mikrop açısından yüzülür ama bu su ideal midir, oksijeni ve kalitesi yeterli midir o tartışılır. Nereden girersen gir körfezde yüz hiçbir şey bulaşmaz çünkü atık gelmiyor. Yılların çamuru vardır, yüzergezerler ile temizlenecek kendine gelecek. TCDD Ege Denizi’nin buradan Antalya’ya kadar en büyük limanı İzmir’di. Düne kadar İzmir elleşleme limanı idi. Yani büyük gemilerin gelip burada dağıtılıp küçük gemilere yüklenerek nereye gidecekse Ege Bölgesi’nde nereye gidecekse orada elleşleme yani ayrıştırma özelliği olan bir limandı. Derinlik yetmediği için, üçüncü nesil gemilere 14-16 metre derinlik gerektiği için bizim elleşleme limanı özelliğimiz Pire Limanı’na gitti. Ege Bölgesi’ne giren gemilerin taşıdığı yüklerin en az yüzde sekseni Türkiye ile ilgili yüzde yirmisi Yunanistan ile ilgili. Körfez’de biri yerli biri yabancı iki firma sürekli gemilerini görürsünüz. Onlar sürekli Pire ile İzmir arasında orada elleşlenen İzmir’e ait ürünleri taşırlar. Yani İzmir birinci liman iken büyük gemiler giremediği için Pire’ye kaptırdı. Bunu TCDD’nin acilen yapması gerekiyor. Onu yaptığı zaman benim öngörüm İzmir Limanı’nın TCDD’nin liman gelirleri 3 kat artıyor. Kapasite ve gelir de artıyor. Zaten o taramanın içerisinde Melez’in de taranması var. Biz de sirkülasyon kanalını bağımsız olarak yapabiliriz. Güneyden 10 metre derinlikten su geliyor kuzeyden çıkamıyor. Kuzeyde alüvyondan dolayı tıkalı olduğu için su sirkülasyonu olmuyor. Onu biz yaptığımız zaman körfezi kurtarıyoruz. Sade göl olması değil bir müddet sonra işlevsiz hale gelmesi söz konusu. İzmir Körfezi balık çeşidi, niteliği ve niceliği açısından Ege Bölgesi’nin en büyük hazinesi. Körfez hem ekonomik hem çevre olarak üzerinde dikkatle durulması… Sirkülasyon kanalına aldığımız pompa bir tane büyük kepçe iki tane mavna ile öngördüğümüz adaya sürekli, önce üç metre kazarsın sonra iki metre daha kazarsın. Nasıl Baltık Limanları’nda 365 gün tarama yapılıyorsa… Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Git Baltık Ülkeleri’ne gör taramayı gel burada yap veyahut oku" dedi.

İzmir'^deki enerji yatırımların hukuka ve yaşama uygun olması gerektiğini vurgulayan Kocaoğlu, "Türkiye’de rüzgar, güneş, jeotermal var mı bunların hepsinden istifade edilecek. Biz güneş enerjisi için yer seçimini yerinde yapmadığımız için kentin içerisinde, köyün içerisinde, hayvanların yaşadığı yere ve sürülerin geçiş istikametine bakmadan Ankara’dan karar veriliği için ister istemez insanlar rüzgar gülüne çevreciler karşı çıkıyor, haklılar. Ben rüzgar, güneş enerjilerinde ve jeotermalden istifade edilmesinin ülkenin kalkınması için birincil koşul olarak görüyorum ve destekliyorum. Tek şartım var kuralına uygun yapılsın. Aydın’da jeotermale karşı çıkılıyor. Re-enjeksiyon yapıyoruz diyorlar. Bin metreden aldıysan bin metreye aynı havuza re-enjeksiyon yaparsın. Oraya enjeksiyon yapman lazım. Ya yapılmıyor ya da hatalı yapılıyor ondan sonra oranın bitki örtüsünü mahvediyor. Artı su buharı veriyor. Efendim H2O diyor. H2O’nun su olduğunu herkes biliyor, onu da söylemene gerek yok. Evet su buharı ama su buharı iklimi bozup nemini arttırıyor. İncir veyahut herhangi bir ürünün kalitesi bozuluyor. Ya su buharını absorbe edip onu da enjekte etmek çok mu zor? Buhar çıkmayacak. Bu enerjilere karşı olmak değil, bu enerjilerden istifade etmek. Bak İskandinav ülkelerinde yukarıda karın üstünde jeotermal ısıtma ile muz yetiştiriyorlar" dedi.

TÜP GEÇİDE KARŞI DEĞİLİM AMA…
Merkezi hükümet tarafından yapılması planlanan Tüp Geçit Projesi’ne karşı olmadığını belirten Kocaoğlu, “Hiçbir projeye, Çanakkale Köprüsü yapılmasın, benim böyle bir tarzım yok. Öncelik sıralaması. Kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız. Sınırlı kaynaklarla ihtiyaçları öyle bir sıraya koymak gerekiyor ki bu kayak çarpan etkisi yapsın ve en gerekli projelere gitsin o da ülkenin kalkınmasına milletin refahına katkıda bulunsun. Yöneticinin en önemli yapması gereken öncelik sıralamasını doğru yapıp kaynakları doğru kullanmak. Bugün Çanakkale Köprüsü yapılıyor. Bana göre erken yapılıyor. Yapılmasın demiyorum, siyasi malzeme olmak gibi bir niyetim yok. Zamanı önemli. Tüp geçit de, yapılmasın demiyorum. Tüp geçit ne getirecek, geçiş kaç paraya olacak? Bu sadece yarımadaya, çevre yoluna, Aydın yoluna, Manisa yoluna, Uşak yoluna cazip değil. Sadece yarımadaya geçecek. Bunun fizibilitesi düzgün bir biçimde, aklın ve bilimin rehberliğinde yapılırsa ne zaman yapılacağı… Bunlar büyük proje ama büyük proje büyük para, büyük borç. Ondan sonra hazineyi darboğaza sokarsın bugünkü gibi” dedi.

KENTSEL DÖNÜŞÜMDE MERKEZİ HÜKÜMET YALNIZ BIRAKTI
Kentsel dönüşüm konusunda karşılaştıkları zorluklardan bahseden Kocaoğlu, “

Kentsel dönüşümün anlamı ne, neyi içeriyor? Ben binayı yıktım -babamdan kalma bir binam vardı- yeni bina yaptım, bu kentsel dönüşüm müdür? Bu bina yenilemesi, dönüşüm demek bile doğru değil. Kentsel dönüşüm olarak bundan başka da bir şey yapılmadı Türkiye’de. Abdül Başkan’ın belli uygulamaları var o da tartışılabilir. Bi’ de bizim gerçek anlamda kimsenin burnunu kanatmadan, kimsenin bir kuruşluk hakkını yemeden ve adaleti ön plana çıkartarak. Kadifekale’de kaç yer kentsel dönüşüme tabi tuttum ben oradan aldım öbür tarafa. Çarpık yapıyı yıktığınız zaman onu yeşil alan da yapabilirsiniz yahut yerine sağlıklı bina da yapabilirsiniz. Kadifekale heyelan bölgesi olduğu için Uzundere’ye taşıdık. Anlaşmamız da 1700 küsür evi TOKİ’nin bize bilabedel vermesi gerekiyordu, vermedi. Rezil olmayalım diye parayla aldık. Diğerlerini de daha önce almıştım. Kentsel dönüşüm yapacağım vatandaş parayı alır yer evsiz kalmasın benim ev stoğum olsun ki ev önerebileyim diye hem TOKİ’deki konutları parayla aldım hem de Buca’da 578 konut yaptık. Yüzde yüz anlaşma ile herkesle mutabık kalarak hem Kadifekale’de hem Örnekköy’de hem de Uzundere’de. Orada iki etap ihaleye çıktık. Bana hep soruyorlardı bu kentsel dönüşüm ne zaman bitecek diye. Kentsel dönüşümün bitme ve gerçekleşme hızı tamamen ekonomiye bağlıdır. Konut arz ve talebine bağlıdır. Müteahhit geldi kimi yerde %50 ile kimi yerde %25 ile belediye ile ihaleye çıktı. Diyelim %25’le. 100 daire yaptı 25’ini oradaki mal sahibine verdi kendisine 75 daire kaldı. O 75 daireyi satabiliyorsa, para kazanabiliyorsa bu iş devam eder. Eğer kazanamıyorsa bu iş durur. Ekonomiye bağlıdır. Bu uygulamalar kentsel dönüşümün kimsenin hakkı yenmeden gerçekten dönüşüm için yapılan örnek proje ve uygulamadır. Ne oldu Sulukule’de, Fikitepe’de. Fikirtepe’de para lazım diyorlar. Kentsel dönüşüm için bir lira para lazım değil. Zaten arsası var, yoğunluk belli. Ben de yoğunluğu arttırmadım. Geçmişten beri yoğunluk var, o yoğunluk ile güzel proje yapıyorsun veriyorsun paylaştırıyorsun ve bitiyor. Alt yapısını, yolunu yapıyorsun da zaten belediye katkıda bulunacak. Kentsel dönüşüm budur. Kentsel dönüşüm konusunda bir şeyler söylemiş sevdiğim bir arkadaştır milletvekilimiz ismini söylemeye gerek yok. O biraz kendi müteahhit penceresinden bakıyor. Ona da hak vermemek mümkün değil. Yeditepe bir faciadır. Bu doğru değildir. Biz Uzundere’de temel attıktan sonra getirdiler eski Kayseri Belediye Başkanımızı, bakanımızı. Orada ayaküstü temel attırdılar. Heyelan bölgesinde zemini ve etütleri yapılabilir hale getirdiler, yanlıştır. Oradaki doğanın eskisine ve bugününe bakın. Bir sürü kaymalar oldu. Bunlar yanlış şeyler. Korkusuz ve cesur olmak güzel. İş yapmak için gerekebilir ama hiçbir zaman aklın ve bilimin rehberliğinden, evrensel ahlak kurallarından ayrılmayacaksın. Vatanın, milletin, vatandaşın lehine ise riske gireceksin” dedi.

OTOBÜS ZARAR, TRAMVAY KAR YAZIYOR
Görev sürecinde Büyükşehir finans yapısının bozulmamasını tasarruf sayesinde sağladıklarını belirten Kocaoğlu, “Ben vapurlara ve raylı sisteme kredi aldım. Raylı sisteme neden kredi aldım? Raylı sistemi yapım süresinin büyük bir bölümünü ödemesiz kredi bulursam sınırsız borçlanırım. Neden? Raylı sistemde bir yolcuyu 90 dakika var iken 65 yaş üstü bedava iken öğrenci, engelli indirimi var iken bize maliyeti binen yolcunun 80 kuruş ile 1 lira arasında değişiyor. Belki şimdi rakamlar değiştirmiştir. Otobüste ise 3 ila 3,5 lira arasında. Biz tüm binen yolcuyu topladığımız hasılata böldüğümüz zaman 145 kuruş kişi başı tahsilat yapıyoruz. Özet olarak raylı sistem 1 lira diyelim maliyet olarak 45 kuruş binen yolcu başına para kazanıyor. 3,5 lira ise 2,05 lira, 3 lira ise 155 kuruş otobüse her binen yolcu açısından zarar ediyoruz. Otobüsten raylı sisteme ne kadar yolcu aktarırsam, raylı sistemi ne kadar çabuk toparlarsam o kadar ESHOT’un ve büyükşehrin zararını azaltıyorum. Bu 145 kuruş hem ana parayı hem faizi ödüyor bir de sana para kalıyor. Zaten böyle yatırım yaptığımız için İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin finans yapısı bozulmadı. Öbür türlü borçlansaydık o zaman finans yapısı bozulurdu. Bu ekonomi yapısı İzmir’i sonsuza kadar götürür. Yönetirsen sonsuza kadar götürür. Tasarruf edeceksin. Hele bir de bu krizde, daha sıkı tedbirler alacaksın. Yatırımı dediğim şekilde, geriye dönmeyecek yatırımı öz kaynakla, raylı sistem gibi cazip yatırımları… Mesela çok görüşme şansım olmadı o zaman Enerji Bakanı idi Sayın Berat Albayrak Beyefendi. Biz İZSU’da 150 milyon lira senelik elektrik parası ödüyoruz. Diğer ESHOT vs 20 milyon civarında elektrik parası ödüyor. ESHOT’a şimdi elektrikli otobüsler filan da gelecek. Benim de kredi biltem var. Sayın Albayrak’tan 8-10 defa randevu istedim. Bana lisans verin. Rüzgar, güneş, jeotermal lisansı. Ben yatırım yapayım. Fazlası devletin olsun ama ürettiğim elektrik benim harcadığım elektrikten düşsün ve en az 150 milyon lira belediyeyi zenginleştireyim. O zaman 60-70 milyondu 1 kilometre metronun maliyeti, senede 2 km metro yaparım. Kaynak yaratmak bu, belediye limon satarak kaynak yaratamaz. Belediye böyle kaynak yaratır” dedi.

HARMANDALI TESİS İÇİN EN ZARARSIZ YERDİ
Katı Atık Tesisi sorunu için konuşan Kocaoğlu, “Harmandalı’nın üstündeki yer en zararsız yerdir. Bütün meslek odaları götürdüm oraya. Onlarla da mutabık kaldık. Orada merkezi hükümetin biraz iyi niyetle bakması lazım. Evsel atıkların enerjiye dönüştürülerek ayrıştırılması İzmir’in önündeki önemli projelerden bir tanesi. Bunun yapılamamasının nedeni yersizliktir. 15 sene yer aradım. Yukarısının arkanda durup tamam demesi lazım. Arazi önemli değil belediye hazineden de alır. Yer seçimi önemlidir. Yer seçiminde mutabık kalalım. Çevre Bakanı ‘tamam kardeşim burası uygundur’ desin, incelesin beraber kol kola gelip alalım ruhsatımızı. Yapma görevi bizde. Biz yapalım” dedi.

ORADA BİR HATA YAPTIM
“Benim asıl canımı sıkan şey kongre merkezidir” diyen Kocaoğlu, “Esas canımı sıkan şey, bugün de keşke böyle yapmasaydım dediğim konu; Kongre Merkezi’dir. İzmir tarımla, hayvancılıkla, turizmle ve hizmet sektörüyle büyüyecek, kaynak üretecek, döviz üretecek. Bununla sanayi yatırımı yapacak, teknoloji yatırımı yapacak. Sağlığa ve eğitime kaynak yaratacak. Bu dört tanesinden, ihracatından turizme ağırlamasında döviz üretmek zorunda. Buna en uygun olan yer İzmir ve Ege Bölgesi. Hayvancılık, tarım, turizm, hizmet sektörü. Çeşitlendirerek. Termal, ören yeri turizmi var. Kemeraltı’nın ıslahı var. İzmir Fuarı’nı yaptık, otellerin doluluk oranı arttı. Biz İzmir Fuarı’nın yanında kongre merkezi yeri var ama kentin oraya kongre merkezi yaptığın zaman kentin merkezini çökertiyorsun. Fuarı ister istemez yük olduğu için ağırlık verdiği için kentin merkezine oraya taşıdık. Fuarın, Kültürpark’ın hollerinin yerine bir kongre merkezi yapılması gerekiyordu. Orada ben bir hata yaptım. Ben, para harcamayalım zaten yükseklikleri yeterli, içeriden dışarıdan bu hazır binayı restore edelim, ses izolasyonunu yapalım akustiğini yapalım ve kongre merkezi işini halledelim. Sonra gelişirse kongrecilik fuarın yanına yaparız, İnciraltı planlanır oraya yapılır vs. Burada bir görelim dedik. Bürokrat arkadaşlar otopark konusunda beni ikna ettiler. Bunun altına otopark yapalım diye. Otopark bana ağır bastı. Ondan sonra Kültürpark Platformu vs. projeyi yaptık anlattık ona bile bakmaya tenezzül etmedi arkadaşlar. O proje kaldı. Otoparkı pas geçip yapsaydım bugün fuar kadar İzmir’e hizmet sektöründe turizmde katkısı olacaktı. Hollerin yerine keşke kongre merkezi yapsaydım” dedi.

KÜLTÜRPARK’TA PAZAR YERİ OLMAZ
Kültürpark’a Pazar yeri yapılmasına karşı olduğunu söyleyen Kocaoğlu, “"Bazı binaların yıkımı zaten projede var. Şu anki Kültürpark revize projesini bilmiyorum, bizim projemiz vardı ona uygun mu yapıyorlar yapmıyorlar mı bilmiyorum. Hatta Pakistan Pavyonu’nda sunum yaptık ziyaretçiler geldi. Şu anki durumu bilmiyorum. Üniversiteye tahsis ettim. Senede 50 tane arkadaş 3 sene toplamda 150 çocuk teorik ders alacaktı. Ona karşı çıktılar. Bu Kültürpark’ın ahengini bozar dediler. Gerisini ben söylemeyeyim herkes biliyor zaten. Ondan sonra Pazar kuruldu. Alsancaklılar memnun ama Kültürpark’a pazar yapılır mı? Kooperatifmiş de bilmem neymiş de bunların hepsi hikaye. Kültürpark’a pazar yapılmaz. Ben Kültürpark’a ‘p’ deseydim tefe koyarlardı. Lozan Kapısı’nda idi şimdi 26 Ağustos Kapısı’na almışlar. Yapılmaz. Kültürpark’ta pazar olmaz. Bizim öngördüğümüz projede kongre merkezi olur, spor alanı olur, her türlü işlev olur, kültür-sanat olur, pazar olmaz. İzmirli pazar diyorsa ben yanlış ve eksik düşünüyorum demektir. Oradaki bütün doğal olmayan parke taşları vs. hepsi kalkacak. Yaşlanan ağaçlara rehabilitasyon yapılacak 15 senelik proje bu. Onlar yapılır, proje ellerinde ne yaparlar bilmiyorum. İlhan Tekel Hoca’nın başkanlığında katılımcı bir anlayışla yapılan projedir, karşı çıkılabilir. İncelenmesinde fayda var" dedi” dedi.

ALSANCAK’A ALT GEÇİT ÖNEMLİ
Alsancak’a yapılması planlanan alt geçit projesinin önemine değinen Aziz Kocaoğlu, “Üçkuyular’da altgeçit değil üst geçidin daha doğru olacağına karar vermiştik. Alsancak’ta altgeçit olmasına karar vermiştik. Bunlar önemli. Altgeçit ve üst geçidi çok arttırmamak lazım kentin geleceği için… Bunlar yayayı yok eder. Yaya trafiğini etkilemek demek kentin akışını bozmak demektir. Pandemiden sonra can tatlı, insanlar toplu taşıma yerine arabalarını tercih ettiler. Trafiğin nedenini de budur” dedi.

İNCİRALTI VE ÇEŞME’DE ÖNCE PLANA BAKILMALI
Çeşme ve İnciraltı’nda devam eden plan süreci hakkında düşüncelerini söyleyen Kocaoğlu, “Çeşme planlarında belediye başkanımız sağ olsun ‘ben ikna oldum’ diyor. Planı gördün mü? Yoğunluğu, yüklene fonksiyonları gördün mü? Hayır. Nasıl ikna oldun arkadaş? İnciraltı planlarına -ben şimdi Tunç Soyer arkadaşımızın yerindeyim- görürsem eğer kentin planlama ilkelerine benim dediğim değil aklın ve bilimin söylediği uygunsa sürdürülebilir bir plansa tabi ki evet tabi ki desteklenir ama değilse sadece ve sadece ben yaptım oldu mantığıyla planlanırsa planlama, şehircilik, bölge planları ilkelerine uymadan yapılırsa yarın bir çarpık kentleşmenin hızını arttırırsınız. Başka da bir işe yaramazsın. Artık şunu herkesin bilmesi gerekir ki tüm dünyada ve ülkemizde bir kat fazla bir metre kare geniş inşaat yapmak hiçbir getiri sağlamıyor. O binaya ve arsaya yerine ve durumuna proje yapmanız gerekiyor. Orada değerlendirilecek ve katkı koyacak hem yapan yatırımcıya geri dönüş hızını arttıracak hem de kente katkıda bulunacak projelere öncelik vermek gerekiyor. Bunu da aklın ve bilimin ışığında yapmanız gerekir. İstemezikçü ilan edilmek kötü bir şey midir? Eğer gerekçesini izah edebiliyorsanız. Yanlışa hayır demek yanlışa karşı durmak yanlışa dava açıp hukuki mücadele vermek kötü bir şey midir? Kentin yararına ise en fazla biz istiyoruz zaten. Belediye başkanının temel görevi bu, kenti kalkındırmak. Türkiye belediyecilik tarihi 160 yıldır. İlk İstanbul’la başlıyor. İzmir’inki 150 küsur yıl. İlk belediye başkanıyım ben, belediye hizmetleri yasa ile verilen görevi bütçem ve olanaklarım nispetinde yapmak temel görevim, yapmazsam belediye başkanlığı yapmış sayılmam. Ben belediye başkanlığını başka bir boyuta taşıyorum. Kentin kalkınmasından, refahından, kentlinin lokmasının ve ekmeğinin büyümesinden de sorumluyum. Ona göre yol haritasını belirleyeceğim kenti kalkındıracağım diyen ilk belediye başkanıyım. Tarım da söyledi, hayvancılar söyledi hakkımı teslim ettiler. Aynı şeyi ben hizmet sektörü için, turizm için, sanayi için de yaptım. Kemeraltı için de yaptım. Kalkınma topyekûndur, sadece tarımla, turizmle olmaz. Sadece Kemeraltı’nı kalkındırarak olmaz. Hepsi bir bütündür. Hepsini birden kalkındırmanız gerekiyor. 30 küsur tane ören yerini her sene milyonlarca lira vererek ören yerlerinin açılmasını sağladık. İşte Roma Antik Tiyatrosu. Sadece adı varmış. İşte Agora. Diğer bütün şeyler” dedi.

YÜKSEK YAPIYA EVET DEDİK AMA...
Kördüğüm haline gelen Basmane Çukuru konusu için ise “Orada Zorlu’nun binası söz konusu. Zorlu’nun elinde yaklaşık 6 bin metrekare iki tane arsa var. Bu arsanın bir tanesi belediyeye kalsın yeşil alan olsun, bunun yoğunluğunu buraya verelim. Sonra orada seçim arifesinde bir proje onaylandı Konak Belediyesi tarafından. Bizim Büyükşehir olarak haberimiz yok. O sınırlanabilirdi. Zaten nefes alacak yer yok. O arsanın kamuya kalması cazip geldi. Yüksek yapıya evet dedik ama o yüksek yapıyı da sınırlamak mümkün. Hilton 31 kat düşürülür 30 kata biter. Biraz daha genişler yer var çünkü” dedi.

KAR YILI VARDIR, AR YILI VARDIR…
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in pandemi dönemindeki performansını değerlendiren Kocaoğlu, “Ben o konuda şimdi hiçbir şey söyleyemem. Bir; o şekilde takip etmiyorum sadece basından takip ediyorum. Belediyenin işleyişini bilmiyorum ve ilgilenmiyorum. Hayatımda hiç ispiyon işlerinden anlamadım ispiyon da kullanmadım. Ben iyi niyetli arkadaşların ekibiyle beraber çalıştığına inanıyorum. Tabi bir kriz yaşıyoruz. Pandemi ayrı, pandemi gelmese de ekonomik kriz vardı. Bu süreci bürokratlarla beraber mutlaka yapıyorlardır. Kılı kırk yararak her dönem yatırım yapma dönemi değildir. Kar yılı vardır ar yılı vardır. Ar yılı gemiyi karaya oturtmadan yoluna devam ettirmektir. Düzeni, sistemi ve kurumu korumaktır. Ben arkadaşların bunu başaracak yetenekte olduklarını, bir araya geldiklerinde çok akıllı düzgün programlar uygulayıp kararlar alıp gideceklerine inanıyorum. Çalışacaklar, üretecekler. Bize bir şey düşerse biz her zaman katkıda bulunmaya hazırız. Ben halef selef olmuşum. Benim eleştirilmem ayrı şey. Tunç Bey’in de başkaları tarafından eleştirilmesi ayrı şey ama ben halef selef olmuşum. Benim eleştirmem doğru değil. Konuşmamda en çok kullandığım ‘aklın ve bilimin rehberliğinde evrensel ahlak kurallarına uyarak işimizi yapacağız’. Bu rehberi aldıktan sonra hata yapmak şansın yok” dedi.

İZMİR’DE 3 GECE BİLE KALMAMIŞ KİŞİLER ÖRGÜTÜ DİZAYN ETMEYE KALKTI
CHP PM üyesi Devrim Barış Çelik, SonSöz TV’deki yayında Başkan Tunç Soyer’in örgütleri dizayn etmediğini ve belediyecilik konusuna yoğunlaştığını belirterek Kocaoğlu döneminde durumun tam tersi olduğu söylemişti. Çelik üzerinden isim vermeden oklarını İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’a yönelten Kocaoğlu,“Yeni PM Üyesi arkadaşımız Aziz Kocaoğlu müdahale ediyordu gibi açıklamalar yapmış. Tunç Başkan’la beni kıyaslamış. Onun da siyasete bakışını belirtmiş. Kendisine de başarılar diliyorum. Benim Ankara’dan İzmir’le alakası olmayan milletvekili oluncaya kadar İzmir’de üç gece kalmayan birisinin gelip de İzmir’i dizayn etmeye çalıştığı anda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı yıllardır siyasette düzgün siyaset yapacağım diye ömrünü adamış bir adamın kenti bu tür adamlara teslim etmesi mümkün değildir. Böyle bir şey yoktur. İki defa geldi iki defa gitti. On defa gelse on defa gider. Öyle şey yok. İzmir Türkiye’nin en ileri kenti. ‘99’da barajın altında kaldığımızda CHP’nin Türkiye’de oyu %9,8’di İzmir’de de oyu %9,8’di. İzmir’de oyu yüzde kaç oldu Türkiye’de oyu yüzde kaç oldu? Bu değişimde sadece benim değil mevcut belediye başkanlarının katkısı oldu mu, olmadı mı? Kendiliğinden mi İzmir CHP’li oldu. Onu arkadaşların değerlendirmesi lazım” dedi.

 
Mide asidi önleyici ilaç kullananlar için Covid-19 uyarısı
 
Osman Baydemir hakkında kırmızı bülten talebi
YORUMLAR
Toplam 15 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
ali 18 Eylül 2020 Cuma 11:48

siyasette dün yok.dünün değeri mezarlığa gittiğinizde biliniyor.o zamanda kimseyi göremiyorsunuz.hizmetleriniz için teşekkürler...emekliliğinizin keyfini yaşayınız.

Yorumu oyla      1      1  
Rıza 18 Eylül 2020 Cuma 10:07

CHP de Tuncay Özkana neden bu kadar yükleniliyor anlamak mümkün değil. Adamın verdiği devasa katkı ve İzmirli biri ile evli olup burada oturmasına rağmen hala sanki uzaydan gelmiş anlatımı hoş olmamış başkan.Zannedersen 3 veya 5 yıl içeride tutanlar yetmemiş birde ulusalcı olmayanların gazabına uğramış.

Yorumu oyla      2      2  
birisi 18 Eylül 2020 Cuma 08:34

'kentin geleceği için alt ve üst geçit çok yaptırmamak lazım mış mış..' iyiki gittin. neyin kafası bu. hayır gitti de birşey mi değişti aynı zihniyet... eyvah ki eyvah

Yorumu oyla      1      2  
Büyük Başkan 17 Eylül 2020 Perşembe 22:19

İşe aldı, ekmek verdi. Ölsem unutmam, nankörlük etmem. Ellerinden öperim Aziz Başkanım

Yorumu oyla      12      3  
ibrahim Yüncü 17 Eylül 2020 Perşembe 21:31

Alsancak alt geçit boğaz geçişini büyük oranda rahatlatır, Öncelik verilmeli. Üçkuyular bir facia yaşanıyor, trafik kilit halinde bir değil birkaç viyadük gerek. Kültürpark'a gelince; O alanın bir tarihi yansıttığının farkında mı değiller? Orası bir açıkhava müzesidir. 26 Ağustos kapısı- Lozan-Montrö- 9 Eylül bunlar tesadüfen konmuş isimler değildir. Anlaşılmadığına göre o kapılara anlamını, açıklamalarını da yazmak vurgulamak gerek. zaten bunları bilseler müze değerindeki bir alan pazaryeri yapmazlardı.

Yorumu oyla      8      0  
Partili 17 Eylül 2020 Perşembe 21:25

Değerli başkan yokluğunuz apaçık hissediliyor. Dik duruşunuz, konulara bakışınız ve hizmetleriniz ile İzmir’in şu andaki durumu kenti kaybetmişiz gibi hissettiriyor. Partiyi ideolojik olarak kaybetsek de sizler umut kaynağımızsınız. Yerinize gelen zat sizinle kıyaslanmayacak kadar pasif ve bir o kadar gereksiz işlerle ilgileniyor. Kendisi bu alanda bir şirket kurup başkanlığı bırakmalıdır. Tramvay istikameti dışında yaptığınız her işi gönülden destekledik ve sizin kıymetinizi bir kez daha anladık. Gönülden sevgiler sunuyorum.

Yorumu oyla      5      1  
izmirli 17 Eylül 2020 Perşembe 21:20

15 yılda esaslı kadroyu kuramadın başkan.

Yorumu oyla      6      5  
Hasan 17 Eylül 2020 Perşembe 18:59

Sizi arıyoruz Aziz Başkan. İyi ki varsınız.

Yorumu oyla      3      3  
Gökmen Dunar 17 Eylül 2020 Perşembe 18:49

Değerli başkan fayton projesi ben ticaret odası ve kültür bakanlığı ile yapacak hale geldim biz ibb olarak yapalım denildi tamam dedim ihale başlamadan yanınınız da olan hanfendi atlar holanda dan geldi demişti fiyasko ülke sınırları içinden toplandı tabi sözünün eri olan başkan bu at barınakların başına beni geçirdi sözde sonrası fayton müdürü olarak başkası geldi fayton başkanı olarak otobüs temizlemeye gönderildim tabi yanınız da olan hanfendi söylemi cingeneden mudur değil ancak kapımda köpek olur. Demesini unutmadık tabi 5 yıl otobüs temizle derken 15 temmuz gecesi cumhurbaşkanı halka sokağa çıkın dedi bizde çıktık sabah oldu mevcut atölye müdürü cumhurbaşkanı için ifadeler kullandı şahitler e güvenerek mahkeme açtık şahitler iş den atılma korkusu verildi mahkemeyi kaybettik aziz bey de demiş ki ben olduğum sürece bir tane roman insani işten atamaz kendimizi kapı önünde bulduk hemde tazminatsız Aziz bey bu chp sizin sayeniz de kaybetti şu handaki ibb başkanı Tunç bey sevilen başkan senin ve ekibin yaptıkları herkes bilir benin hakkım önce sana sonra oo bayan var herkesi işinden su dan sebepler ile atan bayana helal olmasın aziz bey sizin sayfanız bu şehir de kapandı sokaklar da gezerken insanlar size nasıl bakıyor Fakat Tunç başkan sokaklar da korumasız ve sevgi ile gezerken sevgi ole karşılanıyor bu yüzden çamur atmadan önce kendi üzerinde olan vebali temizle mesela benim 5 yıllık tazminatı kendi cebinden ödeyerek

Yorumu oyla      2      9  
Lombak-Reviving Saint? 17 Eylül 2020 Perşembe 18:10

Nerede hata yapıldığı hep görev sonrası anlatılır ya. Niye kenti yönettiği 15 yıl boyunca derelere işletmelerin deşarj ettikleri atıklar durdurulmadı? Açıklamaya muhtaç.

Yorumu oyla      6      5  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
'Unvanlar değişebilir, hizmet yarışı devam eder'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AK Parti'de unvanlar değişebilir ama millete ülkeye ...
Karamollaoğlu, ittifak için iki partiye göz kırptı
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Ali Babacan'ın lideri ...
CHP'li Polat'tan bakanlığa 'tıbbi cihaz' sorusu!
CHP YDK Üyesi ve İzmir Milletvekili Mahir Polat, Tıbbi Cihaz ve tedarik ...
 
İYİ Partili Kırkpınar'dan '2024 seçimi ve müzakere' mesajı: İzmir'de 15 ilçeyi alırız!
2024 yılında yapılması planlanan yerel seçimler ile ilgili açıklamalarda ...
CHP'li Kılıç'tan İESOB'ye ziyaret: Esnaftan hükümete 5 talep!
CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, 33. Ahilik Haftası nedeniyle ...
Kentsel dönüşümde ‘İzmir Modeli’ arayışı
AK Parti İzmir Milletvekili Necip Nasır, Narlıdere Belediye Başkanı Ali ...
 
Kılıçdaroğlu'ndan Tabipler Birliği'ne destek
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, koronavirüs vakalarına dikkat çekmek ...
Devlet Bahçeli'den 'siyah kurdele' tepkisi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türk Tabipler Birliği'nin sağlık kurumlarında ...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Menderes, Zorlu ve Polatkan için mesaj yayımladı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Merhum Menderes, Polatkan ve Zorlu'yu ...
 
Serdar DEĞİRMENCİ
Serdar DEĞİRMENCİ
Sözcü
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Ormanda yangın çıkarsa…
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Hey dönerci...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Akıl fukara olduğu zaman dil ukela olur!
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Sevgili Bekir Coşkun anısına
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Altın adam
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Siyasi haller
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Gogol’un paltosu
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Peynir, neden bu kadar pahalı?
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Sus… Sustukça sıra sana gelecek!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva